Profesyonel Koç / Aydın Serdar Kuru

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Organik gıda kandırmacası ve soruları - Serdar Kuru

Sevgili dostlar,

Çok geniş bir genel kültüre ve değişik ilgi alanlarına sahip olmanın avantajlarından bir tanesi de hareket alanınızın geniş olmasıdır.

Mesela şu anda Din,Siyaset ve Felsefi konularda paylaşmak istediğim fikirler olmasına rağmen ortam öyle problemli ki ağzınızı açmadan "vurun söyletmeyin" ekolü yürürlüğe giriyor. Psikoloji alanında da geniş paylaşımlar yapamıyorum çünkü özellikle Algı Yönetimi konusunda çok detaylı bilgi verirsem "kötüye kullanılma" ihtimali bulunmakta.

Eh o zaman ne yapalım herkes patates soğan konuşuyor bizde biraz bu işlere dalalım sonuçta hepimiz bir şeyler yiyoruz.

Şu aralar "Organik Gıda" konusuna taktım. Kiminle konuşsam maşallah herkes organik beslenmeye başlamış. Herkes ayrı bir "detoks yapıyorum şekerim" modunda. Hatta ömrü boyunca plastikten hallice hamburger ve "nugget" la tıkınan adam bile iki bardak maydanoz suyu içti mi en organik insan oluyor.

Tabi ilgi böyle büyük olunca bu işlerde güzel paracıklar dönmesi kaçınılmaz oluyor. Bu yüzden eskiden aktardan ıhlamur alıp evde kaynatanlar şimdi organik shoplardan "Chia Tohumu"alıp yutuyorlar. (Yahu büyütmeyin bu Chia dedikleri şey aslında Güney Amerika'da çıkan bir tür adaçayı çok istiyorsanız ben size güzel adaçayı kaynatayım mis gibi)

Neyse dağıtmayalım şimdi bu Organik Gıda meselesinde anlayamadığım bazı hususlar var umarım Organik bazı arkadaşlar bu yazıyı okuduktan sonra beni aydınlatırlar.

1) Şimdi öncelikle bu Organik Gıda üretimi çevreye zarar vermiyor bu yüzden organik gıda tüketin çevreye de bir faydanız olsun diyorlar. Ancak benim bildiğim bu organik gıda üretimi için normalden çok daha fazla bir alana ekim yapılması gerekiyor, iyi de bu tarım alanları zaten ormanlar kesilerek oluşturulmuyor mu tüm dünya organik gıdaya geçse etrafımızda piknik yapacağımız bir tane orman kalmaz her taraf domates bahçesi olur gibime gelmekte. Şu anki modern teknikler sayesinde çok daha az bir ekim alanından çok daha fazla verim elde ediyorsun bu sebeple daha az tarım arazisine ihtiyacın oluyor. Bana sanki bu durum ormanlara ve sincaplara daha faydalı gibi geldi ama neyse bilemedim.

2) Organik gıdada mümkün mertebe ilaç falan kullanmadığınız için çok yüksek miktarlarda ürün elde edemiyorsunuz. Kısacası eğer tüm dünya organik tarıma başlasa bugün ürettiğimiz tahıl,meyve ve sebzenin çok altında ürün üreteceğiz. Peki bu kadar insan ne yiyerek doyacak bu benim hep merak ettiğim bir konu. Şu halde bile bir çok insan açlık çekerken ürettiğimiz gıdanın oranı düştüğü zaman insanlara tam olarak ne yedireceğiz ve bir adet organik patates kaç kişiye düşecek aklım pek almadı.

3) Organik gıda da ilaç kullanılmıyor diyorlar ama benim öğrendiğime göre özellikle bitki mantarlarına karşı ilaç yerine geçecek bir çok kimyasal kullanılıyormuş. Yani organik diye hüplettiğin elmanın içinde normalde olmaması gereken kimyasal maddeler olabilir. Örneğin bitki mantarlarına karşı kullanılan bakır ve sülfür içeren maddeler üretilen meyve ve sebzenin içine girebiliyormuş. Ben anlamam,bu alandaki tüm uzmanlığım sebzeyi meyveyi pazardan alıp eve götürüp yemek.Anlayan arkadaşlar konuya açıklık getirir herhalde.

4) Bir de organik tarımcılar bizim ürettiklerimiz diğerlerine göre daha besleyici,vitamini daha fazla diyorlar ama bilimsel araştırmalar ortada öyle bir fark falan göstermiyor. Örneğin marketten aldığın bir hafta depoda beklemiş ıspanak normalde olsa organik de olsa içindeki minerallerin yarısını kaybediyor. Yani bence mesele ıspanağın yetişme şekli değil bizim şehirde yaşamamız.

5) Organik gıdalar sanki daha temizmiş veya sağlıklıymış gibi bir imaj var. Ancak benim araştırmalarıma göre özellikle koli bakterisi tüm yeşilliklere bulaştığı gibi bunlara da bulaşıyormuş. Yani bakteri kardeşler "abi bu bitki organikmiş ben buna bulaşmayayım" falan demiyormuş. Bu bakteriden hastalananların büyük kısmı da organik yeşillik yerken bu işe maruz kalmışlar. Kısacası benim anladığım kadarıyla organik rokaya bakteri bulaşmaz diye bir durum yok.

6) Son olarak aklıma takılan örneğin bir çileğin organik olup olmadığına kim karar veriyor. Üretimin her aşaması cidden kontrol ediliyor mu ? "Biz kontrol ettik bu çilek organiktir kardeşim afiyetle yiyin" diyen kuruluşlar ne kadar "tarafsız"? Yani aynı tarlada yetişen çileklerin bir kısmına organik etiketi yapıştırıp normal fiyatının beş katına bana satmadıklarını nereden bileceğiz. Soru işte insanın aklına takılıyor.

Kısacası bu alanda kafam karışık. Ama insanlar bu organik gıda meselesini iyice kabullenmiş gözükmekte yani gavurcası organik yemek "trend" olmuş. Bu ilginin temelinde basit bir psikoloji olduğunu düşünüyorum. İnsan kolay ve acısız her çözüme bayılır. Şimdi gerçekten sağlıklı bir hayat için obur boğazı kısmak, dondurmalı baklavalara ve kaymaklı kadayıflara elveda demek bir de haftada en az üç gün bir zahmet spor yapmak gerekir. E şimdi bunlar zor işler. Ama öte yandan marketten organik erik veya organik elma alıp bunlara bir ton para bayıldıktan sonra facebooktan paylaşa paylaşa yerseniz hiç çaba harcamadan "sağlıklı besleniyorum" algısına kapılabilirsiniz üstelik tatları da normal erik veya elmayla aynı.

Ben bu "organik" beslenme işini pek anlamadım diyerek bugünkü gıda konulu yazımızı kapatıyorum.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

 

Pablo Escobar

Kategorilerden Seçmeler