Suçlama

Kendini gülümsemeye zorlayarak “Bu raporları sürekli yanlış hazırlıyorsun” dedi yavaşça.

Ahmet “Evet ama” diye cümlesine başlayınca devamını dinleyemedi. İçi sıkışıyordu. Bu açıklamaları dinlemek is-te-mi-yo-rum!! Ahmet’in sözünü keserek:

“Ahmetcim, bu raporun ne kadar önemli olduğunu biliyorsun. Sürekli senin raporlarındaki hataları bulmaktan kendi işimi yapamıyorum. Senin kariyerin için de ne kadar negatif bu, farkında mısın?”

Tam ne yapması gerektiğini anlatacaktı ki Ahmet’in gözlerini kaçırdığını fark etti. Yine, beni dinlemiyor!! İçinden bir sıcaklık yükseldi. Kızıyordu. Kızgınlığını fark etmesine sevindi. Koçunun söylediklerini hatırladı. “Duygunu adlandırdığında çoğunlukla sakinleşirsin.” Evet, valla o sıcaklık geçiyordu. Derin bir nefes alıp “Ya Ahmet, bu raporda ürün karlılıkları ile proje karlılık rakamları birbirini tutmuyor ya. Bu olmadığında hem endişeleniyorum hem de öfkeleniyorum” dedi.

Bir sessizlik oldu. Ahmet “Anladım abi” dedi. Uzunca bir zamandan sonra ilk defa gözlerinin içine bakıyordu.

***

Hikayedeki yöneticimiz gibi problemlerimizi suçlama yoluyla çözmeye çalışmak çoğumuzun zaman zaman başvurduğu bir yöntem. Suçlama deyince, ille de bağırarak kavga etmek gelmesin aklınıza. Tıpkı yöneticimiz gibi sakinmişçesine görünen bir sesle de suçlayabiliriz. Hatta profesyonel iş ortamlarında genelde olan da bu. Ama kötü haber şu: biz SÜREKLİ, EKSİK, SEN YAPIYORSUN gibi kelimeler kullandıkça karşımızdaki bizi duymaz. O da, ya savunmaya geçer, ya karşı saldırıya ya da mesela gözlerini kaçırır, bizimle teması iyice keser.

Amacımız problemimizi çözmekse, “Suçlama yapmak yerine ne yapacağım, kendimi nasıl ifade edeceğim?” diyorsan, aşağıdaki ipuçları senin için sevgili okur:

1- Suçlama yaptığın için kendini de suçlama, yargılama. Suçlama doğal otomatik bir tepkidir. Ailenden, okul hayatından öğrendiğin bir tepki. Acaba içinde ne oluyor da suçlama yapıyorsun? İlk adım kendini tanımak. Sakin bir zamanında kendine koçluk yaparak şu sorulara cevap ver:

· Ne olunca suçlama yapıyorum?

· Suçlama yaptığım anda ne hissediyorum? Duygum ne?

Örneğin ben, işler istediğim gibi gitmediğinde suçlamaya başvuruyorum. Bana eşlik eden ana duygu sabırsızlık. (Biraz endişe, biraz kızgınlık) Bunu bilince, sabırsızlık hissettiğimde duygumu adlandırdığımda sakinleşiyorum çoğunlukla. (Ve, tabii ki bazen de sakinleşmiyorum. Aydınlanmış olmadığımdan olabilir ;)

2- Sonra yarattığın etkiyi tanı:

· Suçlama yapınca karşımdaki ne yapıyor? Hangi tepkileri alıyorum?

Yine bendeniz suçlama yaptığımda genelde savunmaya geçildiğini görüyorum. Bu bana güzel bir uyarı aslında. Karşımda savunma bulduğumda kendime dönüp bakıyorum. Acaba suçlama mı yaptım? Ya da belki dilim kelimelerim düzgündü de, içimdeki sabırsızlık beden dilime mi yansıdı: Şu anda sabırsız mıyım? Hımm evet. Demek ki ondan savunma dinliyorum şu anda.

3- Ne zaman suçladığını, suçlama yaptığında aldığın tepkileri tanıyorsan o zaman içinden suçlama yapmak geldiğinde yapmama şansın var.

Hımm, içimden sabırsızlık yükseliyor. Birazdan geliyor suçlama!! Kendimi sakinleştireyim.

4- Eğer sakinsen o zaman daha etkin yöntemler kullanabilirsin. Bu yöntemler aşağıda.

Ben sakin değilsem kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum. Sonra konuşuyorum. Duygularımı adlandırmak kendimi sakinleştirmek için kullandığım yöntemlerden biri. Bazen de konuşmayı ertelemek.

5- Varsayımda bulunma. Durumu netleştirmek için soru sor. Merak ederek sor. Kaşlarını kaldırıp başın yukarıda “Çok merak ediyorum küçük hanım. Neden geç kalıyorsunuz acaba?” tadında değil. Eğer neden geç kaldığını bildiğine eminsen soru da sorma.

6- Geri bildirim ver. Etkin geri bildirim nasıl olur, bunu ayrı bir yazıda ele alacağız. Ama özetle geri bildirim şu:

Gözlemini söyle — Senin yorumlarından ve yargılarından arınmış bir şekilde objektif olan biteni söyle.

Etkisini söyle — İşe etkisini ya da sana etkisini söyle.

“Ya Ahmet, bu raporda ürün karlılıkları ile proje karlılık rakamları birbirini tutmuyor ya. Bu olmadığında hem endişeleniyorum hem de öfkeleniyorum.”

7- Senin söylediğinden ne duyuyor? Monolog yerine iki tarafın birbirini duyduğu bir diyalog başlat. Sen onun söylediğinden ne duyuyorsun, onu söyle. Böylece, iletişimde netliği sağla.

8- Karşındakine tavsiye, öğüt ne olur verme. Eğer bir insan senin fikrine, deneyimine, aklına ihtiyaç duyarsa kendi muhtemelen ister. Ya da sor: “Benim bir önerim var, duymak ister misin?” Hayır cevabı almaya okey misin, peki? Belki karşındakinin ihtiyacı senin aklın değildir çünkü :)


Benzer Yazılar

  • İstesen de yapamazsın!

    İstesen de yapamazsın!

    Post Modern dönemlerin insanoğluna en sinsi saldırısı " İstersen Yaparsın !" Neo liberalizmin en havalı zihin manipülasyonu. Öncelikle sinsice bir kabulle başlıyor söze .. Yapmalısın !
  • Kişisel gelişim bir kaçış değildir

    Kişisel gelişim bir kaçış değildir

    Kişisel gelişim bir akım, moda, kaçış değildir. Tekamüldür, bireyin doğumundan ölümüne kadar yetenek ve potansiyelini geliştirmesi, hayat kalitesini artırması, hayallerini gerçekleştirmesidir. Nasıl mı? İşte böyle.. 
  • Biraz da patronum kişisel gelişsin!

    Biraz da patronum kişisel gelişsin!

    Kişisel gelişim, farkındalık ve pozitif psikoloji hem dünyada hem de ülkemizde altın çağını yaşıyor. Vahşi kapitalizmin acımasızca bozduğu dengemizi, kişisel gelişim eğitimleri, farkındalık organizasyonları ve pozitif psikoloji seansları ile yeniden…
  • Yaş takıntısı - Dr. Raci Hoşgör

    Yaş takıntısı - Dr. Raci Hoşgör

    Toplum içinde orta yaş düzeyinde bazı insanlar kendine öyle güzel bakarlar, özen gösterirler hayran oluruz.
  • 50 yaşında yaşamak istedim - Rosa Log

    50 yaşında yaşamak istedim - Rosa Log

    Veni -Vidi – Vici / Geldim. Gördüm. Yendim. Bu üç kelime, Sezar tarafından Ponty hükümdarı Parnac kralını yendiğinde eski arkadaşı Guy Maria'ya yazılmıştır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

  DEYADER 

 

 

 

Pablo Escobar

Kategorilerden Seçmeler