DOLAR 9,2620
EURO 10,7921
ALTIN 526,44
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Hafif Sağanak
İstanbul
21°C
Hafif Sağanak
Cts 19°C
Paz 17°C
Pts 17°C
Sal 18°C

Bir Dönüşümün Anatomisi – Farklı Kültürlerle Kaynaşma

Şampiyonumuz Viyana’ya gelmiş, şehrin sunduğu imkanları keşfederken kendine çevre edinmeye başlamış, iş ortağı ve dostu olmaya başlayan iş geliştirme yöneticisi Reese’nin aracılığıyla da “Internations” adlı sosyal ağdan haberdar olmuştu. Bir yandan iş hayatında rakibi olarak konumlandırılan, kendisine hayli zorluk yaşatan Johan ve şürekâsı (yöneticilerinin asistanı Crissy ve Johan’ın sağ kolu Helga) ile ortak bir zeminde anlaşmaya çalışıyor, yine de sert rüzgarlara maruz kalıyordu. Öte yandan da çevresini geliştirmek için kendisi gibi yurt dışında bulunup çalışan ve vatanından ayrı olanların buluşma platformu Internations’ın ilk toplantısına gitmeye hazırlanıyordu.

Şampiyonumuzun Yurt dışı kariyerine merhaba demesi, Viyana Çıkarması ve Yurt dışında çalışmanın renginin belli olması ardından VIP katına transfer olmuştu. Şimdi sıra işin ağır yüklerini dengelemek için olmazsa olmazı sosyalleşmekteydi.

Şampiyonumuz Reese’nin önerisiyle Internations organizasyonuna gitmeye karar verdi. Oradan kendisi ile irtibata geçen bir kadın “Şahane bir organizasyon var, beraberce canlı müzik dinleyecek yemek yiyeceğiz” demesi üzerine ikinci kere düşünmeden beş kız olacaklarını söyledikleri gruba kaydını yaptırdı. Viyana’nın güzel bir bölgesinde kulüpvari bir atmosferde gerçekleşen organizasyon yaklaşık 40 kişi kadardı. Kendisini Internations portali üzerinden bulup davet eden ve ismi hadi diyelim Karin olan kadın ve diğer kızlarla kapıda buluştu. Baktı ki ortamda pistin yanında kadınlı erkekli bir grubun oturduğu büyük bir masa, yemek servisi için hazırlanmış, gelenlerden bazıları ilk içeceklerini almışlardı bile. Yabancı olduğu belli olan ve sonradan öğrendiği kadarıyla Brezilyalı bir soliste tatlı Latin ezgileri çalan bir orkestra eşlik ediyordu. Ambiyans Şampiyonumuzu mutlu ederken, onun mekandaki varlığı meraklı gözler tarafından takibe alınmıştı. Kızlar masada boş olan beş kişilik yere dizildiler ve tabi Şampiyonumuz da onların yanında yerini aldı. İki erkeğin karşısına sağ çaprazında bir kadın olacak şekilde yerleşmişti. Bir süre sonra karşısındaki adamların aslında Avusturyalı olduğunu öğrendi. Bu ona sürpriz olmuştu çünkü bu organizasyon kendisi gibi yurtdışından gelen, vatanı dışında çalışan yaşayan kişilerin birbirlerini tanıması, birbirlerine destek olması ve bulundukları yabancı ortama intibaklarını kolay ve keyifli hale getirmek için oluşturulmuş, aynı zamanda hem iş hem özel olarak katılımcıların sosyal ağını genişletmeyi hedeflemişti. O zaman bu iki yerli Avusturyalı’nın burada işi neydi diye geçirdi içinden. Derken sağ çaprazındaki kadınla göz göze geldiler. İkisinin de ortama yabancı oldukları belli, buradan tam olarak neyle ayrılacaklarını bilemedikleri yüzlerinden okunuyordu. Önce selamlaştılar, sonra yemeklerini ısmarladılar ve birbirleriyle tatlı sohbetlerine başladılar. İsmi diyelim “Helena” olan Danimarkalı bu kadın Avusturya’da bir Alman şirketinin yerel şubesinin üst düzey yöneticisi olarak bulunuyordu. Hem sohbeti hem de espri anlayışıyla Şampiyonumuz hemen bu kadınla bağlantılarının burada kalmayacağını hissetti. Aslında Danimarka’da doğup büyümüş olan Helena uzun yıllar Almanya’da yaşamış, takır takır yüksek Almanca konuşan ve liderlik vasfı her halinden belli olan bir Avrupalıydı. 1.80’lik boyu, sarı kumral saçları, beyaz teni, meraklı mavi gözleri ve kendine has çocuksu ses tonuyla çok farklı bir kadındı. Nevi şahsına münhasırdı ve Şampiyonumuzla iyi arkadaş olacakları sohbetlerinin doğal akışından anlaşılıyordu. Derken Şampiyonumuzun yanına bir İspanyol oturdu. Adam önce Şampiyonamıza methüsenalar dizmeye başladı, akabinde de yaşadığı en son ilişkinin onu ne kadar mutsuz ettiğini, yeni bir ilişkiye ne kadar açık olduğunu anlatmaya başladı. Her halinden bariz bir ilgi ve flört arayışı okunuyordu. Şampiyonumuza Viyana’daki hayatını, işini gücünü ve kalış süresi gibi detayları sordu. Kendisi de işini, Viyana’daki görevini ve hayatından bazı kesitleri anlattı. Israrla Şampiyonumuzu yemeğe çıkartmak istiyordu. Bu esnada Helena’nın başka bir adam tarafından esir alındığını gördü. Arada göz göze geliyorlar ve ikisi de ortamdaki bu kadın erkek ilişkisi arayışına anlam veremiyordu. Derken karşındaki iki Avusturyalı Şampiyonumuz ve Helena ile sohbete giriştiler. Gecenin devamında bu Avusturyalılar tüm masayı dolaşarak neredeyse hiçbir kadını sohbetlerinden mahrum bırakmadılar. İspanyol ayrılırken tekrar Şampiyonumuzdan telefonunu istedi ve Şampiyonumuz son kez onu geri çevirdi. Helena’yla ise sohbetleri o kadar doyurucu o kadar keyifliydi ki hemen iletişim bilgilerine birbirlerine aktarıp, bir an önce görüşmeye karar verdiler. Viyana’daki zamanlamaları ve amaçları da bir o kadar paralel geldi ki, hiçbir şey tesadüf olmasa gerekti diye düşündü Şampiyon. Reese de haklı çıkmıştı, bu Internations farklı ülkelerden gelen ve aynı amaçla bir yerde bulunan kişiler için biçilmiş kaftan ortamlar sunuyordu. Ancak hala anlam veremediği konu, hem İspanyol adamın hem de orada ne aradığını bilemediği Avusturyalıların ve etraflarındaki birçok kadının flört etmek için bu ortamı tercih etmiş olmasıydı. Gecenin sonunda oraya geldiği kız arkadaşlarıyla vedalaşmak üzere kapıya yöneldiğinde, Karin’den öğrendi ki aslında bu parti bir “bekarlar tanışma partisi” olup zaten Internations’ın flört etmek isteyenleri bir araya getirdiği bir alt aktivite grubunun etkinliğiymiş. Nereden bilsin? Kendini tutamayarak büyük bir kahkaha patlattıktan sonra ortamdaki diğer erkeklerin neden destursuz flört etmeye başladıklarını anlamıştı. Helena için de durum farklı değildi, o da buluşmanın amacını farklı algılamış, ortamdaki flört enerjisi ona da sürpriz olmuştu. Internations aynı zamanda yerel olup farklı ülkelerde çalışmış ve vatanına geri dönmüş kişilere de açıktı. Avusturyalılar için de sanırım durum bu şeklinde diye düşündü Şampiyon. Derken şirketin yakınlarında bir tesise yol düştü. Şirketin bünyesinde işletilen bu tesiste hem spor salonu hem de tenis kortları vardı. Şampiyonumuz burada yoga derslerine katılmaya ve tenis oynamaya karar verdi. Bir de ne görsün Internations’da karşısına çıkmış olan iki Avusturyalı burada işletmeciydi ve evliydi. Şampiyonumuzu gören adam onu tanımamazlıktan gelse de Şampiyonumuz tatlı bir hainlikle kendini hatırlattı ve “Internations’da tanışmıştık beni hatırladınız mı?” diye sordu. Yanında eşi olan adam hayretle “Evet gözlükle sizi tanıyamadım” şeklinde kaçamak bir cevap verdi. Burada dinsizin hakkından imansız gelir diyemeyeceğim ancak dürüstçe olmadığına inandığım bir durumu ifade etmekten çekinmediğimi de gönül rahatlığıyla paylaşıyorum.

Bir sonraki hafta şampiyonumuz Helena ile görüşmek üzere telefonlaştı. Bir yandan da kendisine takım kurmak üzere mülakatlara giriyor, rakip olarak konumlandırılan strateji birimi yöneticisi Johan da bu sürece kendi menfaati için destek veriyordu. Yavaş yavaş adaylar belli olmuş son üçe muhtemel yeni çalışma arkadaşı olmak üzere, Macar asıllı şirket içi tecrübesi olan bir genç adam, yurtdışında çok kaliteli eğitimler görerek proje yönetimi tecrübeleri edinmiş Avusturyalı bir başka genç adam ve bir de potansiyeli yüksek, enerjisi pozitif ve çabuk öğrenebileceğini hissettiği bir başka genç kadın kalmıştı.

Helena’yla Şampiyonumuz Viyana’yı keşif hevesi ile de birlikte ilk buluşmalarını muazzam sanat eserlerinin sergilendiği Belvedere Sarayı’nın kafelerinden birinde yaptılar. Belvedere Sarayı Savoy Prensi Eugene’nin yazlık ikametgahıydı, tarihçesi 1663’lere dayanıyordu. Avusturya’nın resim sanatındaki gelişimini muazzam koleksiyonlarla göz önüne seren bu saray, dillere desten bahçelerin içindeydi. Sergi ülkenin efsane resim sanatçılarından Gustav Klimt’in bakmaya doyamayacağınız eseri

“The Kiss”e de (öpücük) ev sahipliği yapıyordu. Şampiyonumuz Belvedere’e bu eseri seyretmeye daha sonra birkaç defa daha gidecekti. Eser insanın üzerinde manyetik bir alan oluşturuyor gibiydi, her seferinde kendisini eserin içine çekiliyor gibi hissediyordu. Klimt mucizesi işte.

Helena ile Cafe Menagerie’deki buluşmalarında buraya özel Klimt’in eserlerinin işlendiği bir dilim pasta ve Cafe Melange (kahve ve çırpılmış sıcak süt) eşliğinde

Viyana’daki iş hayatını, iş arkadaşlarının yaklaşım farklılıklarını, buradaki kadronun yer yer yabancı kültürlere karşı ne kadar kapalı olduğunu ve işlerini savunurcasına yaptıklarını gördüklerinden bahsettiler. Ambiyansın güzelliği ile işi bırakıp farklı konularda sohbete daldılar.

Dans ikisinin de gündemindeydi. Daha doğrusu Şampiyonumuz dansa olan merakını ve dans geçmişini ballandıra ballandıra ve gerçekten dansa olan tutkusuna yüreğinden koparak Helena’ya anlatmıştı. Kendisine de bir dans okulu arıyordu. Ne de olsa dans Şampiyonumuz için 5 yaşından beri bir tutku, bir yaşam şekliydi. Helena ile bir sonraki sefer Internations platformunun “gerçek” bir tanıdık çevre oluşturma etkinliğine gitmeye karar verdiler. Bekarlar gecesi onlara birer partner olarak geri dönmemişti, ki niyetleri de o değildi, bu sayede birbirlerini kazanmışlardı.

 

Bir yandan da Şampiyonumuz Avusturya Almancasını geliştirmek için şirketteki delegasyon merkezine başvurdu. Delegasyon merkezi kendisinin yurt dışındaki şirkete elçi olarak atandıktan sonra bu şirkette çalışma faaliyetleri için mübadele işlem ve desteğini veren birimdi. Böyle bir hakkı olduğu için kendisine Avusturya Almancası dersi verecek özel bir eğitmen ayarlandı.

Acaba yeni eğitmeni kim olacaktı? Acaba Internations’dan daha kimleri tanıyacaktı? Yeni çalışma arkadaşı ve takımına gelecek kişi kim olacaktı? Tüm bunlar ve daha fazlası için bir sonraki yazıma beklerim. Misafirim olun…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.