DOLAR 15,6306
EURO 16,3364
ALTIN 915,281
BIST 2390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Çok Bulutlu

Sahi nasıl hissediyorsunuz?

Fulya Şenbağcı Özer
1982-İzmir doğumludur. Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Bölümünden mezun olduktan sonra aynı üniversitenin Uluslararası İşletmecilik Tezli Yüksek Lisans Bölümünde yüksek lisansını tamamlamıştır. Eğitimi sırasında ve sonrasında, çeşitli sektör ve farklı örgüt yapılarında akademik bilgilerini, uygulama bilgilerine dönüştürmüştür. İspanya, Amerika ve Almanya'daki çeşitli eğitim kurumlarından ve üniversite birimlerinden nörobilim alanında eğitimler almıştır. Halen İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde İşletme Doktora programına devam etmekte ve doktora tez konusu olan Z kuşağında sürdürülebilirlik algısı ve yönetimini tüketici nörobilim teknikleriyle incelemekte, akademik çalışmalarına devam etmektedir. Çevreci ve insan odaklı yapısından ötürü ağırlıklı “sürdürülebilirlik”, "nörobilim", "algı yönetimi", "kitlesel algı yönetimi", "kitlesel hareketler" ile birlikte “kurumsal sürdürülebilirlik”, “sürdürülebilir pazarlama”, “pazarlama etiği” konularında çalışmakta ve kendini geliştirmeye devam etmektedir. Bu alanlarda ulusal ve uluslararası sempozyumlarda konuşmacı olarak yer almış, bildirileri ve makaleleri yayınlanmıştır. 2016 yılından bu yana kendi işletmesinde kurumlara ve kişilere sürdürülebilirlik ve algı danışmanlığı yapmaktadır. Ayrıca sürdürülebilirlik ve kognitif nörobilim eğitimleri vermektedir. İngilizce, İtalyanca ve İspanyolca dillerini iyi derecede konuşabilmekte, başlangıç düzeyinde Almanca bilmektedir. Sürdürülebilirlik algısı çalışmalarını daha geniş bir coğrafyada gerçekleştirmek ve daha fazla çocuğa ve gence ulaşabilmek adına Kürtçe/Kurmancî eğitimine ise halen devam etmektedir. Seyahat etmekten, kitap okumaktan, dans etmek ve çello çalmaktan hoşlanmaktadır. Evli ve bir çocuk annesidir.
Dünya Mutluluk Endeksi yayınlandı. Türkiye 8 basamak gerileyip en mutlu 112. ülke olabildi. Ruh halimizin arkasında birçok kimya çalışmaktadır. Mutlu olmak ve hayattan keyif almak adına dopamin, serotonin gibi nörotransmitterlar (NT) ile endorfin, oksitosin gibi hormonlara (H) ihtiyaç duyarız. Tabii ki bu kimyanın dengeliliği ve sürdürülebilirliği tüm ruhsal sağlığımızı ve bağışıklık sistemimiz ile birlikte; hayat kalitemizi, üretkenliğimizi, sosyalliğimizi ve ilişkilerimizi de etkilemektedir. Ancak ekonomik, sosyal ve ekolojik çevrenin bu hormonlar üzerinde oldukça etkileri var. Peki dünyada ve Türkiye’de kontrol edemediğimiz birçok kriz durumunu yaşıyorken, bizler kimyamıza nasıl ve ne kadar hükmedebiliriz?

İçeride Neler Oluyor? Ne yapmalı?

Ruh halimizi belirleyen, dengeleyen belli başlı nörotransmitter (NT) ve hormonlar (H) vardır.

  • DOPAMİN (Motivasyon-Ödül NT) : İş bitirmek (işleri küçük hedeflere bölebilirsiniz), başarmak, kutlama yapmak, şarkı söylemek, dans etmek, kişisel bakım, sevilen yemekleri tüketebilmek(!), sevişmek, prebiyotik yoğun beslenmek.
  • SEROTONİN (Ruh halini dengeleyen NT) : Güneş ışığı almak, yürüyüş ve spor yapmak, meditasyon/yoga, nefes egzersizleri, D vitamini, doğada zaman geçirmek, yüzmek.
  • ENDORFİN (Rahatlama-Ağrı ve Acı Azaltan H) : Sallanmak, hafif egzersiz ve fitness yapmak, gülmek, kahkaha atmak, komedi film/video izlemek, bitter çikolata ve tatlı tüketmek, güzel kokular koklamak ve C vitamini.
  • OKSİTOSİN (Sevgi, güven ve bağlanma H) : Sarılmak, dokunmak, sevişmek, hayvan sevmek, çocuk sevindirmek, hediye almak, aramak, sürpriz yapmak.

Tabii ki bu noktada en kritik unsur nitelikli beslenmedir. Bu NT ve hormonların bileşiğindeki elementler maalesef son aylarda gelişen ezici enflasyon sonucu müthiş zamlanan besleyicilik değeri yüksek gıdalarda bulunmaktadır. Alım gücünün düşmesi, özgürlüklerin kısıtlanması, savaş, salgın bizde adrenalin gibi korku, stres ve baskı yaratan hormonları salgılatıyorken; yaz saati uygulaması ile alınamayan güneş ışığı ve tüketilemeyen nitelikli gıdalardan gelen vücuda geçirilemeyen içerikler nedeniyle bizi mutlu kılan kimyayı da fizyolojik olarak üretemiyoruz. Bu eksikliğin tetikleyeceği bireysel ve toplumsal hastalığın boyutları korkunç noktalara erişebilir. O nedenle nörokimya, nöropolitika biliminin üzerinde en fazla teori geliştirilen unsurlarından biridir.
Bir hormon hariç. O da OKSİTOSİN. Bu bir doğal adaptasyon aslında. Özellikle bir ortamda tehdit oluşturan bir unsur var ise hemen işbirliğine girerek korunmayı ve türümüz için üremeyi düşünüyoruz. O nedenledir ki savaş ortamında ya da savaş yaşamış ve savaş ortamından kaçan toplumlarda nüfus patlamaları görüyoruz (baby boomers).

Tüm kimyasalların eksikliği acıdır ama sosyal bir tür olan bizler için oksitosin eksikliği ayrı bir acıdır. Eksikliğinin “fiziksel acıya” dönüştüğü tek kimyadır. Kalbiniz kırılmaz oksitosininiz düşer.
O nedenle sevin, daha çok sevin… Farklılıklarımız ile birlikte sevin…  Ayrışmayın, ayrıştırmayın… Oksitosin “endorfin” de salgılatır, birbirimizin acıyan yerlerinden öpelim. Oksitosin “dopamin” de ürettirir. Tek bir mavi çatı ve tek bir ortak gelecek var. Bunu korumak için motive olalım. Birbirimizi motive edelim.
Paylaşmak ve işbirliği tüm kimyanızı yükseltir! BİRLEŞİN!
Mutluluk paylaşınca artıyor ve güzel günler geldiğinde kutlamalar birlikteyken keyifli olacak çünkü :))


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.