DOLAR 9,2220
EURO 10,7186
ALTIN 524,31
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Hafif Sağanak
İstanbul
21°C
Hafif Sağanak
Cts 19°C
Paz 17°C
Pts 17°C
Sal 18°C

Düşünüyorum… Ama var mıyım?

19.05.2018
258
A+
A-

Son zamanlarda düşünce hakkında daha çok düşünür oldum… Hisleriniz, düşüncelerinizden önce harekete geçiyor, biliyor muydunuz? Yani hisleriniz, düşüncelerinizden önce ne düşüneceğinizin farkında olabiliyor. İlginç değil mi? İnsanın aklına şu soru geliyor bu durumda: O halde düşüncelerimiz ne kadar gerçek? Ne kadar orijinal?… Şimdi sıkı durun; araştırmalara göre en fazla %50 oranında! İnsan düşünce mekanizmasıyla var olduğunu “düşünür”. Bununla övünür. “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözü yüzlerce senedir yürürlüktedir. Çekim yasası olgusuyla özellikle de son senelerde bütün dünyada insanlar düşüncelerini olumluya çevirmek için çalışmaktadır…

Madem insan düşünce ile bu kadar özdeşleşiyor, bahsettiğim bu son bulgulara ne demeli?? Araştırmacılar orijinal olmayan düşüncelerimizin çevremizden, tanıdıklarımızdan ve
bilinçaltımızdan geldiğini söylüyorlar. Ama tabii o anda biz bunun farkında değiliz. Aklımıza yeni bir düşünce geldiğini sanıyoruz. Yepyeni bir buluş yaptık diye seviniyoruz. Denir ki
“Her düşünce daha önce mutlaka bir başkası tarafından düşünülmüştür. Bu noktada herhalde şunu sormalıyız: Peki, daha orijinal olabilmek için ne yapacağız?

Aslında ne yapması gerektiğini biliyor insan. Hem de binlerce senedir. Ama uygulayamıyoruz veya uygulamıyoruz. Herhalde zor geldiğinden; çünkü yapmamız gereken düşüncelerimizin 7/24 farkında olabilmek. Şamanik pratiklerde buna “iz sürmek” adı verilmiş. Zen Budizm’de düşünceleri tam düşünüldükleri anda yakalayabilmek için zen meditasyonu tekniği keşfedilmiş. Tibetli rahipler uyku yogası çalışmışlar senelerce. Amaç uykuda bile düşüncelerinin hakimiyetinde kalabilmek… Ama modern insanın bütün bu çalışmalar için vakti yok artık. Daha pratik çözümler bulmalıyız. Ve ne çözüm bulabiliyorsak da onu uygulamak durumundayız! Çünkü günümüzün kaotik hayatlarında sürekli bir şeylere kaptırıp gitmek, hiç farkına varmaksızın düşünceden düşünceye atlamak, her zaman kafanın bir şeylerle meşgul olması –hiçbir şey yapamıyorsak sosyal medyada vakit geçirmek!- çok yaygın.

 O yüzden işte size birkaç pratik öneri

Bir çözüm, ister işte, ister dinlencede, ne yapıyor olursanız olun aynı anda da bedeninizin farkında olmanız. Aslında ben buna alt beden farkındalığı diyorum. Çünkü sürekli bedene dikkatinizi vermek kolay olmayabiliyor. Farkındalığınızı yitiriyor ve tekrar tekrar geri dönmek zorunda kalıyorsunuz! Ama sadece bedenin enerjisine farkındalığınızı vermek, sanki bedenin altında daha süptil bir beden varmış da ona dikkat ediyormuşsunuz gibi hissetmek daha kolay. Ve daha uzun süre bu farkındalığı sürdürebilmenizi sağlıyor. Farkındalığınız sizde kaldığı sürede de düşüncelerinizin izini daha kolay sürebiliyorsunuz.

Sonra nefes var tabii… Nefes farkındalığı bedene ve şimdi’ye dönebilmek için çok yararlı. İtiraf etmeliyim ki günümüzde uygulanan detaylı nefes tekniklerini yapabilen birisi değilim ben. Ama daha basit ve çok kısa bir tekniği bedenim otomatikman yapabiliyor. Size bunu önermek istiyorum: Arada bir olabildiğince derin nefes almak. Bu kadar basit! Ve etkili…

Çünkü derin nefes alırken zihin o süre boyunca yavaşlıyor. Deneyin göreceksiniz. Zihin otomatikman bedene öncelik veriyor. Bir hafta kadar derin nefesler için çalışmanız gerekebilir
ama bir süre sonra beden bunu kendiliğinden yapmaya başlıyor. Çünkü çok faydalı ve aynı zamanda da zevkli bir şey bu…
Bir de saat kurmayı deneyebilirsiniz. Örneğin, saatinizi 15 dakikada bir çalacak şekilde kurduğunuzda, 15 dakika aralıklarla neler düşündüğünüzü size yakalattıracak bir yöntem
uygulamış oluyorsunuz.

Saat her çaldığında düşüncenizi fark edin. Düşünce sizi iyi hissettiriyor mu? İçinize siniyor mu? Bedeniniz ne âlemde? Alt bedene bakın şöyle bir şimdi; ona konsantre olun…

Hisleriniz “Tamamdır” diyorsa yaptığınıza devam edin. İşte bu “Tamamdır” mesajı düşüncelerinizin orijinal veya ona oldukça yakın olduğunun göstergesidir.

Gelelim asıl can alıcı soruya. Acaba düşünce mekanizması neden bu şekilde işliyor? Bence işte böyle çalışa çalışa %100 orijinal düşünceye ulaşacağız. O zaman tam da kendimiz,

aslımız olabileceğiz. Örneğin, Şebnem Özkan, “ÖzŞebnem Özkan”a dönüşecek (!…).
Bakalım, göreceğiz. Bence bunun üzerinde biraz düşünelim…

YORUMLAR

Solve : *
10 − 1 =


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.