DOLAR 8,7155
EURO 10,4028
ALTIN 498,04
BIST 1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Gök Gürültülü
İstanbul
24°C
Gök Gürültülü
Cum 26°C
Cts 27°C
Paz 26°C
Pts 26°C



Kaygı nedir, kaygı bozukluğuyla nasıl başa çıkılır?

16.05.2020
461
A+
A-

Hastalığa yakalanacak mıyız, ailemiz yakalanacak mı, ölecek miyiz? İş hayatlarımız kesintiye uğradı, maaş alabilecek miyiz, faturalarımızı ödeyebilecek miyiz?

Bu durum ne kadar sürecek? Eski ve güvenli günleri ne zaman tekrar görebileceğiz? Ve daha bir çok hayati kaygımız  var ve bunlar son derece gerçek İçimizi yakacak kadar , kalbimizi sıkıştıracak kadar gerçek ve bütün dünya insanları da benzer duyguları yaşıyor. Çalışmak zorunda olanlar için ayrı evde  dışarı çıkamayanlar için ayrı  sıkıntılarımız var. Çalışmak zorunda olanlar hastalanmak ve evdekilere bulaştırmak, evde kalanlar dış dünyadan izole yaşamak, hareketsizlik, üretememekle  uğraşıyorlar. Ayrıca hayatımıza daha önce girdiği  halde şu anda bir bombardıman gibi   dijital bir dünya: görüntülü toplantılar , sürekli gelen fazla sayıda mail, bilgi. sosyal medya , televizyon haberleri   takip etmek ve yapacaklarımızın birer dağ gibi önümüzde birikip bizi ruhsal olarak sıkıştırması da ayrı bir sorun. Sanal iletişim  çoğumuzun yeni tanıştığı bir durum ve doğal  yaşantımıza da ters. Oysa bizim doğamız  5 duyumuzla  birden yaşamak için  yaratılmış. Karşımızdakini aynı hava içinde görmek, kokusunu duymak , dokunmak istiyoruz. Metalik aletlerden sesimizi duymak  bile rahatsızlık veriyor. Belki de bizi  ruhen hastalandırıyor. Karantinanın uzayacağı durumlarda çaresizliğimiz artarsa sonrasında neler yaşayacağımızı öngörmek  de çok zor. Böyle zamanlarda  çoğumuzun  psikolojik destek ihtiyacı da doğacaktır . Peki ne yapacağız, nasıl bu belirsizlik ve güvensizlik ortamıyla baş edebileceğiz ?

KAYGI NEDİR? KAÇ YA DA SAVAŞ.

Beyin  bilinmezlikler olduğunda bununla uğraşıp çözme yoluna girer. Kaygı da bu çözülmezliktir. Bebeklerin sürekli ağlama sebepleri, derdini anlatacak sözlü döneme geçmemiş olmalarıdır. Hatta sözlü döneme geçmiş olanlar bile derdini anlatamaz , anlatsa bile anne baba çocuğu çok defa anlamaz, çocuk da bu duygusunu anlamlandıramaz  ve bilinmezlikler dünyasına travmalar olarak eklenir

Çoğu zaman korktuğumuz şeyi tam anlamıyla tanımlayamamak  bize acı verir ama gel gör ki tanımlamaktan da kaçarız, çünkü korkulan şeyi tanımlamak da bir acıdır                                                          Bazılarımız  korku ve kaygıyı o kadar  derinden hisseder ki dağılır , içsel ya da dışsal kaynaklarını nasıl kullanacağını unutur, kendini oyalayamayarak sadece kaygısını yaşar , depresyon içinde oradan oraya savrulur. Destek alamadıkça ve yalnızlaştıkça daha da kaygılanır. Farkında olmadığı bir kaçışa girebilir. Ancak herkesin kaçışı farklıdır. Kimimiz aşırı yemek yer, aşırı uyur, sigara içer, internetle  ve sosyal medyayla , televizyonla aşırı zaman geçirir , doğal olarak uykuları bozulur. Sistemimiz çok baş edemezse panik atak ya da bedenselleştirme dediğimiz nedensiz bedensel sıkıntılar yaşayabilir.

Bazılarımız bu  kaygıyı iyi yönetir. Belki bir süreliğine korksa ve dağılsa  da içten gelen güçlerini devreye koyarak kendini ve çevresini destekleyebilir , çevresindeki olumsuz kişilerden etkilenmez, sakin kalıp çevresini de sakinleştirebilir , güvenlik, koruma  arama , yardım alma noktasına ulaşabilir. Durum ve şartları gözden geçirip, kabullenip , şimdi ne yapabiliriz diyerek olumsuz şartlar içinde  gelecek planları, kurtulma çareleri aramaya yönelebilir ve süreci sağlam ve sağlıklı geçirmek için önlemlerini oluşturur. Bu   kişilere  duygularını regüle edebiliyor deriz.

NASIL BAŞ EDECEĞİZ?

Hepimizin de bu sürece geçebilmesi en istediğimiz ve beklediğimiz şeydir. Yani korkmak ve kendi bildiğimiz şekillerde sinmek ve dağılmak da bir haktır, ancak bütün hayatımızı da bu duygu ve dağılmışlıkla geçirmemiz mümkün değil. İşte o zaman aklımızı hiç devreye koymadan kendimizi ve ailemizi tehlikeye atabilecek düşüncesiz hareketler yapabiliriz. En son yaşadığımız  sokağa çıkma yasağına 2 saat kala  sosyal mesafeyi göz ardı ederek marketlere hücum etmemizi ben buna bağlıyorum. Korku ve panik duygusuna teslim olarak  dağılmak ve düşünen aklımızı devreden çıkarmak. Altında müthiş bir kaygı var. Hatta sadece bir değil , bir çok duygu bir arada. Üzüntü, korku, yapamayacağımız şeylerle ilgili yetersizlik duygusu, işin içinde olan insanlarla ilgili duygularımız(örneğin patronumuzun davranışıyla ilgili çekince ve korkularımız), borcumuzu ödeyemediğimizde hissedeceğimiz değersizlik. .    Zor gibi olsa da   bu panik duygusundan çıkmak, ve akan bir nehre kendimizi bırakırcasına hayatın akışına bırakmak ve karşımıza çıkan zorluklar ne olursa olsun savaşmaya güç bulmak.

Hedefimiz yaşadığımız duyguyu derinden tanımlayıp , duygularımızı dengeleyip, durumu kabullenme durumuna geçmemiz ve baş etme yollarını aramamız. Yani hayatta kalmakla ilgili güçlü benliğimizi , düşünce yollarımızı tekrar  sakinliğe , sükunete kavuşturmak, sonrasında çarelerimizi  harekete geçirmek.

İlk adım acıyı derinden hissetmek. Bizim için nasıl bir   acı bu? Acı mı , ağrı mı . Bu kaygıyı tanımlasak nasıl  tanımlarsınız?

Sonraki adım bedenimiz. Acının farkındalığı , bedenimize neler yaptığı , hangi kaslarımızı düğümlediğimiz, boğazımız, sırtımız, göğüs kafesimiz ve daha bir çok yerde neler hissediyoruz?

Sonraki adım tüm süreçleri kabul etmek. Evet çok sıkıntılar yaşayacağız…Evet belki yakınlarımızı kaybedeceğiz , para kaybedeceğiz. Kabullenmekten başka çaremiz yok. Demirel’in dediği gibi ‘’Yağmur yağarken ben ıslanmam diyemezsiniz’’. Tüm süreçler bizi de vuracak. Ama az ama çok. Ve çok üzüleceğiz.

Artık korku alanından çıkıp hayatımızın iplerini ele almak dönemi. Öncelikle  kendi içimize dönmek, yavaşlamak , sakinleşmek   gerekiyor. Öyle ki bir yerlere koşuşturuyor gibi  bütün bilgilere ulaşmalıyım , bütün bilgileri iletmeliyim  , boş zamanlarımı tamamen değerlendirmeliyim  duygusundan kurtulmak. Doğamıza dönmek, sükunetle  ruhumuzu dinginliğe  erdirmek için ne gerekiyorsa yapmak. Kendi sınırlarımız içinde  neler yapabiliriz?   İçinizden size dinlenmeyi  hiç  hak görmeyen  bir ses varsa bunu susturun.

Burası  artık her şeye yukarıdan bakabildiğiniz, çareler bulabileceğiz   bir yer olacak. Hatta kendi içinizden başka insanlara da yardım edebileceğiniz  bir  alana geçmiş olacaksınız.

Bu zorlu süreçleri  sükunetle yönetmeniz dileğiyle. Sevgiyle…

Klin. Psik. Filiz Ömeroğlu

YORUMLAR

Solve : *
34 ⁄ 17 =


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.