Merhaba sevgili okuyucularım,

Yabancılaşma bireyin,toplumsal,kültürel ve doğal çevresine olan uyumun azalması özellikle çevresi üzerindeki denetimin azalması ve bu denetim ve uyumun azalmasının giderek bireyin yalnızlığına ve amaçsızlığına yol açmasıdır.


İnsanın kendi doğal yapısından, benliğinden ve özünden uzaklaşması insan için sosyolojik ve psikolojik sıkıntıları da beraberinde getirmektedir.Çağımızda yabancılaşma makineleşmiş insan tipiyle ortaya çıkmaktadır.


Öyle ki bu insan tipi artık insan olmanın gerektirdiği hedefler ve kendini anlama çabasından uzaklaşmıştır. Sadece sistemin ona sunduğu abartılı tüketimle uyuşturulmuş, robatlaşmış durumdadır.Yaptığı işlerde bir anlam ve bulamaz sadece yapmak zorunda olduğu için bir robot gibi hareket eder.Yemek yerken bile keyif alamaz yalnızca karnını doyurmak için yer.İnsan artık kendini ve hayatını yönetemez durumdadır. Kendine farklı ve renkli yollar katacak bilinç durumundan yoksun hale gelir. Kitle halinde yönlendirilen bir makineler misali hayatına devam etmektedir.


Tarihsel süreç içinde düşünürler yabancılaşmayı farklı bağlamlarda ele almıştır.Örneğin J.J.Rousseau yabancılaşmadan söz ederken,doğa durumundaki insanın toplum içine girmesiyle birlikte doğal özgürlüğünü ve saflığını yitirdiğinden söz eder.


Marx’a göre de insanın yaşadığı ilk yabancılaşma doğaya karşıdır.İnsan “öteki”ile olan bu ilk mücadelesini kazanmıştır,ancak bu mücadele sırasında kullandığı silahlar bilim,kültür
teknoloji ikinci ve daha tehlikeli bir yabancılaşmanın önünü açmıştır.Ayrıca Marx yabancılaşmayı özünde üretim etkinliği bulunan işçilerin emeklerinden kopmaları durumu olarak görmüştür.Yani kapitalizme özgü bir durumdur.Onun felsefesi olan diyalektik materyalizme göre, insan bu yabancılaşmayı ancak onun farkına vararak yener ve bu sayede gelişir.


A.Camus’a göre ise, “Kişi yaşama ve eylemlerine yabancılaşmıştır.Yaşanılan hayatın içinde olup ona ilgisiz kalan bir bakıma hayatına yön veremeyen insanlar olmaktayız artık.İnsanlar çevresinde gelişen olaylara seyirci kalmakta,ne etki ne de tepki yaratabilmektedir.”


A.Camus’un yabancılaşmayla ilgili görüşlerinde anlatmak istediği gibi insanın,kendine özüne,hayatına anlam katan değerlerden uzaklaşmasıdır.Adeta belli rutin ihtiyaçları olan ruhsuz bir makine haline gelmiştir.
Yabancılaşmanın daha birçok düşünüre göre ve forma göre değişen tanımları vardır.Lakin sanırım en önemlisi belirttiğimiz üzere insanın özüne yabancılaşması,bireyin kendi doğasından,bilinç ve benliğinden uzaklaşmasıdır.Gelişen teknolojiyle birlikte adeta bir meta haline dönüşen insan varlığı yönünü ve gideceği yolu kaybetmiş bir kaos ve anlamsızlık girdabında savrulmaktadır.


Bireysel bütünlüğünü ve hayat amacını,bu dünyaya neden geldiğini ,kendini bilmek gibi bir hayat amacı olduğunu unutan insan köksüz kalır ve elbetteki her şeye yabancılaşır.Yaşayan her şeyle arasındaki organik bağ zayıflar ve tüketim toplumunun sağır eden gürültüsü, kirlilik ve karmaşa içinde kendini türlü zararlı tüketim maddeleriyle uyuşturur.Sonuç olarak mutlu ve huzurlu mudur? Tabiki hayır. Gittikçe daha çok tüketen insan daha çok kendinden uzaklaşır,bir türlü uyumu ve dengeyi yakalayamaz ve hep tedirgin,gerginlik içindedir.Bunun gerek bireysel gerek toplumsal anlamda getirdiği psikolojik ve sosyolojik sorunlar büyüktür.


Günümüz insanı belki geçmişe göre daha refah içinde gözükür ama ruhsal olarak herkes artık rahatsızdır.Çünkü sistem ve dayattığı abartılı ve hızlı tüketim belki size bir otomobil ,ev veriyor gibi gözükür yalnız insan kendini bulma ,bilme özgürlüğünü kaybetmiştir artık.Çünkü bunca yabancılaşma,robatlaşma içinde insan dönüp artık “kendimi daha çok bilmeliyim,yaşamla olan bağlarımı her anlamda güçlendirip ,sorgulayıp kendi anlamımı keşfetmeli,inşa etmeliyim” tarzında içsel soru,tasavvurlarla uğraşmak istemez ve yüzleşmek zor gelir.Çünkü; sistem ona daha çok robot gibi koştur , sürekli daha iyi bir araba vb.materyaller al mesajını vermektedir.İnsan artık bir yarış atı misali yeni çıkan,üretilen ne varsa onu tüketmekle koşullandırılmıştır ,sanki yerine getirmezse bu koşullandırmalı toplumda olan hak ettiği yeri alamayıp ,eksik kalacaktır.


Günümüz dünyası adeta materyalin ,tüketimin baş tacı edildiği,insanın var oluş amacının umursanmadığı,anlamın ve özgürlüğün hiçe sayıldığı bir düzlemdedir.İnsan doğadan,kendinden olabildiğince uzak maddenin içine gömülü vaziyette doyumsuzlaşarak ruhsuzlaşmıştır.


Dilerim ki insanlar bir vesileyle ,kapitalizmin yarattığı bu materyal yarışının insanlığı duyarsızlaştırıp bir uçurumun kenarına ittiği gerçeğiyle yüzleşir .Ve derhal önce bireysel anlamda sonra toplumsal olarak bir silkelenişe geçer.İnsanın bu var oluş yolcuğunda kendine yabancılaşması büyüdükçe ve önemsenmedikçe gerek doğa ,gerek insanlık adına telafisi zor tehlikelere maruz kalabilir.
Robatlaşan,tüketime endekslenen ve körleşen bir dünyada insanı insan yapan vicdan,sağ duyu,adalet gibi değerler yozlaşmaya mahkumdur.

Sevgilerimle

Deniz Demirsoy


Benzer Yazılar

  • Mevsim geçişlerinde alerji kabusunuz olmasın!

    Mevsim geçişlerinde alerji kabusunuz olmasın!

    Mevsim geçişlerinde, ısı farkları olduğu için ilkbahar ve sonbaharda hasta olma riski artıyor. Ağırlıklı olarak mevsim geçişlerinde ortaya çıkan polenler alerjiye sebep oluyor. Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr.…
  • Bilinçaltı kodlar yaşamı yönetiyor!

    Bilinçaltı kodlar yaşamı yönetiyor!

    Kişinin günlük yaşamını devam ettiren davranışları, içinde bulunduğu duygusal durumu ile bağlantılıdır.
  • Bilgi ve dönüşüm!

    Bilgi ve dönüşüm!

    Bilgi ve değişim,dönüşüm arasındaki bağlantı hayatı anlamak açısından her zaman önemli olmuştur.Hepimiz farklı bakış açıları kazanmak ,yaşadığımız hayat hakkında daha fazla bilgi edinmek ve onu daha iyi anlamlandırmak için sürekli…
  • Yaş almayan hep genç kalan insanlar: Perennialler

    Yaş almayan hep genç kalan insanlar: Perennialler

    Dünya genelinde nüfusun yaşlanmasıyla beraber, yaşların taşıdığı anlamlar ve algılanış şekilleri de değişmeye başladı. Bundan elli yıl önce, 50’li yaşlarında şehirli bir kadınla ilgili stereotip belliydi.
  • Yaprak dökmeden yenilenemezsiniz!

    Yaprak dökmeden yenilenemezsiniz!

    Etrafınızda her şeyini yarım bırakan insanlar var mı yada sözlerini tam olarak yerine getirmeyen,

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

  DEYADER 

 

 

 

Pablo Escobar

Kategorilerden Seçmeler