Eğitmen&Profesyonel Koç / Lale Kulaksızoğlu

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Alışkanlıkların gücü!

Üniversite sınıf arkadaşlarının yıllar sonra bir araya geldiği o akşam yemeğinde; karşılarında gördükleri Leyla’ya, sınıf arkadaşları hayretler içerisinde bakıyordu.

Mutsuz bir aile ortamından gelen, okulu zar zor bitiren Leyla, sigara ve alkole okul yıllarında başlamış, ailesinde bulamadığı sevgiyi erkeklerde aramış, tüm öğrenciliği boyunca obezite ve psikolojik problemleri ile mücadele etmişti.

Şimdi ise karşılarında; 42 yaşında, bakımlı, formda, özgüveni yüksek, kendilerinden çok daha genç gözüken, başarılı bir iş kadını duruyordu.

Bu ve buna benzer, pek çok değişim hikayelerini duyar, bazen ilham alır kendi hayat hikayelerimizi oluşturmak için eyleme geçer, bazen de bizden geçti, bu kadar kolay mı, benim durumum farklı gibi kendi kendimize engeller koyarız. Neden bazı insanlar hoşnut olmadıkları hayatları yaşamaya devam ederken, bazıları bu değişimi gerçekleştirebiliyorlar?

1892 yılında, psikolojide işlevselcilik hareketinin öngörücüsü, ABD'li filozof ve psikolog William James, “Bütün hayatımız, bir yığın alışkanlıktan başka bir şey değildir” demiştir.
Haksız da değil. Her gün çalar saatle başlayan, birbirini tekrarlayan sabahlar, işe nasıl varıldığı çoğu zaman hatırlanmayan yol, boş bakışlarla TV seyreden gözler, otomatiğe bağlanan ev, eş ve çocuk sorumlulukları, her gün kahve içilen aynı fincan, kontrol edilemeyen yeme alışkanlıkları, zararlarını bildiğimiz halde bırakılamayan sigara, mutlu olunmayan bir hayatı sürdürmek, sevilmeyen bir iş ve daha birçokları…

Bilim insanlarına göre beynimiz, alışkanlıkları enerjiden tasarruf etmek için kullanıyor. Beyne göre yeni bir eylem, yeni bir fikir, daha çok enerji harcamak demek. Bu yüzden gerekmedikçe, acil bir durum olmadıkça rutinimizde, alışkanlıklarımızla yaşamak beynimizin de işine geliyor.

Eski ve istemediğimiz alışkanlıklarımızı devam ettirmemizde; engellerimiz, korkularımızın yanında kuşkusuz kültürümüz de etkili. Hayatımıza dair yeni bir atılım yapmak istediğimizde çoğu zaman en yakınlarımızdan bile, eyleme geçmemizi engelleyici sözler duyarız. Bu yaştan sonra, otur oturduğun yerde, durup dururken nerden çıktı bu, rahat batıyor … Ve çoğu zaman da mutsuz olsak da değişime cesaret edemez ve mevcut alışkanlıklarımızı koruruz.

Peki; engellerimiz, korkularımız, toplum değişimin önünde bir engelse, Leyla gibiler bu değişimi nasıl başarıyor? Veya kimileri akşam TV karşısında zaman geçirmeyi tercih ederken, kimi insanları iş çıkışı spor yapmaya iten güç nedir?

New Mexico Eyalet Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, haftada en az 3 idman yapan 266 bireyi incelediğinde birçoğunun geçici bir hevesle, boş zamanlarını değerlendirmek için ya da yaşamındaki sıkıntılarla başa çıkmak için spora başladığını keşfetti. Sporu bir alışkanlığa dönüştürmelerini sağlayan ise şiddetle arzulamaya başladıkları spesifik bir ödüldü. Bu kimi için kendini iyi hissetmek, egzersizle salgılanan endorfin ve diğer nörokimyasallara arzu duymak, kimi için de başarma hissiydi.

“Alışkanlıklar, beynimizin otomatikman takip ettiği bir formüldür” diyen nörobilimcilerin yeni alışkanlıklar kazanmak için basit bir formüllü var.
“İŞARET’ i gördüğün zaman ÖDÜL’ü almak için RUTİN’i yerine getir.”

Bunu biraz daha açacak olursak;
• Önce değişim isteğine dair İŞARET’ leri fark edin ve kişide değişime dair güçlü bir arzu yaratın. Yaşam enerjinizin azalması, işe giderken ayakların geri geri gitmesi, içine sığamadığınız kıyafetler, ilişki problemleri, hiçbir şeyden zevk almamak vb bu işaretlerdendir.

• Eski alışkanlıkların yerine geçecek uygun yeni davranış kalıpları oluşturun. 
Örneğin canın tatlı yemek istediğinde, tarçınlı yeşil çay içmek, TV karşısında zaman geçirmek yerine, sevdiğin müzikle spor yapmak, sosyal medyada gezinmek istediğinde yeni öğrendiğin dilin aplikasyonundan alıştırma yapmak gibi.

• Yeni alışkanlıklar iyice sağlamlaşana kadar, istemeseniz de yeni davranış kalıplarını (RUTİN)i devam ettirin.
Alışkanlıkları vücudumuzdaki kaslara benzetebiliriz. Ne kadar çok tekrar edilirse yeni davranış kalıpları o kadar güçlenir.

• Ve bunun sonuna da mutlaka net olarak tanımlanmış bir ÖDÜL koyun.

Yeni elbiseler, hayalindeki ilişki, kariyer, içsel barış, formda bir vücut, yeni hobiler, yeni arkadaşlıklar gibi.

Yani kişi, memnun olmadığı eski davranış kalıbını fark edip yerine yeni bir davranış kalıbı yarattığı an, yeni bir alışkanlık oluşmaya başlıyor.

Burada önemli bir nokta; kötü veya eski alışkanlıklar hiçbir zaman tam olarak yok olmuyor ve sinsi bir düşman gibi sizin yeni rutini bozmanızı bekliyor.
Beyin de iyi ve kötü alışkanlığı ayırt edemediği için siz hangi rutini hayatınıza sokarsanız onu uyguluyor. İşte bu yüzden sigarayı bırakmak, spor alışkanlığı, kilo vermek, dil öğrenmek gibi alışkanlıkları kazanmak zaman alır ve disiplinle sürdürülmesi gerekir.

Tabii eski alışkanlıkların yok olmamasının iyi tarafları da var. Tatilden geldikten sonra araba kullanmayı unutmayı, bir süre yurtdışında yaşadıktan sonra ana dilini konuşamamayı kim ister?
Şüphesiz bazı alışkanlıkları değiştirmek daha zordur ve daha çok zaman alabilir. Çoğu zaman tekrar tekrar sil baştan yapmanız gerekebilir. Bu süreçte bir “Profesyonel Koç “ile çalışmak arzu ettiğiniz yeni alışkanlıklarınıza daha planlı ve hızlı ulaşmanızı sağlayacaktır.
Yeni alışkanlıklarımızla, hayalimizdeki hayatı yaşamak dileğiyle;

Her türlü soru ve önerilerinizde bana ulaşabilirsiniz.


Lale Kulaksızoğlu
Profesyonel Koç& Eğitmen

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Kategorilerden Seçmeler

FACEBOOK

TWITTER

LINKEDIN