Rekabetçi ve çetin iş ortamı insanları sadece hedef ve başarı odaklı olmaya yönlendirdi. Ancak insan unsuruna öncelik tanımamak bazı kuruluşlara felaket getirirken, bazılarının farkında olmasalar da karlılığının düşmesine, büyümenin durmasına ve çatışmalara neden oluyor.

 

Bunun yanısıra eksik psikososyal yönetim politikaları günümüz hızla değişen koşullarında şirketlerin kriz ve kritik olaylara kırılganlığını da arttırmaktadır.

 

Çalışanların iş memnuniyetinin karlılığı arttırdığı konusunda artık tüm yönetim, pazarlama ve insan kaynakları uzmanları hemfikir. İş memnuniyeti ölçeklerinin başlıcaları ücret, işin kişiye uyumu, iş ortamı, yönetim tarzı, yükselme olanağıdır. Pek çok firma bağımsız kuruluşlara periyodik olarak çalışan memnuniyetini ölçtürüyor. Yapılan bu ölçümlerde çalışan memnuniyetinin müşteri memnuniyetini de hemen hemen aynı oranda yukarı çektiği ortaya çıkmaktadır.

 

Ancak son yapılan araştırmalar performans artışında çalışanların mutluluğunun iş tatmininden daha iyi bir belirleyici olduğu yönünde. Memnun çalışan sorumluluklarını yerine getirir, hedeflerini tutturur hatta aşar. Ancak mutlu çalışan bağlı çalışan demek ve bu da hedeflerin ötesinde kişinin kuruma duygusal bağla, sadakatle, yüksek performansla, isteyerek, severek hizmet etmesi, işe sahip çıkması anlamına geliyor. Ayrıca bu kişiler yüksek enerjileriyle işyerindeki diğer kişileri de pozitif yönde etkiliyor.

 

Gallup’un 2010’da 150 ülkede yaptığı geniş çaplı araştırma kariyerdeki başarının çalışanların duygu durumları, hayata bakışları ve günlük yaşamlarıyla ne denli iç içe olduğunu istatistiksel olarak ortaya koymuştur. Ayrıca gönülden çalışanların diğerlerinin aksine çok daha sağlıklı oldukları kanıtlanmıştır. Bu da sağlık harcamaları ve işgünü kaybında önemli bir düşüş sağlamaktadır.

 

Yine Gallup’un yaptığı araştırmaya göre yüksek duygusal zeka yetkinliklerine (insiyatif, motivasyon, uyumluluk, empati, stress yönetimi, başkalarını geliştirme, ekip liderligi) sahip yöneticilerin %87’’sinin en tepe üçte olduğu saptanmıştır. Dünya genelinde de çok yüksek eğitim ve teknik bilgi donanımına sahip olmalarına rağmen duygusal yetkinliklerde zayıf olan yöneticilerin başarı oranları Avrupa’da %13, Asya’da %11, Amerika’da ise %20.

 

Başka bir araştırmaya göre en tepe satış yöneticilerin %91’inin tevazü sahibi, CEO’ların %80’inin, CFO’ların da %65’inin iyimser kişiler olduğu ortaya çıkmıştır.

 

Bir yerimiz kırıkken işe gidemeyiz ama kalbimiz kırıkken gideriz, fiziksel olarak komadayken kıpırdayamazken duygusal koma halinde rekabetçi iş dünyasında yerimizi almaya, farklı kişilerle iletişim kurmaya çalışırız. İşyerindeki çatışmaların, verimsizliğin en temel nedenlerinden biri yöneticilerin, çalışanların duygu durumlarını iyi yönetememesidir. Bu nedenle özellikle son yıllarda dünyaca bilinen büyük firmalar başta olmak üzere kurumlar çalışanların mutluluğuna yatrım yapmaya başladılar.


Çalışanların mutluluğuna yönelik yapılan yatırımların amacı kişilerin:

 

* stresle başetme
* enerji ve motivasyonlarını sürekli olarak yüksek tutma
* öfke ve duygu kontrolü sağlama
* kişisel farkındalığın yanısıra duygusal empati kurabilme
* farkındalıkla yaşama ve çalışma
* uyum ve duyarlılık eşiklerini yükseltme
* iş-yaşam dengesi kurma yetkinliklerini arttırmaktır.

 

Bunlar her ne kadar iş hayatının sert, zorlu ve rekabetçi dünyasında gerekliliği sorgulanacak gibi görünse de çalışanların mutluluğunu hedeflediği için diğer tüm yetkinliklerin daha kolay hayata geçirilmesinde temel oluşturur. Çalışan aidiyetine katkıda bulunarak, kurumun performansını ve verimliliğini arttırır, insan kaynaklı riskleri azaltır ve risk yönetimini kolaylaştırır.

 

Ancak çalışan kendisiyle barışık ve iyimser bir yapıdaysa iş yaşamında da başarılı ve gelişen haldedir. Psikososyal hassasiyet olmadan sağlık, sağlık olmadan mutluluk, mutluluk olamadan bağlılık, bağlılık olmadan verimlilik, verimlilik olmadan yeterince karlılık elde edilememektedir.

 

Çalışanların %45’i dikkate alınmadığında, %25’i sürekli eleştirilince uzlaşmazlık ya da kopma yaşıyor. Oysa takdir gördüğünde bu oran %1’in altına iniyor. Her bir çalışan bir değerdir ve motivasyonunun tüm organizasyon için bir yeri vardır. Takdir en güzel motivasyondur, her fırsatta sadece işyerinde değil herkese teşekkür edelim


Benzer Yazılar

  • Kovulmak artık daha kolay...

    Kovulmak artık daha kolay...

    Böyle bir başlık attığım için kusura bakmayın ama uyarması bizden. Arkadaşlar, artık eskisine göre daha kolay işsiz kalacaksınız.
  • Sistemler dijital çalışanlar duygusal!

    Sistemler dijital çalışanlar duygusal!

    Şunu göz ardı edemeyiz; biz duygusal, sözel tarafı analitik tarafından daha kuvvetli bir toplumuz. Soyut kavramlara olan inanç somut verilere olan inancın önünde gider bizim kültürümüzde.
  • İş hayatında çalışan ve işverenin sınavı!

    İş hayatında çalışan ve işverenin sınavı!

    İnsan kaynakları ile ilgili olarak okuduğum dokümanların çok azına ikna olabiliyorum. Bu konunun uzmanı mıyım? Kesinlikle hayır. Ancak, insan kaynakları alanının bir parçasıyım.
  • Akılcı borçlanma!

    Akılcı borçlanma!

              ‘Sonu düşünerek işe başla’ Stephen Covey Yeni bir projeye başlamak her zaman heyecan vericidir. Çünkü sonunda ne kazanacağımızı düşünerek çalışmaları başlatırız.  Hedefimiz karlı, değer yaratan, sermaye…
  • İşveren çalışanların bilgisayarını inceleyebilir mi?

    İşveren çalışanların bilgisayarını inceleyebilir mi?

    İşyeri sahibi, çalışanların bilgisayarında inceleme yapabilir mi? Bu sorunun yanıtını Cem Kılıç Milliyet'teki yazısında veriyor. İşte Kılıç'ın o yazısı:

Yorum Ekle

  DEYADER 

 

 

 

Pablo Escobar

Kategorilerden Seçmeler