DOLAR 8,7155
EURO 10,4028
ALTIN 498,04
BIST 1.414
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Gök Gürültülü
İstanbul
24°C
Gök Gürültülü
Cum 26°C
Cts 27°C
Paz 26°C
Pts 26°C



İlişkilerde ‘’Bağlanma’’

Pınar Akdeniz
Uzman Psikolog
10.06.2021
411
A+
A-

İlişkilerde bağlanma dediğimizde neredeyse hepimizin aklına partnere bağlı olma, çocuğuna bağlı olma, ailene bağlı olma gibi kavramlar geliyor. Hatta zaman zaman bağımlı olmak ile karıştırdığımız bir kavram olarak karşımıza çıkıyor…

Bağlanma esasen çocukluk döneminde bebeğin bakım veren kişi (anne/baba) ile arasında gelişen ilişkidir. Çocuğun bakım veren kişiyle yakınlık arayışı ile kendini gösteren, özellikle stres durumlarında belirginleşen, tutarlılığı ve sürekliliği olan duygusal bir bağ olarak tanımlanır.

Bağlanma yalnızca çocukluk ile sınırlı olmayıp yaşam boyu süren bir süreçtir. Bağlanma sistemi
sevdiğimiz kişiler tarafından korunmak ve güvende olmak adına onlara yakın olma duygusu ve
davranışlarını içeriyor. Aslında bu sistem bir bakıma bizim güvenlik sistemimiz oluyor, amaç
karşımızdakine güvenli bağlanabilmek…http://pakuapsikoloji.com/baglanma-ve-cift-olma

Kapanma döneminde psikolojik iyilik hali için TIKLAYINIZ!

Size bu kavramla ilgili yapılmış bir deneyden bahsetmek istiyorum; Harlow, annenin bebeklik döneminde, açlık, susuzluk gibi temel gereksinimleri karşılayan olması nedeniyle, anne ve çocuk arasında bir bağlanma oluştuğunu ileri sürer. 1958 yılında Harlow’un öğrencileriyle beraber maymunlar üzerinde yürüttükleri çalışmalarda kullanılan öge anne yoksunluğudur.

Kurulan deney düzeneğinde, maymunlardaki temel güdüyü anlamak için onlara iki seçenek verilmiştir, ya kumaş kaplı bir yere tırmanacaklar ya da demirden ve rahatsız bir yere tırmanıp süt içeceklerdi. Maymunlar demir çubuğa tırmanıp süt içtikten sonra hızla kumaş kaplı yerlerine dönmüştür.

Bu sadece beslenmenin değil rahatlığın da önemli olduğunu göstermektedir. Bir başka araştırmada ise, rhesus maymun bebeklerine ısıtılmış demir ve kumaş kaplı soğuk bir yer hazırlanmıştır. Maymunların ısıtılmış demirleri tercih ettikleri gözlenmiştir, bu deneyle de sıcaklık faktörü önem kazanmıştır ve Harlow’un annenin sadece fiziksel gereksinimleri sağlamadığı aynı zamanda rahatlık ve sıcaklık sağladığı yönündeki görüşlerini de desteklemiştir.

Harlow daha sonra anneden uzak ve sosyal yoksunluk içinde büyütülen rhesus maymunlarını da incelemiştir ve bu maymunların daha sonra sosyal ilişkilerinde yetersiz olduğunu gözlemlenmiştir. Sosyal ilişkilerdeki yetersizlik ise içe kapanma, ilişki kurmada beceriksizlik ve cinsel donukluk olarak tanımlanmıştır.

Aynı zamanda çocuklarına karşı ilgisiz oldukları da görülmüştür. Sonuç olarak Harlow’a göre anne-çocuk arasında oluş an karşılıklı sevgi bağının ileriki yaşantı ya olan en büyük katkısı, daha sonra diğer insanlarla kurulan tüm ilişkilerde güven duygusunun oluşmasıdır.

Deneyde de görüldüğü gibi çocukluk yaşantımızda kurduğumuz bağ yetişkinlikteki ilişkilerimizi de
etkiliyor. Üç yaş civarında oluşturulan anne imgesi, yalnız kendimizi değil, hayatın geri kalanında
karşımıza çıkan tüm ‘’ötekileri’’ anlamamız için bir platform oluşturuyor.

Bağlanmaya yönelik olarak üç tip bağlanma stili karşımıza çıkıyor; Güvenli Bağlanma, Kaygılı Bağlanma, Kaçıngan Bağlanma. Güvenli bağlanma, duygusal sağlığın bir kaynağı olarak görülür. Çocuğa ötekinin; onun için orada olacağı ile ilgili güven verir ki, bu da onun ilerleyen yaşamında tatmin edici ilişkiler kurma kapasitesine zemin oluşturur.

Hayatımıza ilham veren kadınlar için TIKLAYINIZ!

Güvenli bağlanma biçimi, kendini değerli hissetme ve sevilebilir olduğu duygusunu genellikle diğer insanların kabul edici ve ihtiyaçlarına cevap vericiliğine dair pozitif algıları bulundurur. Kaygılı bağlanma, kendini değersiz hissetme, sevilmeye layık görmeme duygusuyla kendisine negatif başkalarına pozitif değerlendirmeleri yansıtır.

Kaygılı biçime sahip olanlar kendilerine güveni az, başkalarını destekleyici olarak algılayan, bu destekten olumlu şekilde faydalanamayan, kendini açma düzeyleri az olan bireylerdir. Kaçıngan bağlanma biçiminde kendini değerli hissetme ve sevilebilir olduğu duygusunu diğer insanlara karşı olumsuz beklentilerle birleştirir.

Böyle kişiler, yakın ilişkilerden kaçınarak, hayal kırıklıklarına karşı kendilerini korurlar ve bağımsızlıklarını ve incinmezliklerini sürdürürler. Kaçıngan bağlanma biçiminde kendini değersiz hissetme ve sevilmeye layık görmeme duygusu ve diğerlerinin olumsuz, güvenilmez ve reddedici olarak algılanmasına yönelik beklentilerle birleşir.

Bu bağlanma biçimine sahip kişiler başkalarıyla yakın bağlar kurmaktan kaçınırlar. Tüm bunların ışığında çocuklukta bağlanma biçimimiz ne olursa olsun, yetişkinlikte bu bağlanma stillerini iyileştirebilir ve değiştirebiliriz.

Yukarıda anlatılmış olan bağlanma stillerine sahip olduğunuzu ve bunun ilişkilerinizde sorun yarattığını düşünüyorsanız bir psikoterapi desteği almak size iyi gelecektir. Her şeye her an başlanabilir, yapılması gereken tek şey etrafımızdaki yaşamı fark etmek, duymak, koklamak, dokunmak, görmek ve tatmaktır….

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.