DOLAR 13,4726
EURO 15,2894
ALTIN 792,247
BIST 2011,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 3°C
Kar Yağışlı

Türkiye’de kur stabilizasyonu nasıl sağlanır?

30.12.2021
A+
A-

Son yıllarda, yükselen piyasa ekonomilerinde sıklıkla bankacılık ve döviz krizleri yaşanmaktadır. Sermaye hareketlerinin dünya üzerinde giderek serbestleşmesinden sonra ülkelerin döviz kuru rejimi seçimleri ülkelerin krize eğilimli olup olmamaları açısından büyük önem taşımaya başlamıştır. Yükselen piyasa ekonomilerinde son yıllarda yaşanan krizler, bu ülkelerde makro ekonomik dengesizliklere yol açmış ve bu krizlerin sosyal ve mali maliyetlerinin toplumun her kesimi tarafından ödenmesi sonucunu doğurmuştur. Her ne kadar yükselen piyasa ekonomilerinde döviz kuru rejimi değişiklikleri genellikle planlı geçişler seklinde olmayıp krizlerin zorladığı rejim değişiklikleri olsa da, optimum kur rejiminin seçimi ülkelerin krizlere olan kırılganlıklarını azaltabilmeleri açısından önem taşımaktadır.

Buradaki kur rejimleri tabiri, aslında özelde esnek çıpa politikalarına işaret etmektedir. Bir başka deyişle 1980’lerden bu yana hiper veya kronik enflasyona sahip olan ülkelerde dezenflasyon programlarının ya da daha resmi adıyla Kur Temelli Stabilizasyon Programlarının en önemli bileşeni olarak görülen sabit fakat ayarlanabilir kurların avantajları ve dezavantajları yeniden sorgulanmaya başlanmıştır.

Küreselleşen ekonomik dünyada gelişmekte olan ülkelerin en büyük sorunu enflasyon ve döviz kuru hareketleridir. Hedef olarak kendilerine ülkedeki fiyat istikrarını sağlamak görevini yüklemiş olan Merkez Bankaları döviz kuru hareketlerinin kısa ve uzun vadede fiyatları nasıl etkileyeceği uygulayacağı para politikası açısından önemlidir.

Sabit fakat ayarlanabilir kurlara karşı gelişen tepki, bu tip rejimler de dahil olmak üzere bütün ara kur rejimlerinin reddi, buna karşın serbest kur rejimlerinin ön plana çıkması sonucunu doğurmuştur. Dalgalı kur sistemi en aşırı şekilde tanımlanacak olursa, döviz piyasaları üzerinde hiçbir hükümet müdahalesinin olmadığı ve döviz kurlarının tamamen piyasadaki döviz arz ve talebine göre oluştuğu bir piyasa şeklinde açıklanabilir. Ancak bu sistemde yapılan müdahaleler kurların istenilen düzeyde oluşmasını sağlamak yerine, bu piyasadaki gereksiz dalgalanmaları önlemek ve değişimleri daha ılımlı hale getirmek için yapılmaktadır. Makro ekonomik istikrar açısından dalgalı döviz kurunun kullanılması durumunda ekonomideki diğer değişkenlerin kurdaki harekete uyum göstereceği varsayılmakta bu yönde politikalar geliştirilmektedir. Bu politika da kur, enflasyon, faiz, büyüme gibi değişkenleri etkileyen ve bunlara yön veren ana faktör halini almaktadır.

Alternatif programlar arasından neden bu spesifik stabilizasyon yönteminin seçilmiş olduğu sorusu ne programa başlanırken, ne de krizden sonra soruldu. Türkiye kısmen IMF’nin de teşvik ve zorlamasıyla döviz kuru çıpasına bağlı bir programı uygulamaya koydu. Döviz kurunun artış hızının yapay olarak bastırıldığı bu tür durumlarda yurtdışından borç almanın çok çekici bir hale geldiği biliniyor. Türkiye’de özellikle bankalar aracılığıyla rekor düzeyde dış borç sağlanması olarak kendini gösteren bu kısa vadeli sermaye girişi yani sıcak para hareketi bir yandan ödemeler dengesini bozuyor fakat bir yandan da ekonominin canlanmasını sağlıyordu. Türkiye ekonomisi 1998 ve 1999’da küçüldükten sonra 2000 yılında, devletin harcamalarını kıstığı, dez-enflasyonist politikaların uygulandığı bir ortamda yüzde 6 büyüdü. Bu küçümsenmeyecek büyüme hızı sıcak para girişinin doğrudan bir sonucuydu. Fakat aynı sıcak para girişi ve yol açtığı döviz cinsinden borçluluk Türkiye’yi krizin çıkabileceği bir noktaya getiren etkendi.

Günümüz merkez bankacılığı açısından para politikalarını uygulamak suretiyle varılmaya çalışılan ana hedef fiyat istikrarını sağlamaktadır. Bu durum uzun vadede finansal istikrarın sağlanması açısından da göz ardı edilemez bir öneme sahiptir. Bu nedenle, fiyat istikrarının gerçekleştirilmesi hedefi doğrultusunda, finansal sistem ve sahip olduğu araçlarla ilgili gelişmeleri, riskleri izlemek ve etkilerini değerlendirmek büyük önem arz etmektedir.

Gündemde verilen cari denge mesajlarına baktığımı zaman bu sürecin çok fazla sürdürülebilir olduğunu düşünülmemektedir. Önümüzdeki dönemlerde muhakkak farklı politikalara ve farklı bir iletişim diline geçilmesi gerekmektedir.

Gülşen ARAS
BATI AKDENİZ EKONOMİSİNİ GELİŞTİRME VAKFI (BAGEV)
Genel Sekreteri

YASAL UYARI

Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.