Profesyonel Koç / Aydın Serdar Kuru

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Kadına yönelik şiddetin psikolojik nedenleri!

Sevgili dostlar,

Ülkemizde görmezden gelemeyeceğimiz en büyük sorunlardan bir tanesi erkeklerin kadınlara yönelik uyguladıkları şiddettir.

Bu yazıyı okuduğunuz kısa dakikalar içinde bile ülkemizde yüzlerce kadın erkekler tarafından sözlü ve cinsel tacizlere uğramakta,baskı altına alınmakta,dövülmekte, yaralanmakta ve hatta öldürülmektedir. Şöhretli şahsiyetlerin karıştığı şiddet olayları olduğu zaman bu konu gündeme gelmekte ama sonrasında hemen unutulup derin bir sessizlik denizinde boğulmaktadır.

Bugünkü yazımda kadınlara yönelik şiddetin bazı psikolojik nedenleri konusunda bilgi paylaşmak istiyorum. Umarım faydası olur.

1) Ekonomik durum aynı zamanda psikolojik bir faktördür. Para kazanma imkanı olmayan, eğitimsiz kadınlar şiddete daha fazla uğramaktadır çünkü kaçabilecek durumları yoktur. Bir ülkede ekonomik şartlar ağırlaştıkça bu durumdaki kadınların kaçabilme şansları daha da azalacağı için bu tür olaylar sıklaşacaktır. Ekonomik krizler insanlarda gelecek korkusu ve güçsüzlük duyguları üretir. Bu tür duyguları artan şiddete meyilli bir erkeğin korku, güçsüzlük duygularını dengeleyebilmek için en yakınında bulunan ve zayıf gördüğü kadınlar üzerindeki şiddetin dozunu arttırabileceğinin bilinmesi lazımdır.

2) Şiddet gösteren erkekleri buna iten motivasyonlardan bir tanesi bir türlü susturamadıkları "eleştirel iç sestir". "Kadınını kontrol edemezsen erkek sayılmazsın" veya "Seni enayi yerine koymasına izin verme" türü iç konuşmalar güçsüzlük duygusu yaşamak istemeyen problemli erkeği şiddete iter. Bu tür durumlarda görülen diğer bir psikolojik faktör "hayali bağ" faktörüdür. Buna göre erkek kadını "kendisini tamamlayan" ve "onsuz hayatını sürdüremeyeceği" hayali bir konumda görür. Kadını "kaybetmenin" kendi yaşamına direkt bir tehdit olacağını düşünerek büyük bir gelecek korkusu yaşamaya başlar. Bu sebeple kadınla kendi arasında var olduğunu düşündüğü "hayali bağın" tehdit altında olduğunu hissettiği her durumda son derece aşırı ve vahşi bir tepki gösterir. Ufacık bir sebep bile bu erkekte "hayatta kalma" ve "bağını koruma" güdüsünü tetikleyerek sonradan kendisinin de pişman olacağı "aşırı tepkiler" vermesine sebep olur.

3) Ataerkil toplum yapısı insanların ve özellikle erkeklerin bilinçaltına çocukluk yaşlarından itibaren yerleştirilir ve belli bir "kültürel rolü" oynaması gerektiği öğretilir. Buna göre "erkek adam" güçlü,erkeksi ve kadından daha güçlü olmalıdır. Bu rolü tehdit altında olmayan bir erkek son derece normal tepkiler gösterirken rolünü tehdit altında hissettiği anda büyük bir "utanç" duygusu hissetmeye başlayarak kendisini bile şaşırtan tepkiler vermeye başlar. Bunun sebebi güçlü bilinçaltı etkilerdir. Örneğin kadının kendisinden finansal olarak daha güçlü olması hatta böyle bir şeyin olma ihtimali bile "beyni kodlanmış" erkeği ani şiddete itebilir.

4) "Eleştirel İç Ses" kişinin kendisi ve başkaları hakkında olumsuz duygular üretmesine sebep olan "yıkıcı düşünce işlemidir." Bu ses aslında her insanda vardır ve olumsuz duygularımız buradan kaynaklanır. Bu sesi kontrol edemeyen ve tam tersine bu iç sesin kontrolü altına giren insanlar her türlü olumsuz davranışı da sergilemeye başlarlar. Şiddet gösteren erkeğin iç ses konuşmaları şu şekilde olabilir.

" Seni kontrol ediyor. Sakın seni güçsüz göstermesine izin verme"
" Seninle alay ediyor. Kendini kim sanıyor ki sana karşı böyle saygısızlık yapabiliyor"
" Sana böyle muamele etmeye nasıl cüret edebilir. Gerçekten sevseydi böyle yapmazdı,demek seni kandırıyor"
"Seni aldatıyor olabilir. Tam bir enayisin. Hemen harekete geç ve enayi olmadığını göster"

5) "Hayali Bağ" erkeğin sevdiğini söylediği kadını kendisinin "fiziksel bir parçası" olarak görmesidir. Bu hayali bağın var olduğunu sanan erkek, kadına sözlü veya fiziksel şiddet uygularken aslında "kendini cezalandırdığını" düşünür. Karşısındaki kadının kendi dışında "başka" bir insan olduğunu düşünemez ve bu sebeple sorumluluk duygusu yaşamaz. "Sen benim canımdan bir parçasın" türü sözler aslında son derece tehlikeli bir düşünce biçimlerini tetikleyebilir.

Sevgilerimle

Aydın Serdar Kuru

Benzer Yazılar

  • Profesyonel imajınızı geliştirmenin yolları

    Profesyonel imajınızı geliştirmenin yolları

    Sevgili dostlar, İş dünyasında dışarıya yansıttığınız profesyonel imaj çoğu zaman yaptığınız işin algılanma şeklini etkiler.
  • Yöneticiler için etkin dinleme becerileri - Aydın Serdar Kuru

    Yöneticiler için etkin dinleme becerileri - Aydın Serdar Kuru

    Bir yönetici için karşısındaki insanları etkin şekilde dinleyebilme becerisi o yöneticinin liderliği ve iş yerindeki etkinliği açısından çok önemlidir. Bir yöneticinin gerek iş yerinde emri altında çalışan personeli gerekse de…
  • Nasıl ikna ustası olunur?

    Nasıl ikna ustası olunur?

    Her gün farklı bir ikna tekniğiyle karşı karşıya kalmaktasınız. Tüm dünyadaki reklam medyasını sürekli analiz eden "Media Matters - Medya Önemlidir" kuruluşunun yaptığı analizlere göre yetişkin bir insan tek bir…
  • Cesur bir aydın olmak - Aydın Serdar Kuru

    Cesur bir aydın olmak - Aydın Serdar Kuru

    Sevgili Dostlar, Aşağıdaki resimde gördüğünüz kişi çok sevdiğim hocalardan Dr.Jordan Peterson. Kendisi Kanada Toronto Üniversitesinde Klinik Psikoloji Profesörüdür. Çalıştığı alanlar kişilik ve sosyal psikoloji olmakla beraber uzmanlık alanı Dini ve…
  • Birçok ruhsal hastalık çocuklukta başlıyor

    Birçok ruhsal hastalık çocuklukta başlıyor

    Depresyonun sadece yetişkinlerde değil, çocukluk ve ergenlik döneminde de görülebildiğini belirten uzmanlar, erken müdahalenin önemine dikkat çekiyor.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Kategorilerden Seçmeler

FACEBOOK

TWITTER

LINKEDIN