Nöro-Liderlik Koçu / Deniz Öztaş

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Geçmişin kapanından nasıl kurtuluruz?

Merhaba sevgili okuyucularım,

Bedeni hayatta tutmak için evrilmiş beynimiz, geçmiş deneyim ve bilgilerini kullanarak gelecek hakkında tahminlerde bulunur. Amacı hayatta kalmak olduğundan dolayı, güvende olmak ön plandadır. Bu durum, zihni bir parça endişeli yapar.

Geçmişte biriktirilen deneyim ve bilgilere dayanarak, başımıza gelen olaylara verdiğimiz tepkiler, duygu ve düşünce olarak ortaya çıkar...

Öte yandan günümüzde fiziksel tehlikeler azalmış ve artık avcılık yapmak durumunda değiliz. Fiziksel güvencenin yerini psikolojik güvence almış durumdadır. Düşünmeye koşullanmış zihin, alışkanlıklar ve bilinçdışı dinamikler ile hayatımızın sürücü koltuğuna oturur... Kendi geçmişimiz ve atalarımızdan gelen bilinçdışı dinamikler hayatımızı yönetmeye başlar... Bizi esir eden bu düşünce mekanizması, davranışımıza ve başımıza olaylara mantıklı açıklamalar bularak bizi rahatlatır. Bir süre sonra tüm bu koşullanmalar ile özdeşleşmeye başlarız. Kişilerimiz dediğimiz yanılsama burada başlar...

Bilinç-dışı ve bilinçli özdeşleşmeler geçmiş kaynaklı, koşullanmış ve kısıtlıdır...
Peki bu özdeşleşmeden yani geçmişten özgürleşmek mümkün mü?

Klasik anlamda güven anlayışının temelini oluşturan itibar, para, varlık veya unvan ile sağlamayan çalışan geleneksel sistemin dışına çıkıp, ruhani tanımlamalar ile ulvi düşünceler veya amaçlar elde edebiliriz. Kendimizi şifacı veya seçilmiş kişi gibi görebiliriz. Oysa hala yanılsama içerisindeyizdir. Düşünceler ne kadar ulvi veya felsefi olursa olsunlar hala zihin kökenlidir.

Tüm tanımlamalardan özgürleşmek için tek yol; zamandan bağımsız bir idraktir. Olanı olduğu gibi görmektir. Düşünce ve yorum olmaksızın bir gözlem... Başlangıçta gözleyen ve gözlenen arasındaki ayrım çatışmaya yol açsa da, farkındalık için gereklidir. Tüm şartlanmaları ve bilinç-dışı dinamikleri fark etmek için yapılan gözlemdir bu... Bilinç dışımız kolektif bilinçten etkilenmektedir. Dolayısıyla beynimizde oluşan duygu ve düşünceler bireyin ötesinde diğer kişilerden veya sistemlerden etkilenmektedir. Cinsiyet, milliyet, kültür ve inançlar genlerimize işlemiş gibidir. Birey olarak en çok etkilendiğimiz sistem ise Aile Sistemi'dir. Aile sistemi çalışmalarında ortaya çıkan hakikat, hiç bir şeyin kişisel olmadığı ve hepimizin sistemler aracılığı ile birbirimize bağlı olduğumuzdur. Aile sistemlerimiz, daha büyük sistemlere ve temelinde tek bir sistemde birleşir...

Bu açıdan bakıldığında bu tarz çalışmalar meditasyon için temel oluşturur... Olan olayların ötesine bakmamızı sağlayan çalışma, özdeşleşmelerin süreci görmemizi sağlar...

Tüm tanımlamalar ortadan kalktığında, geçmişin kapanından kurtulmaya başlarız. Duygu ve düşüncelerin gelip gitmesine izin verildiği bu anlayış seviyesinde, gözleyen ve gözlenen de birbirinin içinde eriyip gitmeye başlar...

Sevgilerimle

Nöro-Liderlik Koçu

Deniz Öztaş

Benzer Yazılar

  • İlişkilerdeki 7 ölümcül günah - 2

    İlişkilerdeki 7 ölümcül günah - 2

    İlişkilerdeki 7 ölümcül günah yazımın ilk bölümünde mutlu sonla biten masalların, aslında son kısmının huzura erme değil, asıl masalın başlangıç noktası olduğunu anlatmaya çalışmıştım...
  • Yaprak dökmeden yenilenemezsiniz!

    Yaprak dökmeden yenilenemezsiniz!

    Etrafınızda her şeyini yarım bırakan insanlar var mı yada sözlerini tam olarak yerine getirmeyen,
  • Azınlıklar ve Göçmenler

    Azınlıklar ve Göçmenler

    “Yerli halkların travmaları nesiller boyunca taşınarak geldi. Yüz yıllar boyunca süregelen zulüm, yalnızlık ve dışlanma, bugün kim olduğumuza bir karmaşıklığa sebep oluyor.” [Tara Houska]
  • Mindfulness ne işe yarar?

    Mindfulness ne işe yarar?

    Bugün doktorlar, terapistler, eğitimciler tarafından sunulan Mindfulness şekli aslında 1970'lerin sonunda Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde JonKabat-Zinn önderliğinde kurulan Mindfulness Temeli Stres Azaltma Kliniğinde uygulanan programa dayanıyor. Adından da rahatlıkla tahmin…
  • Tüketim çılgınlığı hastalık mı, bir lütuf mu

    Tüketim çılgınlığı hastalık mı, bir lütuf mu

    Globalleşme, İnternet, üretimde verimliliğin artması, uzak doğudaki düşük işçilik, organize perakendenin güçlenmesi fiyatları aşağı çekerken, fiyat rekabetinden markaların “makul” kalitede üretim yapmaları da cabası.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

 

Pablo Escobar

Kategorilerden Seçmeler