DOLAR 16,6891
EURO 17,5025
ALTIN 974,908
BIST 2401,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Yabancılaşma ve yozlaşan insanlık

21.08.2017
A+
A-

Merhaba sevgili okuyucularım,

Yabancılaşma bireyin,toplumsal,kültürel ve doğal çevresine olan uyumun azalması özellikle çevresi üzerindeki denetimin azalması ve bu denetim ve uyumun azalmasının giderek bireyin yalnızlığına ve amaçsızlığına yol açmasıdır.


İnsanın kendi doğal yapısından, benliğinden ve özünden uzaklaşması insan için sosyolojik ve psikolojik sıkıntıları da beraberinde getirmektedir.Çağımızda yabancılaşma makineleşmiş insan tipiyle ortaya çıkmaktadır.

Öyle ki bu insan tipi artık insan olmanın gerektirdiği hedefler ve kendini anlama çabasından uzaklaşmıştır. Sadece sistemin ona sunduğu abartılı tüketimle uyuşturulmuş, robatlaşmış durumdadır.Yaptığı işlerde bir anlam ve bulamaz sadece yapmak zorunda olduğu için bir robot gibi hareket eder.Yemek yerken bile keyif alamaz yalnızca karnını doyurmak için yer.İnsan artık kendini ve hayatını yönetemez durumdadır. Kendine farklı ve renkli yollar katacak bilinç durumundan yoksun hale gelir. Kitle halinde yönlendirilen bir makineler misali hayatına devam etmektedir.

Tarihsel süreç içinde düşünürler yabancılaşmayı farklı bağlamlarda ele almıştır.Örneğin J.J.Rousseau yabancılaşmadan söz ederken,doğa durumundaki insanın toplum içine girmesiyle birlikte doğal özgürlüğünü ve saflığını yitirdiğinden söz eder.

Marx’a göre de insanın yaşadığı ilk yabancılaşma doğaya karşıdır.İnsan “öteki”ile olan bu ilk mücadelesini kazanmıştır,ancak bu mücadele sırasında kullandığı silahlar bilim,kültür
teknoloji ikinci ve daha tehlikeli bir yabancılaşmanın önünü açmıştır.Ayrıca Marx yabancılaşmayı özünde üretim etkinliği bulunan işçilerin emeklerinden kopmaları durumu olarak görmüştür.Yani kapitalizme özgü bir durumdur.Onun felsefesi olan diyalektik materyalizme göre, insan bu yabancılaşmayı ancak onun farkına vararak yener ve bu sayede gelişir.

A.Camus’a göre ise, “Kişi yaşama ve eylemlerine yabancılaşmıştır.Yaşanılan hayatın içinde olup ona ilgisiz kalan bir bakıma hayatına yön veremeyen insanlar olmaktayız artık.İnsanlar çevresinde gelişen olaylara seyirci kalmakta,ne etki ne de tepki yaratabilmektedir.”

A.Camus’un yabancılaşmayla ilgili görüşlerinde anlatmak istediği gibi insanın,kendine özüne,hayatına anlam katan değerlerden uzaklaşmasıdır.Adeta belli rutin ihtiyaçları olan ruhsuz bir makine haline gelmiştir.
Yabancılaşmanın daha birçok düşünüre göre ve forma göre değişen tanımları vardır.Lakin sanırım en önemlisi belirttiğimiz üzere insanın özüne yabancılaşması,bireyin kendi doğasından,bilinç ve benliğinden uzaklaşmasıdır.Gelişen teknolojiyle birlikte adeta bir meta haline dönüşen insan varlığı yönünü ve gideceği yolu kaybetmiş bir kaos ve anlamsızlık girdabında savrulmaktadır.

Bireysel bütünlüğünü ve hayat amacını,bu dünyaya neden geldiğini ,kendini bilmek gibi bir hayat amacı olduğunu unutan insan köksüz kalır ve elbetteki her şeye yabancılaşır.Yaşayan her şeyle arasındaki organik bağ zayıflar ve tüketim toplumunun sağır eden gürültüsü, kirlilik ve karmaşa içinde kendini türlü zararlı tüketim maddeleriyle uyuşturur.Sonuç olarak mutlu ve huzurlu mudur? Tabiki hayır. Gittikçe daha çok tüketen insan daha çok kendinden uzaklaşır,bir türlü uyumu ve dengeyi yakalayamaz ve hep tedirgin,gerginlik içindedir.Bunun gerek bireysel gerek toplumsal anlamda getirdiği psikolojik ve sosyolojik sorunlar büyüktür.

Günümüz insanı belki geçmişe göre daha refah içinde gözükür ama ruhsal olarak herkes artık rahatsızdır.Çünkü sistem ve dayattığı abartılı ve hızlı tüketim belki size bir otomobil ,ev veriyor gibi gözükür yalnız insan kendini bulma ,bilme özgürlüğünü kaybetmiştir artık.Çünkü bunca yabancılaşma,robatlaşma içinde insan dönüp artık “kendimi daha çok bilmeliyim,yaşamla olan bağlarımı her anlamda güçlendirip ,sorgulayıp kendi anlamımı keşfetmeli,inşa etmeliyim” tarzında içsel soru,tasavvurlarla uğraşmak istemez ve yüzleşmek zor gelir.Çünkü; sistem ona daha çok robot gibi koştur , sürekli daha iyi bir araba vb.materyaller al mesajını vermektedir.İnsan artık bir yarış atı misali yeni çıkan,üretilen ne varsa onu tüketmekle koşullandırılmıştır ,sanki yerine getirmezse bu koşullandırmalı toplumda olan hak ettiği yeri alamayıp ,eksik kalacaktır.

Günümüz dünyası adeta materyalin ,tüketimin baş tacı edildiği,insanın var oluş amacının umursanmadığı,anlamın ve özgürlüğün hiçe sayıldığı bir düzlemdedir.İnsan doğadan,kendinden olabildiğince uzak maddenin içine gömülü vaziyette doyumsuzlaşarak ruhsuzlaşmıştır.

Dilerim ki insanlar bir vesileyle ,kapitalizmin yarattığı bu materyal yarışının insanlığı duyarsızlaştırıp bir uçurumun kenarına ittiği gerçeğiyle yüzleşir .Ve derhal önce bireysel anlamda sonra toplumsal olarak bir silkelenişe geçer.İnsanın bu var oluş yolcuğunda kendine yabancılaşması büyüdükçe ve önemsenmedikçe gerek doğa ,gerek insanlık adına telafisi zor tehlikelere maruz kalabilir.
Robatlaşan,tüketime endekslenen ve körleşen bir dünyada insanı insan yapan vicdan,sağ duyu,adalet gibi değerler yozlaşmaya mahkumdur.

Sevgilerimle

Deniz Demirsoy

ETİKETLER: ,

YORUMLAR

Solve : *
44 ⁄ 22 =


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.