DOLAR 32,4935
EURO 34,924
ALTIN 2408,045
BIST 10391,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Mazhar Alanson Röportajı: “Beni Sanatın İçine İttiler”

09.12.2017
A+
A-

Sene 2001.
Günlerden bir gün gözümü açtığım andan itibaren içimde bir şarkı çalmaya başladı.
“Benim hala umudum var” diyordu şarkının sözleri “benim hala umudum var”.

İşe gittim, gece yarısına kadar çalıştım, mesaim bitti, servis aracına bindim, kimseyle konuşmak istemiyorum, başımı cama dayadım, yol boyunca bir yandan dışarıyı izliyorum, bir yandan da içimde çalan şarkıyı dinliyorum. “Korkarım aşka zararım dokunur mu ?” Tahmin ettiğiniz üzere içimde hala aynı şarkı çalıyor. Bebek sahilinin orada servis aracı duruyor, benim başım hala cama dayalı, dışarıya bakıyorum. Bir de ne göreyim? Karşımda Mazhar Alanson! Kameralar var, sanırım bir çekim yapılacak, genç bir adam Mazhar Alanson’a siyah deri bir ceket uzatıyor ve tam da o sırada biz Mazhar Alanson ile göz göze geliyoruz. Ben mutlulukla kendisine tebessüm ediyorum, başıyla beni nazikçe selamlayıp gülümsedikten sonra yanındaki kişiye dönüp konuşmaya başlıyor. Diyorum ki kendi kendime “bir bilse sabahtan beri bana şarkısının ve sesinin eşlik ettiğini, acaba ne hissederdi?”. Şimdi aradan 16 yıl geçti ve ben bu gün sanatına, kişiliğine büyük bir sevgi ve saygı duyduğum Mazhar Alanson ile röportaj yapmak üzere kendisinin evine konuk oldum. Hayatımın en değerli ve mutlu anlarından biri olduğunu şuracığa not düşmeliyim.

Mazhar Alanson sanatın içine doğmuş bir sanatçı

Tam adı Mahmut Mazhar Alanson’dur. 13 Şubat 1950 yılında Ankara Senfoni Orkestrası’nın Baş Trampetçisi Ferruh Alanson ile İlkokul Öğretmeni Melek Alanson’un 3.çocukları olarak dünyaya gelir. Opera sanatçısı bir teyze, tiyatro ve sinema sanatçısı bir de enişteye sahiptir. Dolayısı ile sanatla iç içe büyür.

Oyunculuk eğitimi alır ancak rotasını müziğe çevirir

Lise yıllarında gitar çalmayı öğrenen Mazhar Alanson, 1966’da Fuat Güner’le tanışarak Kaygısızlar grubuna katılır. Bu yıllarda Beatles, Crosby Still & Nash ve Rolling Stones gibi grupların şarkılarını yorumlarlar ve bununla beraber kendi söz ve müziklerini yazmaya başlarlar. 1971 yılında Fuat Güner ve Özkan Uğur ile bir araya gelerek MFÖ’yü kurarlar. “Türküz Türkü Çığırırız” isimli ilk albümleri ile müzik camiasına adım atarlar. Grubun isminin MFÖ olarak anılmasının bir de hikâyesi vardır, bilmeyenler için kısa bir hatırlatma yapmak isterim. Bilindiği üzere Eurovision Şarkı Yarışması’nda Mazhar Fuat Özkan grup olarak ülkemizi iki kez temsil etmiştir. 1985 yılında düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nda İsveçli sunucu grubun tam adını telaffuz edemediğinden grubun ismini MFÖ olarak anons eder ve o gün bu gündür grubun adı MFÖ olarak söylene gelir. İsveç’in Göteborg şehrinde Diday Diday Day adlı parçayı seslendiren grup, bu yarışmada 14. olmuş, 1988’de İrlanda’nın Dublin şehrinde yapılan yarışma da ise Sufi şarkısı ile 15. olmuştur. Dönemin Başbakanı Turgut Özal alınan bu sonuca yönelik verdiği demeçte “Artık Eurovision şarkı yarışmasının taraflı olduğunu öğrenmiş olduk” demiştir.
***

 MÜZİSYEN OLMAK İSTEMEDİM

Çocukluğunuz müzisyen bir baba, opera sanatçısı bir teyze, sinema ve tiyatro oyuncusu bir enişte ile geçmiş. Bir anlamda sanatın içine doğmuşsunuz. Aile bireylerinden etkilendiniz mi yoksa onlar mı sizi sanata yönlendirdiler? Çocukluğunuzu düşündüğünüzde sanatla iç içe büyümenin sizdeki etkisini anlatabilir misiniz?

Mazhar Alanson : Çocukluğumda bu sanat ortamında büyüdüm ama oraya karşı bir ilgim olmadı. Mesela müzisyen olmak istemedim. Çok çalışkan bir öğrenciydim. Babamı ortaokulda kaybettim sonra liseye İstanbul’a geldim. İstanbul’da allak bullak oldum tabi, derslerim her şeyim mahvoldu. Çocuk serseri olacak dediler. Beni Konservatuara gönderdiler aslında. Fakat ben konservatuara girmeden önce ortaokulda ilk Beatles’ ı dinlediğimde ben böyle olacağım diye kararımı verdim. Ortaokul sondaydım. Şimdi eski arkadaşlarımla konuştuğumda “sen zaten üç gitar çalan adam resmi çizerdin hep” diyorlar. Dolayısıyla bir çeşit beni sanatın içine ittiler, bende kolay kavrayabildim. Çünkü küçüklüğümden beri içindeydim. 

KİTAP FİKRİ BODRUM’DA DOĞDU

– Nesil yayınları tarafından yıllar içinde biriktirdiğiniz notlarınız, fotoğraflarınız ve çizimlerinizi içeren ‘Mazhar Olmak’ isimli bir kitabınız yayınlandı.

Mazhar Alanson : Evet

– Kitap yazma fikriniz nasıl gelişti ve yazma sürenizden biraz bahsedebilir misiniz? 

7515.jpgMazhar Alanson : Bodrum’da bir ressam arkadaşımın evine gittim, başka bir ressamın defterini gösterdi bana. “Bak bire bir basmışlar” dedi. Adam deftere çizmiş, defteri de bire bir basmışlar. Orada bu fikir aklıma geldi. Orijinalini gösterebilirim. Şu büyüklükte bir defter aldım. Yeniköy’de oturuyorduk ve başladım masanın üzerinde kesmeye, biçmeye, yapıştırmaya, her yer rezil oldu, Biricik’te müsaade etti hadi bizim sanatçı çalışıyor hesabına. Fikir oradan doğdu. Birebir basıyorlarsa o şeyi ben hazırlarım dedim. Serdar Erener’e götürdüm, Serdar Erener iltifat etti “kıskandım” dedi (gülüyor) “Bize hiç iş bırakmamışsın” dedi. Sayfa numaralarını bile ben kendi elimle hazırladım. Bazılarının yazı bazılarının daktilo olması lazımdı. Kızım bir ara daktiloya çekti bir ara çekmemeye başladı. O çekmeyince ben hadi yazayım dedim. Dolayısı ile yazıları da birebir deftere yazdığım için düzeltmeleri, karalamaları da onun üstünde yaptım. Kocaman şöyle bir şey çıktı kalın, sonra onu götürdüm Alamet- i Farika’ya ve bastılar. Ben çok orijinal, bir benzeri daha olmayan bir kitap olsun istedim. Hatta Elif Şafak vardı Güneri Civaoğlu’nun bir programında o da çok gıpta etti “estağfurullah bu kitap sayılmaz” dedim, “olsun, olur mu?” dediler. Böyle renkli bir şey yaptım ve orijinal olduğunu zannediyorum. Hiçbir sanatçı alıpta böyle kesip, biçip, onunla aylarca uğraşmaz, sanmıyorum. Böyle bir şey çıktı ortaya.



7506.JPG

– Kitap ile birlikte bir de CD hediye ediyorsunuz. Ev ortamında kaydettiğiniz 14 eski şarkınızı içeren albümü de bu kitapla birlikte sevenlerinize hediye ediyorsunuz.

Mazhar Alanson : Bu CD’deki şarkılarımı mikrofon karşısına geçip bir kerede gacırtısı tısı, tuşu, detonesi, şaşırması, heyecanı, duygusu, hepsi içinde art arda çaldım söyledim. Neticede sonradan hepsini en düzgün hâliyle çaldıysam da; daha sonra ilk kaydıma geri döndüm. Dinlerken hatıralar, yıllar gözünüzde canlanabilir. Ne de olsa ‘sahibinin sesinden.’ Siz de yavaştan yaşlandığınızı hissedebilirsiniz. Eski, yeni aşklarınızı hatırlayabilir ya da yeniden âşık olmak isteyebilirsiniz. Bir ipucu vereyim. Aşk zordur aklınızda bulunsun.

– Sevenleriniz için son derece değerli bir kaynak olmuş, büyük bir emek var içinde

Mazhar Alanson : Evet, teşekkür ederim.

– Kitabınızın isminden yola çıkarak sormak istiyorum, Mazhar Alanson bu hayatta sizce nelere mazhar oldu? Nelere mazhar olduğunuzu düşünüyorsunuz?

Mazhar Alanson : Müzikte kaliteli bir noktada olmaya mazhar oldum. Kendi kendimden şikâyet ettiğim şeylerde var çok. Yani kendimden memnun olmadığım şeylerimde var. Çok şükür bak mazhar olduğum dediğim şeylerde var. 

BİTTİ DEDİĞİM SESİN MÜŞTERİSİ ÇIKTI!

– Sizi ‘Türkiye’nin Leonard Cohen’i’ olarak görenler var.

Mazhar Alanson : Estağfurullah.

– Leonard Cohen’e benzetilmeniz hakkında ne düşünüyorsunuz?

7519.jpg

Mazhar Alanson : Şarkı sözlerinden ileri gelen bir şey bu, bir de melodilerin daha balad gibi olmasından, bir de sesimin kalın olması. Sigara yüzünden sesim pesleşti. Ama onunda tuhaf müşterisi çıktı. Benim artık bitti dediğim sesin müşterisi çıktı. Kolejden gelen İngilizcem sayesinde Leonard Cohen’in şarkılarını inceledim. Nasıl şairlerden beslendimse Leonard Cohen’den de bütün o kafiyeleri nasıl yerleştirdiğini, nasıl bir satırda çok mana ifade edebildiğini, edilebildiğini öğrendim.

O KULAKLIKLA BAŞLAR HER ŞEY

– Konser alanını sevenleriniz doldurmuş. Siz kulisten sahneye doğru yürüyorsunuz ve adımınızı sahneye attığınız anda alkış sesleri giderek çoğalıyor. O anda neler hissediyorsunuz?

Mazhar Alanson : O enteresan bir andır. Benim burada, evde çok sakin bir hayatım vardır. Çok düzdür, çok insanla görüşmem, çok az kişi evime gelir, sonra birden bir saatte beni giydirirler. Son dakikaya kadar çocuklar gibi, bizim arkada Fuat’la Özkan gibi kendim seçmem. Biricik seçmiştir orda durur. Açıkçası beni alıp götürürler konsere. Nerde olduğunu bilmem. Bize kuliste kulaklık takarlar. O kulaklık takıldıktan sonra, o sessizlikten sonra, o kulaklıkta başlar her şey. Grup çıkar önden, grup çıkınca önden kulisten sahneye gidene kadar tezahüratlar gelir ve o bir andır. Heyecan duyduğunuz bir andır o. Onun dışında benim için en zevkli şey insanların o tezahüratıyla çıkmamız ve konser vermemiz, bu adrenalin yapar biraz bizde. Çünkü öyle Fransızlar gibi uçurumdan atlayarak filan adrenalin alamıyoruz. Konserden sonra birkaç gün kendimizi iyi hissederiz. Benim asıl zevk aldığım şey köşemde, bir odada, bir köşede, sessiz sedasız bir şekilde şarkını yazıp sonra onu beş bin kişinin geri söylemesi beni mutlu eder. (gülümsüyor) 

SÖZÜ TOPLAMAK ZORDUR

7521.jpg

– Çok yönlü bir sanatçısınız. Söz yazıyorsunuz, beste yapıyorsunuz, yorumcunuz, müzisyensiniz, oyuncunuz. Sizde en çok hangisi daha ağır basıyor?

Mazhar Alanson : Hepsinden anlarım biraz ama söz yazmak zordur, sözü toplamak zordur. Ben sözü ağır yazarım. Sezen Aksu’nun on beş dakikada yazdığı şeyi ben iki ayda yazarım. Bob Dylan ile Cohen arasında da o fark vardır. Birisi beş dakikada yazar. Ama o beş dakikada yazmaların arkasında otuz sene kırk sene yattığı için o bir meşrep, bir tarz meselesidir. Daha çok sözler üzerinde kafa patlatırım. Melodi kısmına geldiği vakit bir melodi iki satırlık melodi zaten parçayı tamamlatır. Yani aslında maksat o iki satırlık melodiyi bulmaktır. Benim için, benim tarzımda, onu bulmaktır. Bazende öyle bırakırım hadi üçümüz yapalım diye. Fuat’a B kısmını yaptırırım, Özkan C kısmını yapar, daha iyi olur. MFÖ besteleri iyidir her zaman. Üçümüzün yaptığı şeyler, eleştire eleştire. Üç kişi beste yapar mı? diyeceksin, yapar.

ARAMIZA GİRİLMESİNİ KİMSEYE TAVSİYE ETMEYİZ

– Peki birbirinize katılmadığınız noktalar olduğunda, fikirler çatıştığında işin içinden nasıl çıkıyorsunuz?

Mazhar Alanson : Kavga olur, tartışma olur, kardeş kavgası gibi artık. Bir saat sonra ya da bir gün sonra barışırız. O yüzden bizim aramıza girilmesini hiç kimseye tavsiye etmeyiz. Yani biz kavga ettiğimiz vakit taraf tutmayın deriz. Çünkü biz on dakika sonra barışırız, o taraf tutan amiyane tabirle söyleyeceğim ( gülüyor) sap gibi kalır.

TASAVVUF; “ÖZEL, MAHREM MESELEM”

– Kendiniz için “tasavvuf hayranıyım” diyorsunuz. Bu hayranlık nasıl ve ne zaman başladı?

Mazhar Alanson : Evet ucundan değdim. Bu hayranlık şöyle başladı. Arkadaşlarım genç yaşta Hindistan’a gidiyorlardı, ondan sonra orada aşramlara giriyorlardı. O aşramların bir masterı var hep. Bende o Hindistan’daki meseleyi Türkiye’ye çevirdim. Türkiye’ye çevirince karşıma tasavvuf çıktı. Bir hâl o, bir yaşam tarzı, o bir düşünme tarzı, o insanın içinde yaşadığı sır gibi bir şeyler, şahit olduğu bazı garip olaylardan tutun. Daha sakin bir hayat sürmeme neden oldu bir de detaylara girmek istemiyorum biraz bunu özel mahrem bir meselem olarak görüyorum. Evet tam bayrağı açamam, zaten tam göbeğinden değilim civar köylerdenim yani bu konuda, şehrin göbeğinde oturmuyorum.

VAN GOGH HAYRANIYIM

– Resim sanatı ile ilgilendiğinizi biliyorum. Ne zamandır resim yapıyorsunuz ve sergi açmak gibi bir düşünceniz var mı?

Mazhar Alanson : Hayattayken sergi açacağımı sanmam sonra yapsınlar daha iyi olur. Belkide kafam bozulur yapabilirim bir sergi. Çok zor iş resim, insandan çok büyük bir enerji alıyor, çok fazla. Hem o renkler dinlendirirken hem de o tabloyla uğraşmak çok yorucu. Ben on tane şarkı yazarım o enerji kaybına. İlkokulda güzel bir suluboya setim vardı. Sonra kitaplara bakarak hayran oldum. Böylece sevdim resim sanatını. 

– Sevdiğiniz, hayranlık duyduğunuz bir ressam var mı?

Mazhar Alanson : Van Gogh hayranıyımdır. Hollanda’da müzedeydik, orada papatyalara bakarken başım döndü benim. Yani resimden radyasyon çıkıyor gibi bir şey, başım döndü resmen.

-Her ne kadar müzik kariyeriniz ön planda gibi dursa da siz bir yandan da Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezunu olan, oyunculuk eğitimi almış bir aktörsünüz. Tiyatro ve sinema filmlerinde rol aldınız. Canlandırdığınız karakterler içinde sizde en çok hangisi iz bıraktı?

Mazhar Alanson : Valla John Arden’ın Çavuş Musgrave’in Dansı diye bir oyunda başrolüm vardı, o rolü çok sevmiştim. Bir de “Her şey çok güzel olacak” filmindeki rolümü sevmiştim. Benim hala umudum var da en sevdiğim şarkımdır, onun içi sırlarla doludur (gülüyor) söylemem yani.

BESTE YAPMAK DURMADI

– MFÖ 1971 yılında kuruldu yani şu anda 46 yaşında. Türkiye ve dünya çapında grup olarak kurulmuş ancak sonradan dağılmış pek çok müzik grubu mevcut. MFÖ 46 yaşına nasıl geldi? Hiç ayrılmayı düşündüğünüz kriz dönemleriniz oldu mu? Sizce grup ile müzik yapmanın başarı kriterleri nelerdir?

Mazhar Alanson : Doğru insanları bulursanız yani gruptan kimler geldi kimler geçti ama siz doğru insanları bulursanız

-ki- biz üçümüz sanıyorum doğru insanlar olarak birbirimizi bulduk. Yaptığımız işi seviyoruz, bazen küsüyoruz ama önümüze öyle bir anlaşma geliyor ki bizde bu işten geçindiğimiz için barışıyoruz o anlaşma yüzünden (gülüyor). Ve böyle yıllar yılları kovaladı. Bazen başarısızdık, bazen başarılıydık, geldik bu yıllara. Ben bu yaşta sahnede olmayı katiyen düşünmezdim, yani söyleseler inanmazdım. Ama beste yapmak durmadı. Beste yapmak durmayınca hadi o besteyi plak yap, hadi onu tanıt, televizyonlara çık, konserlerde tanıt. Yani beste yapmak durmayınca her şeyde öyle gitti kendiliğinden. Ben MFÖ’yü alternatif grup olarak görüyorum Türkiye’de.

– Alternatif grup derken ne demek istiyorsunuz? Biraz açar mısınız?

7512.JPG

Mazhar Alanson : Yani şöyle açayım. Biz bir dinleti grubuyuz aslında fakat kendimizi yarı eğlence grubu haline getirdik. İnsanlar geldiklerinde biraz da eğleniyorlar. Şimdi yeni bir projemiz var. Üç kişi ve bir piyano olacak. Orda tamamen sesler ortaya çıkacak, sözlerin manaları ortaya çıkacak ve nasıl başladıysak yani biz bestemizi gitarla yaparız, o halimizle çıkacağız. Şubat ayını ona ayırdık. Beklerim Cemal Reşit Rey’e de. Kırka yakın sahnede hiç çalmadığımız şarkıları çalacağız. Çok emek verdik. O kadar çalışmışız ki gençliğimizde. Biz politik olaylara karışmadık. Ben ODTÜ’ye gitseydim 70 olaylarında ya sağda ya solda telef olacaktım. Muhtemelen solda olacaktım çünkü sol sempatizanıydım. Onların daha çok şairleri, şiirleri vardı. Bir Livaneli vardı, ilk plağı müthiş, vurucudur, her babayiğidin yapabileceği bir plak değildir, yurt dışında yaptı onu. Bayağı devrimci bir plaktır.

Gruplar ego yüzünden dağılıyorlar biz egolarımızı törpüledik artık, Fuat’ın söylediği bir söze eskiden kızardım şimdi artık Fuat böyle diyor deyip kabul ediyorum. Ben bir laf ettiğim vakit, ben çünkü bir öyle söylerim bir böyle söylerim, öbür gün değiştiririm fikrimi, ona da Fuat’la Özkan alıştılar. Dolayısıyla şu anda oturmuş bir evliliğe benziyor bizim durumlar.

 

– Her yaştan dinleyici kitleniz var, üç farklı kuşağa hitap ediyorsunuz.

Mazhar Alanson :  (Gülüyor) Gençler, gençler, gençler . Bazen Üsküdar Amerikan Liseye gidiyoruz yaşları on altıya kadar düşüyor, şarkıları ezbere biliyorlar. Ali Desidero’nun bir kısmını uzun diye yıllar önce kesmiştik şimdi söylemek zorunda kalıyoruz o kısmı çünkü ezbere biliyorlar.

DÜNYACA ÜNLÜ OLMAK İSTEMEDİM

– Müzikal anlamda gerçekleştirmek isteyipte henüz hayata geçiremediğiniz bir projeniz var mı?

Mazhar Alanson : Var. MFÖ’ye bir müzikal yapmak çok yakışırdı onu yapamadık. Dünyaca meşhur olmak falan gibi isteklerim hiç olmadı. Çünkü ölmüş olurdum şimdi dünya çapında olsaydım.

– Neden böyle düşünüyorsunuz?

Mazhar Alanson : O âlemde hırpalanıyorsun, turnelerine bakıyorum bir gün Münih’teler bir gün Frankfurt’talar, bir gün Amsterdam’dalar, bir gün Berlin’deler. Çok yorucu, korkunç yıpratıcı. Bazı büyük isimlerin üç yıllık turneleri var. O zaman sende bir benzin almak istiyorsun, o alkol mü yoksa başka şey mi neyse derken yıpranıyorsun. Burada daha sakin, daha mazbut, Edirne’den Ardahan’a Zeki Müren’in lafıdır (gülüyor) , bizim Edirne’den Ardahan’a. Türkiye’de tanınmamız Ele Güne Karşı albümü ile değil Diday şarkısı ile oldu. Ele Güne Karşı albümünü yaptık, prodüktör bu tutmaz dedi, biz prodüktörün biraz üstüne gittik. Sonrasında yüzyılın albümü seçildi. 

– Diday Diday Day ile de Eurovision Şarkı Yarışması’nda 14.olmuştunuz.

Mazhar Alanson : Evet 14.olduk ama birinci olmuşuz gibi karşılanmıştık. Siyasi olaylar. Eurovision bittiğinde sadece birinci olan İsveç’li bir grubu bir de bizi bütün Avrupa televizyonlarına çıkardılar.

– Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmama kararı alındı. Bu kararı nasıl karşılıyorsunuz?

7523.jpg

(Gülüyor) İyi karşılıyorum çünkü hırpalıyorlar. Biliyorsun bütün Avrupa ile olan durumları.

– İmzanızı taşıyan şarkılarda aşkı pek çok haliyle anlatıyorsunuz. Sizin aşk tanımınız nedir?

Mazhar Alanson : Benim bir şarkımın satırında geçer. Yerle gök arasında bir yerde oluyorsun, şapşal bir halde oluyorsun.

– Son olarak sevenlerinize ne söylemek istersiniz?

Mazhar Alanson : Sevenlerime çok sevgilerimi iletiyorum eğer müzik ile uğraşıyorlarsa çok çalışmalarını tavsiye ederim. MFÖ dağılmadı, bizi örnek alabilirler. Üç ayrı karakteriz, üç ayrı insanız, üç ayrı fikrimiz var. O yüzden çalışmalarda tartışmalarda çıkar, sen onu beğenirsin, diğeri başkasını. Zor iştir ama aramızda her şey demokratiktir. ***

Mazhar Alanson ile röportajımız bittikten sonra evimin yolunu tutuyorum. Yol boyunca onu düşünüyorum. Şarkıları, sözleri, müziği, duruşu, tavrı, açık sözlülüğü, derinliği ile onun yaşayan bir ozan olduğunu düşünüyorum. Bu coğrafyada doğduğu ve onu tanıdığımız için şanslı olduğumuzu da.

Kendisine bize zaman ayırdığı çok teşekkür ederiz,

Sevgilerimle,

Özlem Ada


YORUMLAR

Solve : *
4 ⁄ 1 =


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.