Instagram, Kevin Systrom ve Mike Krieger tarafından ilk olarak iPhone için Ekim 2010’da piyasaya sunulan, sahip olduğu kaliteli filtreler ve sosyal ağ özellikleri ile kısa zamanda oldukça popüler olan bir fotoğraf paylaşım uygulaması olarak karşımıza çıktı.

Kurucuları bile Instagram’ı yarattıklarında bu kadar popüler olup dünyayı bu kadar değiştireceğini düşünmemişlerdir. Öyle ki; şu sıralar günde 100 milyon fotoğraf paylaşımı, 4 buçuk milyar beğeni yapılıyor. Bu sayılar gittikçe de artıyor. Çoğunluğu genç olmak üzere günde yarım milyar insan aktif olarak Instagram kullanıyor. Instagram’ın piyasa değeri 125 milyar Dolar’ın üzerinde.
Bugüne kadar fotoğraf, video ve son dönemde canlı yayın için kullanılan Instagram mecrasında ilginç bir deneyim yaşadık.


Instagram üzerinden “Sosyal Deney”


Yaklaşık 1 aylık süreç içinde yaptığımız programların, canlı yayında izlenme oranı 15 ile 65 kişi arasındaydı.


11 Mayıs akşamı yayına başlamadan, yine Instagram üzerinden faaliyet gösteren bir medya pazarlama firması ile iletişime geçtim ve yayınımda sayısal olarak izleyici sayısını yüksek göstermesi için izleyici kiraladım.
15 TL karşılığında 100 aktif izleyici için formu doldurup, ödemeyi sanal pos ile yapıp yayın saatini beklemeye başladım.


11 Mayıs akşamı saat 22:00’de, düzenli program yaptığım partnerim Seval ile her zamanki gibi yayına geçtik.


Yayına girdiğim ilk dakikalarda normal (sosyal medya tabiri ile “organik”) artış gösteren takipçi sayısı, üç dakika içinde 50 takipçiye ulaştı.


On dakika içinde 100 takipçiye ulaştığımda Seval gözlerine inanamadı. 120 takipçi bizleri izliyordu. Canlı yayın sırasında yorumlar kısmı kapalı olduğundan, yayına katılanları Seval de ben de göremiyorduk.


Yayının on beşinci dakikasında Seval, bu izleyici artışı karşısında tüm konsantrasyonunu kaybetmişti. Yayının ortalarına doğru yorumlar kısmını açtığımda ise daha önce tanımadığım yüzlerce insanın yorum yaptığını ve konularla alakasız emojiler gönderdiğini gördük. Yayınlarımızı haftalardır takip eden gerçek takipçilerin bu durum karşısında yazığı yorumlar ise sayfamızın hacklendiği yönündeydi.


Şimdi diyeceksiniz ki bunda ne var? Bunun neresi sosyal deney?


Bugüne kadar organik izleyicilerle temas halinde program yapmaya alışkın olduğumuzdan, hem Seval hem ben normalin dışındaki bu izleyici aktivitesi ile yayını devam ettirmekte güçlük çektik.


Gerçek izleyici, bu hızlı artış ve yapay izleyici kitlesi karşısında geriye çekildi. Hatta büyük bir kısmı yayını, takip etmeyi bıraktı.


Seval’e bunun bir deney olduğu bilgisini bir saatlik yayının bitiminde verdim. Yayından sonra Seval ve Cem’e organik olmayan takipçilerden bahsettim.


Ekip üyelerinden gizli hazırladığım bu deney neticesinde, özetle şu sonuçlara ulaştım:


• İzleyici sayısının yüksek olması, yayının kaliteli bir içeriğe sahip olduğu anlamına gelmez.


• Beklenenin üzerinde yüksek izleyici sayılarıyla yapılan canlı yayınlarda “yorumlar” kısmı kapalı ise, izleyici kiralanmış olma olasılığını göz ardı etmemek gerekir.


• Kiralık izleyici ile yapılan yayınlar, gerçek izleyici kitlesine ulaşılıncaya kadar yapılan hileli yönlendirme çalışmasıdır.


• Sosyal medya üzerinden yapılan kurgular ile kitle yönetimi düşünüldüğünden daha kolaydır.


• Bugün “Instagram Fenomeni” olarak karşımıza çıkan, merak edip incelediğimiz hesapların bu tarz çalışmalar yaptığını düşünebiliriz.


• Belli bir olgunluk ve doygunluk yaşamadan yüksek sayıda kişiye ulaşılması içerik üreticilerinin olumsuz etkilemektedir.


Yaşadığımız bu deneyimin en düşündürücü kısmı ise, organik izleyicinin programı izlerken tepki vermemiş olması. 135 kişi içindeki organik izleyici sayısı 35 olmasına karşın, sadece iki kişi bu duruma tepki mesajı gönderdi. Programın bir şekilde ele geçirilmesi, ilerleyen süreçte azınlığın sessiz ve tepkisiz kalmasına neden oldu. Sayısal üstünlüğün ele geçirilmesine, “gerçek ile sahte” ayrımının yapılarak verilmesi gereken tepkinin verilmediğini gördük.


Siyasette, ülke yönetiminde, salgın hastalık mücadelesinde ya da kitlesel hareketlerin yönlendirilmesinde bu yöntemlerin kullanılması halinde geri dönülmez sonuçların ortaya çıkması mümkündür.


Saygılarımla,


Uğur Durak

 


Benzer Yazılar

  • Peki, biz ne yaşadık?

    Peki, biz ne yaşadık?

    Mark Zuckerberg’den Allah razı olsun. Facebook ve İnstagram’ı hayatımıza soktuğu için ne kadar dua etsem az...!
  • Kovulmak artık daha kolay...

    Kovulmak artık daha kolay...

    Böyle bir başlık attığım için kusura bakmayın ama uyarması bizden. Arkadaşlar, artık eskisine göre daha kolay işsiz kalacaksınız.
  • Bir hikaye, bir örnek…

    Bir hikaye, bir örnek…

    Halil Cibran’dan bir hikaye; Aamir Khan’dan bir örnek…
  • Korona virüsünü takibe attık…!

    Korona virüsünü takibe attık…!

    2020 yılına girerken, kesin içimizden biri ağır beddua etti. 4 milyarlık yıllık sevimli mavi gezegen sanki sezon finaline doğru gidiyor. Korona virüsünden sonra, uzaylı istilası yaşanırsa kesin “final” yaparız.
  • Yaşamda Altın mısın, yoksa Demir misin?

    Yaşamda Altın mısın, yoksa Demir misin?

    Demir, atom numarası 26 olan kimyasal elementtir. Bu element tüm dünyada betimleme ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Demir; güç ve dayanıklılığın bir sembolü olarak hemen her kültürde yerini almıştır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Kategorilerden Seçmeler

FACEBOOK

TWITTER

LINKEDIN