DOLAR 31,1035
EURO 33,6937
ALTIN 2032,468
BIST 9374,2
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Sarsılır mıydı sahi umutlar?

27.02.2023
A+
A-

Bir tarih.

Bir duygu.

Bir özlem.

Bir kayıp.

Bir yıkım.

Bir acı.

Bir vicdan.

Bir korku.

Bir UMUT.

Bir kelime nasıl da olur tarihe bu denli sahip çıkar?

İnsanı üzen şey kaybetme korkusu değil midir aslında?

Güvenini kaybetmek, inancını kaybetmek, gururunu kaybetmek, yolunu kaybetmek.

Dengeyi kaybetmek, neşeyi kaybetmek, özgürlüğünü kaybetmek.

Kendini kaybetmek, kontrolünü kaybetmek, aklını kaybetmek, hayallerini kaybetmek.

Hayatını kaybetmek.

Yıkılan bu olgular değildir sadece. İnsan da yıkılır, beden de yıkılır, nice hayaller , hayatlar da yıkılır.

Nasıl da tüm bunları kendine çekebilir?  Bir anda alıverir karanlığına.

Yaşam düm düz bir çizgi değildir elbette. İnişler ve çıkışlarla devam eder gider. O inişlerde ve çıkışlarda umutlar, umutsuzluklar, başarılar, başarısızlıklar, hayaller, hayal kırıklıkları vardır.

Bütün bu karamsar görüntüler umutları tükenme noktasına getirmedi mi ?

Bazen tükeniriz evet. Tükendiğimizi hissederiz. Umutlarımızın tamamen tükendiğini…

Başka bir hayatı düşünmek, başka bir kente göç etmek, hatta başka bir ülkeye yerleşmek kadar tükeniriz belki.

İnsan umudunu yitirdiğinde anlamı  kalır mıydı hayatın?

Her şeye karşın umut her zaman yok muydu?

O yüzden umut hiç bitmez. Yeniden canlanmak için bekler.

Her karamsarlığın arkasından doğduğu gibi güneşin. Hiç şaşmadan, hiç durmadan, hiç bıkmadan, hiç yorulmadan.

Sahiplenir. Bırakmaz. Zaman alır. Belki çok zaman alır. Ama alır.

Belki de yeniden canlanır?

Belki de umut tam da o zaman bırakmaz tarihe yaşanılanları.

Umut, bizi yalnızca geleceğe yönlendirmekle kalmazken zor zamanlarımızda bizi ayakta tutarak, güçlüklerle baş etmemizi kolaylaştırır.

Duygularımız sınırlarımıza umut olmalıdır hep.

Çünkü hayat hiç sınır koyan olmadı. Sınırları koyan hep bizdik.

Peki ya sınırlarımız buna engel olmayacak mıydı? Nasıl aşılacaktı bu engeller?

‘Ne olacak ki bu işin sonu’ diye tedirginlik içinde geçerken sınırlıyoruz bekleyişleri.

Umut, bir şeyin olmasını beklemek değil miydi zaten? Ve onun için arzu duymalıydık aslında.

Umut muydu sahi tutunduğumuz.

Bir şeyi umut etmek, aslında kendimizle ilgili bir istekte bulunmak değil midir?

Bu isteği ortaya çıkarabilmek için yaşanılan yoğun korkuları kabullenmekle başlayabilmeliydik.

Umuda umutlandırılmaya ihtiyacımız yok mu peki?

Umutların yıkılmasının verdiği bu, umutların beslenmesinden bile büyük olan acı, çoğumuzun umut etmeye bile neden korktuğunu açıklıyor bize.

Oysa umudun en büyük karşıtıdır korku; birşeyin gerçekleşmesini beklerken olmayacağına dair hissedilen bir duygu. Her korku bir umut barındırmıyor muydu aslında.

Canlandırmak için biraz zamana ihtiyacımız var sadece.

Zamanla yine örecek aralıklarını. En çok da belirsizken, çaresizken sıkı sıkı örecek bağlarını.

Öyle hızlı yayılacak ki çünkü çoktur umudun enerjisi.

Tutunmak isteyene…


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.