Şampiyonlar ligi ile başlayan Uefa Avrupa ligiyle devam eden ve sadece futbol oyunu olarak Trabzonspor'u ayrı tutacağımız, Süper Ligde mücadele eden takımlarımızın Avrupa arenasında oynadıkları maçlarda puan kaybettiklerini ve futbol olarak kaybolduklarını gördüm.

Ülke puanımıza bu hafta Başakşehir ve Trabzonspor'un aldığı beraberlikler ile katkı sağladığı Avrupa arenası haftasında Süper ligimizdeki marka ve takım değeri yüksek olan Galatasaray, Beşiktaş ve Başakşehir kulüpleri Avrupa arenasında yine galibiyet göremediler. Kadro ve oyun yapıları ile takım tempolarının dayanıklılık ve koordinasyonlarının Avrupa liglerinden geride olduklarını bir kez daha teyit etmiş olduk.

O zaman Kalitenin sadece para ile olmayacağını bir kez ve bir kez daha teyit etmiş oluyoruz.

Neredeyse takımlarımızın kadrolarında on bir lejyoner ile sahaya çıktıkları, Süper Ligdeki tüm takımlarda toplam on dört-on beş lejyoner bulundurdukları bir yapı içerisine tamamen girmiş bulunmaktayız. Bence Türk futbolunun geleceğini geri de çok büyük bir borç yükü bırakan gereksiz bir yatırım ile karartılmış olduğunu tekrar tekrar anlamış bulunmaktayım.

Şöyle düşünmenizi isterim;     

Kısıtlı sermayeniz var. Bir yatırım yapmak istiyorsunuz. Fabrika kurmak istediğinizi düşünelim.

Makineleri alıyorsunuz ama fabrika binası yok veya Fabrika binanız var ama mal üretecek makine ve mamulünüz yok. Türk futbolunun içinde bulunduğu yabancı futbolcu yapısının da yapılan yatırımın geri dönüşü olmayan bir fabrikaya benzetiyorum.

Yabancı transferlerin arttığı Kulüp bilanço borçlanmasının yükseldiği bu durumda Ülke puanı için Avrupa arenasından gelmeyen başarılar ile Türk futbolunun yakın gelecekte bu durum içerisinden kolay kolay çıkamayacağını öngörüyorum. (Borç ödeme-Gelir)

Benim anlamadığım konu ise Yöneticilerin mi? Teknik direktörlerin mi? Taraftarların ya da Medya baskısının mı? İsteği doğrultusunda bu transferler yapıldı. Federasyonumuz yabancı oyuncu artış kararına imza atarak gelecekte neyi hedefledi? Nasıl bir yatırımın geri dönüşünü hesapladı. Merak ettiğim daha fazla konu da yok değil ! Diğerlerini size bırakıyorum.

Geleceğe dair yapılan bu yatırım yabancı futbolcu üzerine mi? Yoksa Altyapılar üzerine mi? Olmalıydı. Siz hangisini tercih ederdiniz?

 Kulüp bilançoları bu hesabın içerisine katıldı mı? Hepsinin yorumunu sizlere bırakıyorum.

Bir futbol izleyicisi ve yorumcusu olarak seyir keyfi olan futbol kalitesi yüksek maçlar izleyebilmek için Futbolumuzun öncelikli değerleri arasına girmesi gerektiğini düşündüğüm bazı görüşlerimi paylaşmak isterim.

Öncelikle Kulüp yönetimlerinin iyi bir bilanço yönetimi yapması gerektiğini fakat bunları yaparken yerli ve milli oyunculara yönelmelerini,  Altyapı yatırımlarını arttırmalarını genç oyunculara fırsat vermeleri için Teknik direktörleri bu konuda cesaretlendirmelerini Kulüp başkanlarının ve yönetim kadrosunun rakip takımlarla ve federasyon ile çok fazla polemiğe girmemesini hatta mümkün ise kulüp başkanlarının isimlerinin bilinmeyecek hatırlanmayacak  dereceye gelmesi için basın önüne çıkmamalarını Kısa vadeli değil uzun vadeli yatırımın altyapılardan geleceğini düşünen bir zihniyeti özümsemeleri gerektiği kanaatindeyim.

Yakın yıllarda Salih Uçan, Cengiz Ünder ve Yusuf Yazıcı Ülkemiz futbolunu yurtdışında temsil eden örnek futbolcularımız oldu. Bu örneklerin arttırılması Kulüplerin bilançolarının güçlenmesi için daha fazla olmalıdır. Ayrıca Kulüplerin kendi aralarında oyuncu yetiştirme yarışı içerisine girerek Yurtdışına çıkan futbolcu örneklerinin arttırılması ve çok daha fazla oyuncu ihracatı yapılmasında katkı sağlamaları gerekmektedir.

 Bunun yanında A takımlarına iyi oyuncular yetiştirmeleri öncelikleri olmalı ve aslında        Spor’ un da bir fabrika ile aynı işi yaptığını göstermeleri gerekmektedirler. Ülke futbolu ve Ülke sporumuz için yabancı değil yerli fikri iyice kafalarımıza yerleşmelidir. Taraftarlarda bu durumu destekleyerek sabırla takımlarının yanında olduklarını hissettirmelidir.

Sıfır girdi maliyetinden yüksek katma değerli oyuncular yetiştirmeniz bilançonuzu kuvvetlendirir. Bu bilanço yönetiminin temel etmenlerindendir. Yılsonunda sürdürülebilir faaliyet için bu konu Kulüp yönetimlerinin ve teknik heyetin olmazsa olmazları arasında olmalıdır.

 O zaman başarınız katlanarak artacaktır. Örnek teşkil edecektir. Günümüzde menajerlerin para kazandığı daha kimlerin bu menajerler ile paralar kazandığını az çok tahmin ettiğimiz dönemlerden çıkmamız gerekmektedir. Sadece dünyalık değil ahretlikte çalışılması da gereklidir. Bu durum vicdani bir sorumluluk haline gelmelidir.

Sonuç olarak bu hafta Türk futbolu için yine kayıp bir hafta oldu  Avrupa arenasında boy gösteren takımlarımız Trabzonspor haricinde puan getiremediler. Böyle devam ederse puanların ve başarının zor geleceği de aşikar.

Lütfen Kulüp yönetimi ve bunda pay sahibi olan herkes şapkasını önüne çıkarsın ve bu konuyla alakalı enine boyuna düşünsün.

Her işte olduğu gibi Türk futbolunun da gelecekteki başarısı yerli ve milli oyunculardan oluşan on birli kadrolardan, Öz kaynağa dönmüş kulüp yöneticilerinden, Yerli ve milli genç oyuncuları düşünen teknik direktörlerin birlik ve beraberliği ile oluşacaktır.


Benzer Yazılar

  • Transferin Şampiyonu Süper Lig

    Transferin Şampiyonu Süper Lig

    Merhaba Futbolseverler,2019-2020 Cemil USTA sezonunda tüm takımlar son ana kadar transferleri gerçekleştirmek için yarıştılar.
  • Şampiyon Trabzonspor!

    Şampiyon Trabzonspor!

    2018-2019 Spor Toto Süper lig şampiyonluk tahminimdir. Gelin şimdi bunu neden söylediğimi bir özetleyelim.
  • Avrupa Fatihi Galatasaray!

    Avrupa Fatihi Galatasaray!

    2015 yılından bugüne kadar Avrupa kupalarında boy gösteremeyen Galatasaray görkemli bir açılışa ev sahipliği yaptı. UEFA şampiyonlar ligi gibi üst düzey bir ligde çok iyi bir başlangıç yaparak üç puanın…
  • Uzun bir aradan sonra Ekstra Futbol ile karşınızdayız!

    Uzun bir aradan sonra Ekstra Futbol ile karşınızdayız!

    Futbol severlerle uzun bir aradan sonra her hafta Pazartesi günü saat 21'de TGRT Euro ekranlarında Extra Futbol ile birlikte olacağız. Spor camiasının değerli isimlerini ağırlayacak, gündemi tartışacak ve sorularınızı alacağız! 
  • Ah Beşiktaş vah Beşiktaş!

    Ah Beşiktaş vah Beşiktaş!

    Bir zamanlar bir mahallede zayıf, çelimsiz kendi halinde bir çocuk yaşarmış. Bu çocuk oturduğu evin penceresinden sokakta oyun oynayan çocukları seyredermiş.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kategorilerden Seçmeler