DOLAR 31,1028
EURO 33,688
ALTIN 2032,306
BIST 9374,2
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

’Tehlike hissedildiğinde  mi korku oluşur?’

02.02.2023
A+
A-

’TEHLİKE HİSSEDİLDİĞİNDE  Mİ KORKU OLUŞUR?’’

‘’ YOKSA HEP Mİ KORKARIZ?”

Korku, kişinin kendi düşüncelerinin sebep olduğu bir duygudur. Peki bu duyguya hangi yollardan geliyoruz? Neden bu yolları tercih ediyoruz? Çünkü, tehlikenin varlığı hissedilince korku reaksiyonu veriyoruz. Peki ya tehlike nedir? Gerçekten bir tehlike oluştu mu? Yoksa bu bizim hissettiğimiz miydi?

Aslında tehlikeye karşı kişiler farklı düşünce sonucunda farklı hisler oluşturabilirler. Bu hisler etkili çözüm yolu arama konusunda değişiklik gösterir. Kaygı düzeyi yükseldikçe çaresizlik artacak, kişiler kaçınma davranışlarında bulunarak çözüm odağından ayrılma söz konusu olacaktır.

Bizi bu denli kaygılandıran neydi sahi?

Kaygının hisssedilmesi çaresizliği, çaresizliğin varlığı tehlikeyi, tehlikenin sonucu ise korkularımızı oluşturur. Korku, içinde bulunduğumuz duruma değil, bu durum için geliştirdiğimiz düşüncelerimize verdiğimiz bir reaksiyondur.

Korkularımızı nasıl yeneriz? Bu sorgulama birçok şeyi değiştirebilir. Düşünce yapısının doğruluğunu ayırt etmek, kalıplarla yüzleşip yeni beceriler geliştirmek önemli katkılar sağlayacaktır.

Tehlikenin varlığına bakış açıyı değiştirerek, karşılaşılan nesne ve duruma değil, düşünce kalıplarının esnekliğine odaklanmak gerekir.

Çalışma hayatında ortaya çıkabilecek tehlikeler bazı duygulara yol açmaktadır.

Bu duygularla nasıl baş edebiliriz? Ya da bu duygunun varlığını olumsuz yansıtıcılarla beslediğimiz sürece ne gibi durumları etkileriz?

Aslında cevaplarını biliyoruz.

Peki ya uyguluyor muyuz?

Gerginlik, yoğun stres, iş becerisini ve iş performansını düşürmektedir. İşin akışını etkileyip, istenilen verim ve konforu sağlayamaz hale gelmektedir. Yüksek düzeyde verimlilik beklenilen toplumsal çalışma algısının, sınırlarının dışına çıkıp, ötelenen bazı durumların asıl tehlikeyi doğurduğu görülecektir.

İşte tam da bu yüzden tehlikenin varlığı bizi kokutmasın. Ya da biz hep korkmayalım. Sadece hissedilen değil öngörülen olalım. Korkunun hayatımızı nasıl etkilediğini düşünmek, yenmek konusunda fikirler verebilir.

Stres altında çalışmak keşfetmemizi engellerken, birçok deneyim ve senaryolardan uzakta bırakır. Bu seneryoları öngörememek tehlikelere yol açacaktır. Oluşacak riskleri absorbe etmek ve koşulları iyileştirmek adına korkuları yenmek için belirleyeceğimiz fikirleri hayata geçirmemiz gerekmetedir.

Peki ya sizce günümüz koşulları yenilemeyen hislerin ve sonuçlarının bedelini çokça ödetmez mi?

Çağımızda iş dünyası, sürekli kazanç attırma çabalarına yönelik bir yol izlemektedir. Bu çabalar sonucunda verimli üretim meydana gelmekte  buna bağlı olarak gelişim mücadelesine destek vermektedir. Bu akışta sağlanan her bir emeğin çok kıymetli olduğunu unutmayalım.

O zaman ne duruyoruz?  İçimizdeki korkuları uçuralım mı?

Mücadelenin alternatifi değil, ana unsuru olmak için kendimize karşı desteği esirgemeyelim.

Anlayışla harmanladığımız, sabırla ilerlediğimiz, azimle yol aldığımız güzel günlere…

 

 

 

 

 

 


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.