Selin Esin Aybar

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İngilizce'de Callan Method!

25 yıldır emek verdiğim İngilizce öğretmenliğime yeni bir boyut, yeni bir soluk geldi. Değişik bir öğretmenlik bu sefer ki… Öğretmenlik her zaman dinamik bir meslek ama bu defa aynı zamanda hızlı, aynı zamanda odaklı, aynı zamanda sonuca yönelik, direkt… Öyle fazla dallanıp budaklanmıyor. Bu yeni soluk diyor ki öğrenciye «senin derdini biliyorum ben; teklemeden İngilizce konuşmak istiyorsun, anadilini konuşurken hesapsız olan halin İngilizce’yle de olsun istiyorsun. Gerektiğinde bir seferde yazıyı yaz, bir seferde diyeceğini de istiyorsun. Tamam işte buradayım!» diyor bu yeni soluk.

Kim mi, ne mi bu yeni soluk? 60 yıllık mazisi olan, dünyanın dört bir yanında (aralarında Japonya, Çin, İtalya, İspanya, Almanya gibi ülkelerin bulunduğu) 29 ülkede akredite okullarının olduğu bir metot. «Callan Method». Türk’ün gücünü burada da gösterdik merak etmeyin. Biz de akredite okullardan bir tanesiyiz.

Callan Method aktif, dinamik, heyecanlı bir sistem. Durup düşünmeye vakit yok bu sistemde. Aynı kendi anadilimizde olduğu gibi durup da düşünmeden konuşuruz ya tam da öyle işte. Ne diyeceğimizi bilemediğimizde duyduğumuzun taklidini yaparak konuşabildiğimiz böylelikle de konuşmayı söktüğümüz bir sistem bu. Üstelik takıldığında elinden tutanı da var. Öğretmen her an seninle beraber, bir an olsun boş bırakmıyor, bir an olsun gözünü senden ayırmıyor. Hataların aslında iyi olduğunu, «hata yapmaktan korkma devam» diyen bir şekli de var bu metodun.

O gün canın sıkkın mı geldin derse, bir de seni canlandıran bir tarafı da var aynı zamanda. Bunların üstüne bir de çikolta sos kıvamında bir başka güzel tarafı daha var. Günümüzün en büyük sorunu dikkat, odaklanma, hafıza becerilerini de bir o kadar geliştiriyor, kuvvetlendiryor. Bir yandan dil öğreniyorsun hem de en akıcı şekilde, bir yandan da günlük yaşantını akıcı hale getiriyorsun. Daha sorunsuz yaşıyorsun dikkatin yerinde olduğu için, daha az unutuyorsun hafızan güçlendiği için. Ama asıl bomba şimdi geliyor sıkı durun arkadaşlar… ???? Ödev yok ödev!! Nasıl yani diye şaşırma. Sebebi yapılması gereken herşey ders içinde yapılacak şekilde en baştan programlanmış. O yüzden eve iş kalmıyor. Eğer çalışıyorsan da kendine ayırdığın zamandan bir de ona pay saklamak zorunda kalmıyorsun. Bütün çalışmalar derste yapılıyor. O kadar çok tekrar var ki öğrendiğin kalıcı olarak yerleşiyor hafızana. Unutmak söz konusu bile olamıyor sen istesen de.

Dersler hızlı ve eğlenceli. Eğlencesi işin tatlı heyecanından, hevesinden geliyor. İlk yıllarda konuşmayı öğrenmeye başlar gibi başlıyorsun. Bol duyup, ne duyduğunu söyleyerek. Sonra hooop bir bakmışsın ki seviyen ister başlangıç olsun ister orta düşünmeden, çeviri ya da gramer hesapları yapmadan diyeceklerin bir seferde çıkmış ağzından, yazacakların bir seferde dökülmüş kalemin ucundan, klavyenin tuşlarından…

Kısa sürede ilerliyorsun bu sistemde zamanını fazla almıyor. Hergün iki saat çalışsan koskoca ingilizceyi sıfırdan başlayıp 10 ayda akıcı halde kullanmayı artık kalıcılaştırmış oluyorsun.

Nasıl ama? Çok etkileyici değil mi! Ben de bu işin büyüsüne bir kere demo derse katılarak kapıldım. Bizzat yaşadım, tecrübe ettim. Şimdi de hepinizi çağırıyorum. Gelin çözdük İngilizce işini… Bundan sonra ezber yok, ödev yok, gramer hesapları yok, konuşmayı yeni öğrenen çocuklar gibi doğal akışta bu beceriyi kazanmak var. Bir de unutmadan tüm bunların yanında senin artık küçük bir çocuk olmadığını da İngilizce’ye ne kadar emek harcadığını da biliyorum. Zihninin içinde seni engelleyen mekanizmalar içinde sistemi kurdum. Onlar için de farklı uygulamalar var. Yani çakıl taşlı yol İngilizce için artık bir asfalt… Yabancı dil ama yabani değil, yabancılık kolaylıkla arkadaşlığa dönüşüyor… Gel, gör hak vereceksin bana… Haydi kal sağlıcakla..

Benzer Yazılar

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Kategorilerden Seçmeler

FACEBOOK

TWITTER

LINKEDIN