Gezi yazarı / Diğdem Kaçmaz

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Kariye ’de mutlaka duraklamalısınız !!!

Zeyrek’den Fener’e uzanıp, Balat sokaklarını adımlayıp, Agora meyhanesin’ de soluklanınca hala nefesiniz kesilmiyor ise Kariye ’de mutlaka duraklamalısınız !!!

Unkapanı bölgesinde bulunan Bizans ve Osmanlı dönemini harmanlayan tarihi Arnavut kaldırımları ile tarihi Zeyrek Bölgesi günlük gezimizin başlangıç noktası olacak .

 

Bizans döneminde Hristiyanlığın adeta dinsel alanı olmuş iken Fatih zamanında tamamen Türkleştirilerek Türk İslam kültürünün yerleşim birimlerinden biri olmuş. Bölge son zamanlarda dizilerde film platosu olmakta ve görsel yapısı ile harmanlanmış tarihi atmosferine, Ayasofya'dan sonra İstanbul'da ayakta kalan en büyük eski kilise olan Zeyrek Kilise Camii ( Pantakrator Kilisesi )eşlik etmekte. Kilise günümüzde cami ye çevrilmiş olup, hemen yanıbaşında ki Zeyrekhane Haliç ve Galata’nın sıradışı görüntüsü ile fotoğraf karelerimize hapsoluyor. Doğu Roma Dönemi’ nden kalma bir yapı olan İmaret Cami’inin restorasyonu hemen hemen bitmeye yakın ve ziyaretçileri için süprizlerle dolu .

 

Bölgede bulunan Unkapanı tarihi su kemerlerinin neredeyse altında yer alan Siirt Pazarı eski adı ile Kadınlar Pazarı’nda ki sokağa taşan dükkanların sergileri, sabah saatlerinin rehaveti içinde sokağa taşarak hazırlanıyor.Bizde Van ’dan gelen otlu peynirin tadına bakarken, Siirt fıstığının sert kabuğunu kırmakta adeta zorlanıyoruz. Siirt Pazarı değişik ve geleneksel ürünler için alışveriş imkanı sağlıyor bizlere .

 

Turumuza bölgede sıra sıra bulunan kahvehanelerden birinde aldığımız Türk kahvesi ile keyifli bir başlangıç yaparak adımlarımıza ivme kazandırıyoruz. Neredeyse bir güne sırdıracağımız ve merakla görmeyi arzu ettiğimiz daha pek çok yer var renkli gezimizde ...

 

Ortodoks Rumları’ nın en kutsal mekanı ve kütüphanesiyle dünyanın en önemli arşivlerinden birisi olma özelliğine sahip Aya Yorgi Kilisesi ve Fener Rum Patrikhanesi’nin kapısındayız . Özellikle Pazar günleri yapılan ayinle pek çok ziyaretçisi olan Patrikhane görkemli ve gizemli havası yanında , ayin sırasında ki kasideleri ile bizi adeta büyülüyor. İnanışlar farklı olsada içerideki ruhani havanın ziyaretçilerini alıp götürdüğü yer aynı…

 

Mimar Dimaolis tarafından yapılan; çok az sayıda öğrenci ile de olsa halen eğitim veren ve tamamen tuğla olan binasıyla¸ herhangi bir üslüba bağlı kalınmadan inşa edilmiş Kırmızı Mektep nam-ı diğer Fener Rum Erkek Lisesi nefes kesen dik yokuşuna katlanabilenler için mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Devamında; Bulgar Kilisesi, Surp Hraş Dagabet Ermeni Kilisesi, Ferruh Kethuda Camii, Yanbolu Sinagoku’ nu da ziyaret etmeden geçmiyoruz. Mükemmel kareler yakalamanın mutluluğuyla biraz da gündelik yaşamı fotoğraflamak için sokak aralarına giriyoruz.

 

Yıllara meydan okuyan ve dönemin yaşam tarzının renkliliğini her daim yansıtan Balat Evleri’ nin mistik ve nostaljik atmosferinde kısa bir serüven yaşıyor ve gökkuşağı renkli , cumbalı evlerin sihirli atmosferinde adeta geçmiş zaman makinasının içindeymiş gibi hissettiren hoş bir yolculuğu tadıyoruz.

 

Ardından; İstanbul’ da yaşayan Museviler için en özel mekanlardan biri Ahrida Sinagok’u , Aya Dimitri Rum Kilisesi (Ortodoks Patrikhanesi), Neo-gotik üslupta inşa edilmiş; girişinde kilisenin Viyana’da yapıldığını anlatan küçük bir plaketin, yapının bütün bu olağanüstü lüğünün anahtarı da olduğu düşünülen; tamamı dökme demirden olan Sveti Stefan Kilisesi’ni ziyaret ediyoruz(Restorasyonu devam ettiği için dışardan).

 

Karnımız acıkıp da civarda bir mekan baktığımızda ilk gözümüze çarpan yer Fındık Kabuğun da köfte yiyebileceğimiz sevimli, bir o kadarda mütevazi mekan Tadı damağımızda kalan köftelerin bir diğer alternatifi mis gibi kokan Kuru fasulye oluyor…

 

Karagümrük semtinin Edirnekapı bölümünde bulunan ve kubbelerinin altındaki eşsiz panoramaları yanında, mozaik ve freskleri ile günümüze kadar ulaşmış Bizans resim sanatının son dönemine (XIV. y.y.) ait en güzel ve nadide örneklerden olan Kariye müzesi gezimizin soluk kesen bölümlerinden .


Müzede yer alan mozaik ve fresklerdeki derinlik, figürlere hareket ve plastik değerlerinin verilişi, figürlerdeki uzamalar bu dönemin üslubudur. Kilisenin gemnellikle kubbelerinin altında yer alan bu eşsiz figürler Hıristiyanlık tarihinin adeta kronolojik bir resimli romanı gibi. Bizans döneminde kilise, fetihten sonra ise cami olarak kullanılmış tarihi bu yapıyı gezdikten sonra Anemas Zindanları, Hacı İvaz Efendi Camii, Ayvansaray, Tekfur Sarayı ziyaretlerimiz sonrası(restorasyonda olanlar dışarıdan görülebiliyor ). Programımız sonlandırıyor ve keyifli bir başka gezide birlikte olmak üzere diyoruz …


Benzer Yazılar

  • Pazar gezileri: Ne Don Kişot galip geldi, ne de yel değirmenleri

    Pazar gezileri: Ne Don Kişot galip geldi, ne de yel değirmenleri

    Gezimize konu olan Kadıköy’ün en eski yerleşim yerlerinden biri olan Yeldeğirmeni yaklaşık 50 yıl öncesine kadar Yahudi ve Rum aileleri barındıran bir semtti. Tarihi belgelere göre semtte yerleşimin, 1789-1807 yılları…
  • Çiçekler şehrinde

    Çiçekler şehrinde

      "Sen düşünceden ibaretsin, geriye et ve kemiksin, gül düşünür gülistan olursun, diken düşünür dikenlik olursun '' demiş Hz.Mevlana

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Kategorilerden Seçmeler