DOLAR 8,6580
EURO 10,1795
ALTIN 488,66
BIST 1.419
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
26°C
Sağanak Yağışlı
Pts 31°C
Sal 26°C
Çar 23°C
Per 19°C

İhtiyaç illüzyonu: Kimsenin sana ihtiyacı yok!

28.08.2016
337
A+
A-

İhtiyaç illüzyonu: Kimsenin sana ihtiyacı yok!

Ne zaman ki, ilişkilerinde “Bana ihtiyacı var” aldanışından kurtulursan o zaman özgür olarak hareket edebilirsin.
Çoğu kez, iş yaşamından özel yaşama tüm ilişkilerde kişiye en çok zarar veren şey kendisine ihtiyaç olduğuna inanarak kendi özgür seçimlerini yaşayamamaktır.


 

Varoluşun kucağında yaşayan her varlık yaratıcının kendine verdiği nasibi ne ise onu yaşar. Her birimizin yolculuğu kendine has olmakla birlikte, yaşanması gerekenler bize ders veren, geliştiren ve her birimizin tekâmülünde olması gerekendir. Bizi öyle ya da böyle yaşam sorumluluğumuzu almaya yönlendirir.

Kendini bütünden ayrı gören her varlık, bütünle araya koyduğu mesafe sebebiyle kendini seyredemez, bilemez haldedir. Kendini, başkalarından önemli ve özel gördüğü için içinde olduğu durumunu görmezden gelir. Böylece hep fedakâr, hep kendinden verici olduğunun ve kendi nasibini başkalarına dağıttığının farkında değildir.

 

Hayat kendinden vermeyi değil kendinde olanı büyütüp kendinden emin olarak, koşulsuzca paylaşmanı ister.

 

Sevgiyi içinde keşfedip kaynağını bulursan sevgiyi paylaşırsın, huzuru hissediyorsan huzuru paylaşırsın, rızkını yaşamdan hak ettiğine inanarak alırsan gerçek anlamda paylaşabilirsin.
Çoğu kişi, farkında olmaksızın acıma duygusunun kılıfına sarılan eylemler ile gizli bir önemli olma, ilgilenilme, fark edilme ve minnet alma çabası içerisindedir.

 

Acıma ve merhamet duygusu birbirine karıştırılır. Acımanın içinde merhamet var gibi görünse de yoktur. Zira yaşam yolculuğu, bizim için nasılsa tüm varlıklar için de aynı kaynaktan aynı kaynağa doğru akmaktadır. Bu da, bizi birilerinden daha üstün, ayrıcalıklı veya daha az önemli yapmaz. Her varlık bilinçli veya bilinçsiz seçimlerinin sonuçlarını yaşamaktadır. Bu sebeple birilerinde eksik olanı bizim kendimizden fazlasını vererek, fedakârlık yaparak tamamlamak gibi bir sorumluluğumuz yoktur. Bu fedakârlık ve kendi halini görmeksizin yardım çabası, sevilmek ve değerli olmak adına beklentili bir vericilik olmaktan öteye geçmez. Ve hiç bir zaman ne kişinin kendisine ne de yardım edilene geliştirici bir fayda sağlamaz, aksine, en büyük yıkımlar bu çabalardan sonra yaşanır.

 

Yaşam hikâyenizi şöyle bir gözden geçirirseniz acı dolu deneyimlerin bu önemli ve sevilebilir olma çabası sebebiyle yaşandığını fark edebilirsiniz.

 

Hayatın her alanında saygı ve sevgi beklentisi yüzünden yapılan yardım ve fedakârlıkların kişiyi ne kadar tükettiğini ve çoğu kez acıdığı kişilerin deneyimlerine benzer deneyimler yaşadığını görmek mümkündür. Ve genellikle birçok kişi iyi niyetli ve verici olmalarına rağmen niye sürekli suiistimal edildiklerinden yakınıp dururlar. Kötülük vardır, ancak, kötülüğü kendisine farkında olmadan sürükleyen kişinin zaaflarıdır, yaşananlara gösterilen dirençtir.

 

Her varlık, kendi gerçekliğinde kendine göre bir niyet ile senin yaşantına girer. Ne var ki, senin ruhsal gücün zayıf, içsel özgürlüğün sınırlarla dolu ve kendini iyi tanımıyorsan karşılaştığın kişilerin kendi niyetleri doğrultusunda yansıttıkları davranışların sana zarar verici olabilme olasılığını göremezsin. Hayır diyemezsin. Sezgilerinle bağlantı kuramazsın. Övgüye, takdir edilerek onaylanmaya, kahraman olmaya kanarsın. Kimse sonradan değişmez. Değişen şey, beklentileri karşılanmayan kişinin zihninde yarattığı ilk ve son hayal arasındaki algılama farkıdır.

 

Vermek, kendinde olan kaynağı sevginin eylemi olarak paylaşmaktır. Birine, bir şeyi ihtiyacı olduğunu düşünerek değil sen olan sevginin kaynağından paylaşmak üzere verme eylemi yaratmalısın. Gerçekten sevmeyi başarmalısın. Koşulsuzca sevilmek kişiye cesaret verir, güç verir, yaşamının sorumluluğunu almak için harekete geçirir.
Varlığına, varlığının nasibine ve yaratıcının yarattığı her şeyin yolculuğuna kabul vermek mutlak gücü sahibine teslim etmektir. Hiç bir şey bize ait değildir. Zira ihtiyacını nasibi olana verecek olan da biz değiliz. Biz izin verildiğinde olması gerektiğinde aracı olabiliriz. Bunu zorla yapmaya, olmayanı oldurmaya ve bir varlık için fazlaca kederli ve üzüntü duymaya kapılıp gitmemelisin. Sevmek kendi yolculuğunu ve bu yolculuğun içinde olan her varlığı eşsiz deneyimleriyle kucaklamaktır.
Kişi ancak hak etmediğini düşündüğü şeyin başkalarının ihtiyacı olduğunu düşünür. Bu yüzden kendisi hayattan almak yerine, kendinde rızkı, bolluğu bereketi görmek yerine, olmayanları görür ve onlar için üzülür. Onlara acır. Oysa kendi halini görmezden gelmekte ve önemlilik çabası ile ana yakıtını yani yaşam enerjisini yitirmeye devam etmektedir. Böylece sürekli tekrarlayan deneyimler yaşar.

 

Yaşam, olduğu gibi kabul edilerek yaşanır. Algıyı genişleten, zihnin kalıplarını kıran kişide ihtiyaç algısı yerini, akışın getirdiklerine, içsel güç ile harekete geçilen eylemlere, cesarete ve dinamizme bırakır.

 

Hiç kimse veya hiç bir şey için kendinden vazgeçmemelisin.

Kimsenin sana ihtiyacı olduğuna kendini inandırıp gönlünün yolundan çıkmamalısın. İstemeden zorla kaldığın her liman yıkılmaya mahkûmdur.

Hak ettiğini kabul etmelisin. Kimseden ne daha fazla, ne de daha az önemlisin. Her şey senin seçimlerin ve senin seçtiğin yolculuğun macerası ile ilgili…

İşinin, hizmetinin değeri ne ise onu almaya hazır ol ki seni ezen, zor duruma düşüren fedakârlıklar yapmak zorunda kalmaktan kendini koruyabilesin.

Acımayı bırak, deneyimi onurlandır, tasalanmayı bırak varlığın deneyimine aracı olduğun konumun ne olduğunu iyi gör. Bazen kişinin içindeki gücü fark etmesini sağlayan tek başına kalmasıdır. Yaratıcılık ölüm hissedildiğinde ortaya çıkar.

Zayıflıklarını fark et; yaşantımıza çekilen kişiler sende ne varsa aynı enerjiye eş frekans ile gelirler ve zayıflıklar yüzünden taviz verirsen kendi enerjini çaldırmış olursun.
Birçoğumuzu kendi cehenneminde hapseden, başkalarını kendinden daha çok düşünmek, başkaları hakkında kendinden daha çok fikir paylaşmaktır.
Yaşamın en büyük sorumluluğu kendine aynada bakmayı öğrenmektir. Kendine yolculuk yapmadan başkaları hakkında beyan ettiğin fikirler, düşünceler hayata dar, kalın ve karanlık bir gözlükle bakmaktır. En önemlisi de yaptığın yorumların çoğunun kendine ait olduğunun farkında varamamaktır.

 

Kimsenin sana ihtiyacı olmadığını kabul et ve kendi yolculuğuna odaklan

 

Her varlığın ihtiyacı olan ne ise kendinde mevcuttur. Sen, ancak varlığın kendinde olanı bulmasına aracı olabilirsin. Doğal, kendin olarak ve hesapsız… Bir yudum zulme bile layık değil gönül… Zira başkaları için hayal kurmayı niyet etmeyi başarabiliyorsan ne mutlu… Bil ki İlahi olan, senin niyetinle onun niyetini bir görür ve tekâmülü ne ise onu yaşatır. Sen kendinde kal, kendini sev yeter.

 

Bu güzel ramazan ayında içeriden dışa yıkanıp kendi saflığımızın ve özün farkına varmayı diliyorum.

Sevgilerimle,

Kişisel Gelişim ve Motivasyon Eğitmeni

Gamze Sağıroğlu

 

YORUMLAR

Solve : *
6 ⁄ 3 =


Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.