DOLAR 8,4172
EURO 10,0166
ALTIN 493,11
BIST 1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 36°C
Sıcak
İstanbul
36°C
Sıcak
Cts 36°C
Paz 35°C
Pts 36°C
Sal 38°C



İste olsun

17.04.2021
1.599
A+
A-

“Yapabileceğine ister inan, ister inanma, her iki durumda da inandığın olacaktır” demiş Henry Ford.

Su kanunu, frekans kanunu, kuantum adına her ne derseniz deyin, hepsi aynı noktaya işaret ediyor “İste olsun”. İslam’a göre Allah kuluna der ki “İste vereyim”.  Yani aslında her şey “istemek” ile başlıyor. İstemek için de mevcut durumdan rahatsız olmak veya hayal kurarak daha iyisine ulaşma ihtiyacı olması gerekir. Bu da ancak düşünen, sorgulayan, gayret ve sebat eden ve her zaman daha iyisini arayan insana özgü bir durumdur.

 

Peki tek başına istemek yeterli mi, elbette ki değil. İsteği, niyete çevirmek ve sonrasında da gerekli aksiyonların alınması ile ancak istenilen şeylere ulaşmayı mümkün kılar. Etrafımızda bunun pek çok örneğini görebilirsiniz. Elimizde sihirli bir değnek olsaydı ve her istediğimiz her şeye ulaşabilseydik, nasıl bir hayatımız olurdu? Gerçekten de sonsuz mutluluğa ulaşır mıydık?

 

Hayat denilen şey, yaptığımız seçimler sonucu başımıza gelenlerdir. Bazen başımıza öyle kötü bir olay gelir ki, dünyanın sonu gelmişçesine üzülürüz. Kimisi buna kader der, kimisi de şansım yaver gitmedi. Halbuki yaşadıkça, aslında başımıza gelenin bizim için en iyi olasılık olduğunu ve olmayanın aslında bizi daha kötü durumlardan koruduğunu fark ederiz.

 

Hz. Nuh ile Hızır a.s’ın kıssasını bilenleriniz vardır.  Nuh, bir gün Hızır ‘ın yolculuğuna eşlik etmek ister, Hızır gördüklerine sabır edemezsin diye uyarır ancak ısrara dayanamaz ve kabul eder. Hızır’la önce bir gemiye binerler, gemi sahipleri çok iyi insanlardır. Hızır geminin tabanını deler ve Nuh buna karşı çıkar ve “Gemi sahipleri bize iyilik yaptı, sen onların gemisini delerek onlara hıyanet ediyorsun” der. Hızır ben sana sabredemeyeceğini söylemiştim “Bu gemi, denizde çalışan yoksul kimselerindi. Onu kusurlu hâle getirmek istedim.(Çünkü) onların arkasında, her (sağlam) gemiyi gasp etmekte olan bir kral vardı. Bunu yaparak aslında onları korumuş oldum” der.

 

Kader, bize yaşam boyunca yürüdüğümüz kendimize has yolun ayrımlarını verir. Yaptığımız seçimlere göre yeni yollar belirlenir ve son noktaya kadar böylece sürer gider. Yani kaderim böyleymiş diye yıllarca bize anlatılan masallar, sadece kurban rolü üstlenmemize yol açar ve hayatımız ile ilgili sorumluluk almamızın önüne geçer.

 

Bununla birlikte, seçtiğimiz yolun her zaman bizim için iyi mi kötü mü olduğunu bilemeyiz. Geçmişte, zengin olmak isteyen insanlara piyangodan para çıktığında, ilk dönemlerde çok mutlu oldukları ancak paranın kısa bir süre içinde tükendiği ve aileleri büyük felaketlere sürüklediği görülmüştür. Bu nedenle, yolumuzu seçerken her zaman iyiye ve güzele çıkmasını niyet etmekle başlamalı ve beklenmedik/olumsuz görünen bir şeyle karşılaştığımızda sabrederek, arkasındaki hikmeti anlamaya çalışmak en güzelidir. Bu hikmetler ve çıkardığımız dersler, bize yeni kararlarımızda ve seçimlerimizde ışık tutacaktır.

Sevgilerimle…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.