DOLAR 13,4412
EURO 15,2561
ALTIN 793,757
BIST 2042,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 9°C
Çok Bulutlu

Stresle iletişim

Profesyonel Koç, ACC Nefes Koçu Ayçin Teker
Ayçin Teker Profesyonel Koç, ACC Nefes Koçu Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme Fakültesi’nden 2002 yılında mezun oldu. 2003 yılında İş Bankasında başlayan profesyonel yaşamını, 2004-2017 yılları arasında Garanti Bankası’nda devam ettirmiştir. Bankacılık kariyeri boyunca Ticari Krediler ve Pazarlama Bölge Müdürlüklerinde yönetici olarak çalışmıştır. 30’lu yaşlarında “Ben kimim?” sorusu ile başlayan kişisel arayışı onu önce fotoğrafla ardından Profesyonel Koçluk eğitimleri ile buluşturdu. 2015 yılında başladığı Koçluk Eğitimini, Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) tarafından akredite olan SOLA UNITAS AC ‘de tamamladı. Profesyonel Koç ve Fotoğrafçı olarak gücüne inandığı fotoğraf ve koçluk alanlarını 2017’den bu yana atölye çalışmalarında birleştirmekte. Aynı zamanda dünya genelinde koçluk oyunları yaratan eğitim kuruluşu Points of You Academy’nin Türkiye’deki sertifikalı eğitmeni. 2017 yılında Nefesin gücü ile tanışarak 2018 Aralık itibari ile Nefes Koçluğu eğitimini tamamlamıştır. ICF üyesi ACC ünvanlı profesyonel bir koç olarak, hem bireysel hem grup çalışmalarında fotoğrafın, nefesin pozitif değişimdeki gücünü kullanarak atölye çalışmalarına devam etmektedir. Gönüllü olarak sosyal sorumluluk projelerine de önem vermektedir. Bu kapsamda yer aldığı projeler; • ICF Türkiye- ÇYDD ile “Gençlerle Elele” projesinde gönüllü koçluk yapmıştır. • Antalya Engelli Sanatevi öğrencileri ile gönüllü Fotoğraf Eğitimi ve Sergi çalışması yapmıştır. • İzmir B.B. Engelli Öğrencileri ile gönüllü Fotoğraf Eğitimi ve Sergi çalışması yapmıştır. • Peryön - Türkiye İnsan Yönetimi Derneği’nin Antalya Bilim Üniversitesi ile yürütmekte olduğu Mentorluk çalışmasında gönüllü olarak Mentorluk yapmıştır.. Eğitimler: Profesyonel Koçluk Eğitimi- Sola Unitas AC Trainer Certification Program- Points of You Polonya Nefes Koçluğu- Nevşah Fidan Karamehmet, Nefes Koçluğu Federasyonu Temel ve İleri Düzey Fotoğraf Eğitimi- Faruk Akbaş
06.08.2020
A+
A-

Yıllardır stresten kurtulmak isteriz ancak yıllardır da stres hayatımızın odak noktasındadır.

Stresten uzaklaşmak için çokça eğitim ve çalışmalara katılmışızdır, tabiri caizse uzun süredir stresi yönetmenin hayalini kurarız.  Ancak maalesef stresten uzak bir hayatın hayali aslında fantaziden çok da farklı bir durum değil. Çünkü bugünün dünya düzleminde bu mümkün değil!

Stresle İletişim

Neden?

 

Öncelikle stres derken neyi kast ediyoruz oradan başlayalım;

Kelime anlamı ile; “Olanın, olmasını istediğimizden farklı gerçekleşmesi halinde yüklediğimiz anlam.” olarak ifade buluyor. Genelde olanın, istediğimizden farklı gerçekleşmesini tehdit olarak algılarız ve o durumda amigdala devreye girer, duruma kaç – savaş ya da don tepkisi ile bilinçsizce alışkanlıklarla karşılık veririz. Yani stres tepkisi veririz.

 

Buna göre, bilinmezlik içeren durumlar stres olarak tanımlanıyor diyebiliriz. (Beklentimin dışında gerçekleşen bilmediğim durumlar.) O zaman hayatın kendisi zaten en başından itibaren stres! Çünkü yarın hatta bir saat sonrasında bile ne olacağını bilmiyoruz. Sadece tahmin edebiliyoruz ancak aslında hiçbir zaman gerçekten bilmiyoruz yani hayatın kendisi tam bir bilinmezlik dolayısıyla hayatın kendisi “stres”. Bu durumda stressiz bir hayat hayali çok da anlamlı olmuyor, değil mi J

Stresle İletişim

Stres aslında gerçek bir tehdit durumunda bizi korur ancak mesele şu; çok fazla stres tepkisi yaşam kalitesini düşürüyor.

 

İkinci olarak neden “İletişim” diyoruz oradan devam edelim;

İletişim kuramadığımız her durumu ya da duyguyu uzun süre farkında olarak-olmayarak sırtımızda yük olarak taşıyabiliriz. Ancak İletişim kurabildiğim sürece çözüme gidebilme, dönüştürme fırsatını yaratabilirim. İletişim kurabildikçe, ilgili durumun yarattığı duyguyu kendimden bir anlamda ayırmış oluyorum.

 

Dolayısıyla stres dediğimiz zor durum ve duygularla “iletişim kurabilmek”, alışkanlıklarla bilinçsizce tepkisel davranmaktansa, neyi neden neden yaptığımı bilerek “cevap verir” hale gelmeyi içerir.

Stresle İletişim

Bu noktada Byron Katie’nin ifadesiyle;

“Acı çekmek tercih meselesidir.” Ve “Stres veren bir duy­guyu hissettiğimizde, bilincinde olsak da olma­sak da, belirli bir düşüncenin bu tepkiyi yarattığına emin olmalıyız. Stresi sona erdirmenin yolu arkasındaki düşünceleri incelemekten geçiyor ve eline bir kağıt-kalem alan herkes bunu yapabilir.”

 

Bu noktada ek bilgi olarak paylaşmamız gerekirse, bilimsel olarak önce düşüncenin, ardından o düşüncenin yarattığı duygunun oluştuğu ifade edilmektedir.

Stresle İletişim

Ancak o zorlayıcı duygunun altındaki düşünceyi sorgulamadan önce, o duyguya izin vermemiz gerekiyor. Yani ona kucak açmak; ondan kaçmadan, onunla savaşmadan, var olmasına izin vermek.

Mevlana’nın “Misafirhane” şiiri bu süreci öyle güzel mısralara döker ki;

 

Misafirhane

İnsan kısmı bir misafirhane,

Her sabah yeni birisi gelir.

Bir sevinç, bir bunalım, bir zalimlik,

aniden gelen farkındalık..

Hepsi beklenmedik misafir.

Hepsini karşılayıp ağırla!

Evini vahşice silip süpürerek

tüm eşyalarını boşaltan

bir kederler kalabalığı bile gelse.

Yine de her gelene misafirperver ol.

Belki de yeni bir mutluluğa yer açmak için boşalttılar evini.

Karanlık bir düşünce, utanç ve garez,

Hepsini gülerek karşıla kapıda ve buyur et içeri.

Minnettar ol her gelene

Kim gelirse gelsin.

Çünkü bunların her birisi

Öte taraftan bir kılavuz

Olarak gönderildi.

-Mevlana-

 

Stresle İletişim 

Burada zor duyguları yoğun bir dramatik hal içerisinde karşılayıp kabul etmek değil aksine onlarla farklı ve yeni bir ilişki kurmaya başlamaktan bahseder.

 

Nasıl ki kapımıza  gelen her misafiri çok sevmeyebiliriz, aynı onun gibi keyifsiz duygu ve düşünceleri de ‘’sevmemiz’’ gerekmiyor.

Ve aynı zamanda kapımıza gelenden hoşlanmıyor olsak da suratına kapıyı çarpmayız.

Her misafire nezaketle davranır, içeri davet eder, kalmak istedikleri kadar kalmalarına izin verir ve gitmeye hazır olduklarında da gitmelerine izin veririz.

 

İşte zihinlerimize gelen misafirlere de aynı bu şekilde davranabilmemiz mümkün mü?

 

Zor duyguları itmektense, “onları karşılamak” zor deneyimlerden kurtulmanın anahtarı olabilir.

 

Burada altını çizmek isterim ki; mesele bize yöneltilen bir tehdit varsa ona izin vermek değil, bizim kendi duygularımıza izin vermemizdir.

 

İlk adım olanı olduğu gibi net görebilmeye izin verebilmek.

 

Eğer bir şeyler korkunç halde yanlışsa, aksiyona geçmemiz de gerekebilir.

Öyleyse Zindel Segal’ in ifadesiyle devam edersek öncelikle;

“Yaşamlarımızda olumsuz duyguların var olmasına izin vermek.”

 

Bunu yapabilir misiniz? Olumsuz duyguları fark ettiğinizde, ondan kurtulmanın yollarını aramadan, kaçmadan, savaşmadan sadece var olmasına izin verebilir misiniz?

 

Ve sonrasında nasıl hareket edilmeli?

Dr. Suzan David’in “Duygusal Dayanıklılık” başlığı ile maddeleştirdiği yol haritası tam da bu noktada devreye giriyor:

 

  • Duygularını tanımla
  • Duygularınla kavga etme, duygularını kabul et.
  • Duygularının dışına çık. Objektif alandan kendini gözlemle ve bir satranç tahtasına bakar gibi tüm olasılıkları gör.
  • Değerlerine göre harekete geç. Bir duygudan ayrıştığında sis perdesini kaldırırsın.

 

Deneyimle Kalın,

Sevgilerimle

 

Ayçin Teker

Profesyonel Koç, ACC

 

 

 

 

 


YORUMLAR

Solve : *
18 ⁄ 9 =


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.