DOLAR 15,6306
EURO 16,3364
ALTIN 915,281
BIST 2390,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 25°C
Çok Bulutlu

Doğum sancısı

30.12.2021
A+
A-

‘Yaşadığımız bu günler yaşayacağımız daha güzel günlerin doğum sancısı’

Değerli Dostlar,

Bilenler bilir, ara ara instagram hikayelerimde ‘Günün sorusu’ adı altında kişisel gelişim ile ilgili sorular sorup, cevapları takipçilerimle paylaşıyorum. Bu yakınlarda şöyle bir soru sordum: ‘İçinde bulunduğunuz seneye bir isim koyacak olsanız, bu ne olurdu?’ Cevaplar tahmin ettiğim gibi ‘Kaos, korku, kabus, rezalet’ gibi tanımlamalar şeklinde geldi. Ama en hoşıma gideni ‘Doğum Sancısı’ oldu.

Gerçektende farklı bir süreç içinden geçiyoruz. Gündem an ve an değişiyor. Salgın hastalıklar, iklim değişiklikleri, şimdi birileri kıtlık deyip duruyor ve şiddet haberleri… Her gün bize dayatılan ve ne kadarı gerçek, ne kadarı illüzyon olduğunu bilmediğimiz bu ve bu gibi haberlerle boğuşmaya çabalıyoruz.

Etrafıma baktığımda endişelenmeyenlerin bile endişelenmeye, korkmayManların korkmaya, sakin olanların öfkelenmeye doğru değişim gösterdiğini gözlemliyorum. Bazılarımız bu olanlar kaşısında kafasına yorganı geçirip güvende kalmak istiyor, bazılarımız bulunduğumuz şehirden bir kasabaya ya da bir köye yerleşirse her şeyin düzeleceğine inanıyor, bazılarımız ise psikolojisi ve midesi bozulana dek bu haberleri an ve an takip ediyor. Ve çoğumuz, bu olanlarla nasıl başedebileceğimiz, kendimizi nasıl rahatlayacağımız konusunda bilgi sahibi olmadan oradan oraya savrulup duruyor.

Tabii ki olanlara pembe gözlüklerle bakalım, kafamızı kuma gömelim ve her şeyi görmezden gelelim demiyorum ama en azından, kaos ortamlarında fiziksel ve ruhsal olarak nasıl dayanıklı kalabiliriz, iç huzurumuzu nasıl koruyabilirizi düşünmemiz gerekir. Bununla ilgili aldığım eğitimlerden, okuduğum makalelerden esinlenerek önce kendim, sonra sizler için bir kaç öneri paylaşmak istedim.

KENDİMİZİ TANIYOR MUYUZ?

Kendimizi tanıyabilmek için duygularımızı, düşüncelerimiz, davranışlarımızı iyi analiz etmemiz gerekir ki, bu da oldukça uzun ve meşşakkatli bir yol. Ama en azından son yıllarda ülkemizde ve dünyada yaşanılan kaotik olaylara karşı kendimizi gözlemleyebiliriz. Bunun için, öncesinde korkuyor muyuz? üzülüyor muyuz? ya da öfkeleniyor muyuz? sonra ise, bu kaos ortamından şikayet ederek kenara çekilip olanları öylece izliyor muyuz? yoksa gidişatı değiştirmek için çözümler üretiyor muyuz? gibi soruların yanıtlarını aramalıyız.

KELİMELERİN SİHRİNİ BİLİYOR MUYUZ?

Ağzımızdan çıkan her bir olumsuz kelime aslında bizim olaylara nasıl baktığımızı temsil ediyor. Mevlana’nın çok sevdiğim sözü sanırım bana tercüman olacak: ‘İnsan her nefeste yeni biri olur ve her nefes, içini doldurduğumuz kelimelerle bilmediğimiz bir aleme yolculuk eder; sonrada oradan hediyelerle geri döner.’ Farkında olsak da olmasak da, ağzımızdan çıkan her bir kelime bize çeşitli yollarla dönerek kaderimizi oluşturur.

İZLEDİKLERİMİZİN FARKINDA MIYIZ?

Sabahtan akşama kadar korku ve kaygı seviyemizi yükseltecek haberleri izlememizin ve takip etmemizin ne bize ne de dünyaya bir faydası olmayacaktır. Unutmayalım ki ‘Ne izliyorsak oyuz!’. Tabii ki günün belirli bir saatini, gündemi takip etmek için ayırabilirabiliz ancak televizyon kanallarının ve sosyal medyanın tüm zamanımızı almasına izin vermemeliyiz. Onun yerine yürüyüş yapabilir, kitap okuyabilir, hobilerimize vakit ayırabiliriz. Böylece kendinizi daha huzurlu hissederiz.

YARDIM ELİ UZATIYOR MUYUZ?

Dünya genelinde yaşadığımız bu zor süreçlerden ya da bireysel yaşamımızda geçtiğimiz zor dönemlerden çıkabilmenin en iyi yolu başkalarına yardım eli uzatmaktır. ‘Zaten ben imkanım el verdikçe yardımımı yapıyorum’ diyenler olacaktır. O zaman cevabım: ‘Daha da fazlalaştıralım yardımlarımızı’ olacaktır. Bir hayvan beslemek, bir kitap bağışlamak, bir yaşlı bakım evine ziyarette bulunmak, bir çocuğu mutlu etmek için çok büyük paralara gerek yok.

KENDİMİZE VAKİT AYIRIYOR MUYUZ?

Günün en azından 15-20 dakikasını meditasyon, nefes egzersizleri ya da dua aracılığı ile düşüncelerimize tanık olmaya, yaratıcı ile bağımızı kuvvetlendirmeye ayırabiliriz. Bu egzersizleri düzenli yaptığımız takdirde üzerimizde ki korku ve kaygının yerini sakinlik, huzur ve teslimiyetin aldığına şahit olacaksınız.

Hepimiz, dünya ve ülkemizde yaşanılanlardan dolayı zorlu süreçlerden geçiyoruz ama size temin ederim ki, hiç bir şeyin kalıcı olamadığı bu dünya da, şu an yaşadıklarımız ve şahit olduklarımızda kalıcı olmayacaktır. Yaşadığımız bu günler, sadece yaşayacağımız daha güzel günlerin doğum sancısı.

Sevgiyle.

Pınar Holt

Yazar, Davranış Bilimci, Konuşmacı, ICF Koç

Email: pinarholt75@gmail.com

Web: www.pinarholt.com

Instagram: @pinarholtofficial

Linked-in: Pinar Holt

 


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.