DOLAR 17,2468
EURO 17,6371
ALTIN 975,826
BIST 2385,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

2020’de işiniz iş aramaksa, buraya buyrun! (Yazı dizisi -1-)

02.01.2020
A+
A-

Yılın ilk saatlerinde istedim ki kısa bir hasbihal edelim. Çünkü biliyorum; 2020 nin en zor görevi sizde.

12 yıldan biraz fazla süredir iş hayatındayım. Staj çalışmalarını da dahil edersek 17 yıldan fazla. Gönüllü işsizliği seçtiğim zamanlar hariç, hiç işsiz kalmadım. Ancak, birden fazla defa iş arama sürecini deneyimledim.

Bu süreçlerde büyük hüsranlar ya da hayal kırıklıkları yaşamadım ama sizin geçtiğiniz ya da geçeceğiniz yollardan geçtim. Öğrencilik dönemi staj denemeleri, yaz tatilini değerlendireyim deneyim olsun görüşmeleri, yeni mezun iş başvurusu, kamu sektörü işe alım süreçleri, girişimcilik deneyimi. Bugünkü durumumda sanıyorum iş hayatında deneyebileceğim çok da başka bir çalışma tarzı kalmadı 🙂 Diğer yandan işveren ve işe alan taraflarını da tecrübe ettim.

Üniversiteye giriş sınavında, alan dışı bölüm tercihi yaparak, azımsanmayacak derecede bir puan kaybıyla -10 dan başlayarak sınava giren bir anadolu meslek lisesi mezunuyum. Bugün bile düşündüğümde mucize bir sonuçla, dereceye girerek, Gazi Üniversitesi Maliye Bölümünü kazandım. Neden Maliye? Neden bölüm dışı? derseniz. Staj yaptığım banka şubesinin müdürü, bunun bana en uygun bölüm olduğunu söylemişti ve o dönemde benim kararlarımı etkileyebilecek derecede karizmatik bir kariyere sahipti. Üstüne 9 aylık staj dönemi boyunca, aynı masayı paylaştığım uzman, Maliye bölümü mezunuydu ve 9 ay boyunca, bana, arz talep grafiklerini anlatarak, beynime ciddi şekilde girmişti. Üniversite hayatım boyunca her yaz, bu şubede staj yaptım. Çalışanlar değişti, ben değişmedim.

Liseden mezun olduktan hemen sonra, iş hayatını merak ettiğimden, yaz dönemi için birkaç iş başvurusunda bulundum. Bu başvuruların içinde, staj yaptığım bankanın kurumsal müşterileri de vardı, yaşadığımız mahalledeki süper market de. Kurumsal müşterilere 3 ay süre ile onlarla birlikte çalışmak istediğimi söyledim. Onlarsa bana, executive, prezentabl, cross check, lead etmek gibi hiç anlamadığım şeyler söylediler. Çok toy da olsam, bu garip sözcükleri ‘Benim onlara uygun olmadığım ya da 3 aylık sürenin onlara uygun olmadığı’ şeklinde tercüme edebiliyordum. Süper markete gelince, oradan yöneticilik teklifi almıştım 🙂 Harikaydı! Bir yere uygundum ama bu defa o bana uygun değildi. Çünkü, 3 ay sonra üniversiteye devam edecektim ve ben onlara mülakatta, açıköğretim okumayı düşündüğüm ve sürekli bir iş aradığım gibi bir yalan söylemiştim. 3 ay için beni kimse kabul etmiyordu; bunu test etmiştim. Hiç unutmam; günlerden çarşambaydı ve ‘Pazartesi Gel Başla!’ demişlerdi. İşte şimdi bu yalanın içinden çıkmam gerekiyordu. O zamanlar cep telefonları her zaman ulaşılabilirsiniz anlamına gelmiyordu. Sessizce kaybolabilirdim ya da bir ofis ve yönetilecek koca bir alan fikri fena değildi, 3 ay çalışıp, sonra bana müsaade diyebilirdim. Doğruyu söylemeye karar verdim. Utana sıkıla Cuma günü tekrar görüşmeye gittim. Özür diledim. Mazur görülerek, ilk kariyer imkanımı sona erdirdim.

Risk almayı her zaman seviyormuşum demek! Üniversiteden mezun olduğumda, 1 yaşında oğlu olan bir anneydim. 2 yaşına kadar oğluma kendim bakmak istedim. Bu dönemde KPSS ile bir yere atandım ama işe başlamadım. Oğlumun 2 yaşına 4 ay kala, iş başvurusu yapmaya başladım. Hedefim bankacılık sektörüydü. 2 bankaya başvurdum. İkisinden de 1 ay içinde olumlu geri dönüş aldım. Birinde yazılı bir sınav ile grup mülakat ve şube mülakatı; diğerinde ise birebir mülakat aşamalarını tamamladım. Aynı gün içinde olumlu 1,5 sonuç aldım. ‘1,5 nasıl oluyor?’ diyeceksiniz. Biri 15 gün içinde başlamamı istedi, diğeri ise; öncelikli olarak başka bir arkadaşı alacaklarını ama beni de mutlaka istihdam edeceklerini ve beklememi, ancak sürenin birkaç ay alabileceğini söyledi. 15 gün içinde gel başla diyen banka ile mülakat deneyimim hiç hoş değildi. Masanın üstünde oturan bir İK cı ve ondan kafamı yukarı kaldırmam gerekecek kadar aşağıda bir sandalyede oturan ben, hiç hoşuma gitmemişti. Soru-cevap kısmında yaşadığım sorgulanma hissi de. Neticede bekle diyeni tercih ettim ve diğerine teklifi kabul etmediğimi söyledim. 1 ay dolmadan, bekle diyen bankada işe başladım.

Aklım aslında kamu sektöründeydi. Çocuktan çalışmaya fırsat bulamadığım ve en hızlı sonucu bankacılık sektöründe alacağımı düşündüğüm için yapmıştım bu tercihi. Başladıktan 3 ay sonra bir sınava başvurdum, kabul edildim. Şans bu ya, sınav davetiyesini postacı, gidip şube müdürüne teslim etmişti öğlen arasında. Şubeye döndüğümde, sarı zarf ile birlikte, okkalı bir fırça bekliyordu beni. Sınava da sadece 1 hafta vardı. Sınav için Ankara’ ya doğru yola çıkacağım Cuma akşamı, mesaiye kaldım. Biraz bilinçli bir uygulamaydı. Ağlaya ağlaya Ankara’ ya gittim, sabah sınava girdim. Sonuç hüsrandı. Şimdi bir de bu olayın üstüne ufak çaplı bir mobing ile çalışmaya devam etmem gerekiyordu. Zamanla barıştık yöneticimle. Ben işe alıştım. Yıllar geçti. Onu anlamıştım. Çalışan istihdam edebilmek uzun ve zorlu bir süreçti. Çalışanın eksikliği işlerin aksaması demekti. Aslında onunkisi, kızgınlık değil, bana güvendiği için yaşadığı hayal kırıklığıydı. Yönetici olduktan sonra, çok daha iyi anladım.

Bankada 3 yılım dolmuştu. Terfi haberlerinin ardarda geldiği bir dönemdi. Masam şube müdürünün odasının karşısındaydı. Bir akşam, saat 21:00 i geçmişti ve ne olduğunu bilmediğim bir durum olsa da karşı odadaki yöneticimin stresini görebiliyordum, bilgisayar monitörünün kenarından ve jaluzilerin arasından. ‘Ben, gerçekten istiyor muyum bunu?’ diye düşündüm. ‘O masada olmayı gerçekten istiyor muydum?’ Cevabım kesin olarak ‘Hayır’ dı. O gün tekrar kamu sektörüne geçmeye karar verdim. Ancak bu defa, garanticiliği değil, dürüstlüğü tercih edecektim. Aileme ve arkadaşlarıma istifa edip, sınavlara hazırlanacağımı söyledim. ‘Sen yaparsın!’ dediler ama sanırım delirdiğimi falan düşüyorlardı. Üstelik yaşım 26 nın içindeydi. Yöneticimle konuştum. Durumu anlattım. Birine işi öğretene kadar ya da yerime biri gelene kadar kalabileceğimi ancak kararımın net olduğunu söyledim. 3 aylık anlaşma yaptık. Bu dönemde bir dershaneye kayıt oldum ve sınavlara hazırlanmaya başladım. 3. ayın sonunda, kararımın sonuçlarını uygulama zamanı gelmişti. ‘Bu cuma ayrılıyorum’ dedim. Akşam 17:00 de sistem yetkilerimin kapatıldığı anı bugün gibi hatırlıyorum, masamı teslim ettiğim anı, başka bir arkadaşın yerleşişini… Geri dönüş yoktu! O zaman ileriye gitmek gerekiyordu.

İstifadan sonra, kamu sektöründe işe yerleşmem yaklaşık 16 ay sürdü. Bu süreçte, ‘Hala bir şey yok mu?’ diyen gözler, ‘Yanlış karar verdiğimi’ söyleyenler, ‘Biz de sağa sola söyleyelim iş bulalım size’ diyenler, ‘E tekrar gidip pişman oldum desen?’ diyenler… her yerdeydi. Herkese olabilecek en az kelime ile selam verip, geçtiğim bir dönemdi. KPSS puanım iyiydi ancak, A grubu için ekstra sınav ve mülakat süreçleri vardı. Çocuk nedeniyle, neresi olursa giderim de diyemiyordum. Çok sayıda sınava ve mülakata girdim çıktım. Ankara- Kocaeli yolunu kaç kere gittim hatırlamıyorum. 40 derece ateşle otobüste yarı baygın geçen zamanlar da var içinde.

16 ayın sonunda uzman olarak atandım, evime en yakın çalışabileceğim kuruma -yaklaşık 55 km- . Yeni görevime başladığım gün, kendimi, içimde kopan alkışlarla tebrik ettim. Bankada 3 yıl sabretmiş, kendimi ispat etmiş, yöneticilik kademelerinin yolunu görmeye başlamış, işi öğrenmiş, hayatı düzene sokmuşken; şimdi hiç de kurumsal görünmeyen, doğrusu yeni kurulduğu için henüz kurumsal da olmayan; bir süper marketin üzerindeki apartman dairesinin aslında çocuk odası olan ofisimde, iş hayatına bir çömez olarak, ilk kariyer fırsatım olan süper market çağrışımı ile, yeniden başladığım için kendimi gönülden tebrik ediyordum. ‘Burada max 2 yıl içinde beni unutur dünya, ben de dünyayı, hatta kendimi!’ diyordum içimden. ‘Şimdi her şeye yeniden mi başlıyorduk cidden?!’ 6 yıl kamu sektöründe uzman olarak çalıştım. Aslında bu 6 yılda harika işler yaptım. Harika insanlarla tanıştım. Bugüne bir kapı açtım. Yeteneklerimi fark ettim. 6 yılın sonunda, kendime uzmanlaşmak için seçtiğim alanda, çalıştığım kurumda, kendime daha fazla bir şey katamayacağımı ve işlerin giderek rutinleştiğini gördüm. Şimdi karşımda bambaşka bir fırsat vardı. 6 yılda uzmanlaştığım alanda, eğitim ve danışmanlık vererek, daha fazla kurum ve kişi ile daha fazla tecrübe kazanacaktım. Yeni keşifler yapacaktım! İstifa ettim ve yeni işime başladım.

3 yıl da burada devam etti iş hayatım. Bu defa arkada bırakmadım ama 🙂 Çünkü artık bu alan, benim, üzerinde 10 yıla yakın uzmanlık sahibi olduğum; hem uygulama hem de akademik yetkinliğine sahip olduğum alandı.

2018 yılında aklıma bir fikir düştü. Uzman olduğum alanı destekleyebilecek, hatta orayı da kuvvetlendirecek bir fikir. Üstünde uzun uzun kafa yorduğum; psikoloji, teknoloji ve insan üçlüsünü bir araya getirebilecek bir fikir. Artık öğrenmiştim; iş hayatı 1) dürüstlüktü, 2) sorumluluk, 3) ne istediğini bilmek. Dürüst bir şekilde, aklımdaki planlarımı konuştum iş arkadaşlarımla, sorumluklar üzerinde anlaştık. Ne istediğini bilmek ise, sadece iş hayatının değil, hayatın altın kuralı idi. Ne istediğimi biliyordum ve peşinden gitmeliydim.

——————–

Biraz uzun oldu belki. Buraya kadar okuduysanız eğer, sabrınızdan dolayı hem tebrik hem teşekkür ediyorum. Bundan sonraki birkaç yazı için bu kısım önemliydi. Devamında sizinle nacizane tecrübelerimden çıkardığım notları paylaşacağım. Gittiğim yolun artılarını ve eksilerini, alternatiflerini, daha uzun ya da daha kestirme sokaklarını anlatacağım. Neyi, neden ve nasıl yaptığımdan bahsedeceğim. Eğer yeni başlıyorsanız iş aramaya, yeni mezunsanız, bazı şeyler için ‘Durun yapmayın!’ diyeceğim mesela, ya da ‘Bunları mutlaka yapın!’ diyeceğim. Bir yol değişikliği ise planınız ve sizi bunaltan şeyler varsa bulunduğunuz noktada; ‘önemli notlar paylaşacağım, yaptıklarım, yapmadıklarım, yapmam gerekenler ve yapmamam gerekenleri de içine alarak. Tüm bu tecrübelerin, aslında birbiri ile nasıl bağlantıda kaldığından, birbirini nasıl beslediğinden ve ittirdiğinden bahsedeceğim.

Bu resim için metin sağlanmadı

Sonunda 3 elma düşen hikayeler gibi oldu başlangıç ya, o zaman, bitişi de formata uygun olsun. Bu hikayenin asıl kahramanı, hikayenin en başındaydı. Staj yaptığım şubenin müdürü! ve Hayatımın ŞİFRESİ ondaydı. Aslında üniversite de tamamen bambaşka bir bölüm seçmek vardı aklımda. ‘Yapma’ dedi. ‘Sana uygun değil. Sen hayatın boyunca tek bir yerde ve tek bir alanda çalışamayacaksın. Hareket isteyeceksin. Kendine bir yol aç ve buradan git. Yoksa, sen fark etmesen, kararına alışsan bile, potansiyelini kullanamamış olacaksın.’ Nereden mi bildi? Bugün bu soruyu sormuyorum. Çünkü biliyorum. O, aynı zamanda bir karakter analistiydi ve hobi olarak ilgilendiği alanda gerçekten iyiydi. Ama öğrenmem çok uzun zaman aldı; birkaç defadan fazla düşmem ve yeniden kalkmam gerekti.

Kapatmadan bir ekleme daha; bundan sonraki birkaç yazıda, cv nasıl doldurulur ve sunulurdan ziyade, insan kendini nasıl doldurur ve sunar, iş ve iş yeri seçimi yaparken, nelere dikkat edilir gibi bilgiler paylaşacağım; kendi deneyimlerimden öğrendiklerim ve başkalarının deneyimlerinden gözlemlediklerimle.

Sizlerin de özel olarak sormak istediğiniz sorular ve bilgi almak istediğiniz konular olursa direk mesaj yolu ile ya da ilknur.tunc@tmanager.net adresinden bana yazabilirsiniz. Yazılara sizlerden gelenleri de dahil etmiş oluruz.

Hayatınızı üzerine inşa edebileceğiniz, sevgi ile sarılabileceğiniz, yorgunluğunuzun uykunuzu kaçıracak değil, uyuyunca geçecek cinsten olduğu bir iş hayatı diliyorum hepinize!

2020 kendimizi sevdiğimiz, hayatımızı sevdiğimiz, doğru ve yanlışlarımızı sevdiğimiz, diğerlerini ve diğer şeyleri de anlayarak daha sakin ve anlayışla yol aldığımız bir yıl olsun; sağlıkla, huzurla ve umutla…

Sağlıcakla kalın…

Tanışmak için kısa bir videomu burada bulabilirsiniz.

{youtube}https://www.youtube.com/watch?v=hQWdc3tB29s{/youtube}


YORUMLAR

Solve : *
8 × 1 =


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.