DOLAR 17,9331
EURO 18,4099
ALTIN 1038,937
BIST 2864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Seyhan Karaman Röportajı: Prof. Dr. Tayfun Uzbay ile soru cevap


  BİAKADEMİ GÜNDEMİ: Prof. Dr. Tayfun Uzbay’ın Şizofreniye İlaç Keşfederken İçinden Cezaevi Geçen Nobel Düşü


BİAKADEMİ Gündemi’nden herkese merhaba,
BİAKADEMİ Kurucusu ve Diksiyon Eğitmeni olarak vaktim elverdikçe “BİAKADEMİ Gündemi” adını verdiğim bu köşede, akademik alanda yakından tanıdığımız ya da alanında yetkin isimlerle yaptığım röportajlarla sizlerle buluşmaya çalışacağım.

Köşemizin ilk konuğu; şizofreni hastalığının oluşumu, tanısı ve tedavisine yönelik ilaç adayı üç molekülün incelemeli patentini alan bir bilim adamı, yazar, akademisyen ve farmakolog Prof. Dr. Tayfun UZBAY.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay, TÜBİTAK ve Kuzey Teksas Üniversitesi bursları ile Amerika Birleşik Devletleri’nde, Kuzey Teksas Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Merkezi, Farmakoloji Bölümünde ve 1999 yılında Cagliari Üniversitesi bursu ile İtalya’da, Cagliari Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Toksikoloji Bölümü’nde Araştırıcı Öğretim Üyesi olarak çalışmıştır. 2003 yılında profesör unvanı almış; 2003-2011 yılları arasında GATA Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı, 2011-2013 yılları arasında GATA Yüksek Bilim Konseyi Üyesi olarak çalışmıştır. 2013 yılında kendi isteği ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli olmuştur. Halen Üsküdar Üniversitesinde Rektör Danışmanlığı, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı ve Nöropsikofarmakoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü görevlerini yürütmektedir. Ayrıca Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti Üyesidir.

Bilimsel çalışmalarını birçok kişinin yakından takip ettiği Prof. Dr. Tayfun Uzbay’a bu çalışmalar dışında, biraz gündem dışı sorular sorarak hayata bakışını ve günlük rutinini size aktarmaya çalıştım…

1. Hayatınızda en çok neyi yapmış olmaktan mutlusunuz?

Ortaokul, lise çağlarımızda anket defterleri olurdu. Bu defterlerde defter sahibinin sorduğu en sevdiğiniz şarkıdan, tuttuğunuz futbol takımına kadar yüze yakın soruya yanıt verirdik. Böyle çok anket defteri doldurdum ama bir tanesi çok ilginçti: Lise bittikten sonra ne olmak istediğimi soruyordu. Buna herkes doktor, mühendis, eczacı, yazar vb. yanıtlar verirdi. Benim yanıtım çok aykırı gelmiş olacak ki sınıfta bir süre eğlenceli bir şekilde konuşulmuştu. Ben ileride Profesör olmak istediğimi yazmıştım doğrudan. Bunu gerçekleştirdim. En çok akademik alanda ciddi bir emek sonucu profesör unvanını almış olmak beni mutlu etti.

2. Hâlâ yapamadığınız için üzüldüğünüz ve mutlaka yapmak isterdim dediğiniz bir şey var mı?

Tabii ki herkes için hep yapılamayan bir şeyler vardır. Size ilginç gelebilir ancak hâlâ yapamadığım bir şey var ve bunun için üzülmüyorum. Nobel ödülünü alabilecek önemli bir keşif yapıp bu ödülü almak isterdim. Henüz alamadığım için ise üzgün değilim. Çünkü hâlâ bunun peşinde olmam ve hayal etmem için bir engel yok. Yarın ne olacağını bilemeyiz. Hâlâ aktif bir şekilde üniversitede ve laboratuvarda çalışmaya devam ediyorum. Ayrıca hiç alamazsam da mazeretim var. Ben bilimsel çalışmalar için Türkiye’yi seçtim. Yurt dışında Amerika başta olmak üzere başka ülkelerde de çalışabilecek fırsatlarım oldu. Oralarda çalışsaydım eminim bilimsel üretimim şimdiki mevcudun üç-dört misli olurdu. Ancak bu bana heyecan vermiyor. Birincisi Amerika gibi, nitelikli akademisyene imkânların sınırsız olduğu ve baş tacı edildiği bir ülkede bunu başarmak bana sıradan geliyor. Önemli olan imkânsızlıklar içinde ne yapabildiğin ve buna daha çok ihtiyacı olan bir yere ne sunabildiğin. İkincisi ben bilime daha çok ihtiyacı olan zor bir coğrafyada, imkânları yüksek başka bilimcilerle rekabet etmeye çalışıyorum. Çok kişi bu yaklaşım ile dalga geçebilir ya da bunu stratejik bulmayabilir ama bana heyecan veriyor.

3. Çocukluk hayaliniz neydi; bu işi yapmasaydınız ne olmak isterdiniz?

Çocukken astronot olup aya gitmek ile beyin cerrahı olup dünyada ilk beyin nakli ameliyatını gerçekleştiren kişi olma hayalim vardı. Zamanla uçak, uzay gibi kavramlardan çok, tıbba daha çok ilgim olduğunu fark ettim ve hayallerim tamamen tıbba yöneldi. Ancak beyin sinir cerrahı olamadım. Bununla beraber ideallerimi ve hedeflerimi değişen koşullara göre sadece revize ettim, hiç değiştirmedim. Hasta beyni nakil ile değiştirmek yerine; beyin hastalıklarını kökten çözebilecek ilaç ve tedavi stratejileri geliştirmeye yönelik bir uzmanlığım ve işim var. Bana göre ikisi arasında pek fark yok. Ayrıca iyi ki hayat beni başka yollara yönelterek planlarımın bu şekilde revize olmasına vesile oldu. Zaman geçtikçe daha iyi gördüm ki benden iyi bir cerrah olmazmış. Ama iyi bir davranışsal nörobilimci ve ilaçbilimci (farmakolog) ortaya çıktığını düşünüyorum. Sonuçta çocukluk hayallerime ulaşmış gibi görünüyorum ve öyle hissediyorum.

4. Hayat felsefeniz nedir?

Çok basit. “Beklentilerini düşük, hedeflerini çok yüksek tut. Hedefe ulaşmak için yeteneklerinden çok azmine ve çalışkanlığına güvenerek çok çalış ve asla vaz geçme”. Hayat felsefem budur.

5. Yaşam amacınızı buldunuz mu?

Buldum diye düşünüyorum. Yeni bir şeyler keşfetmek, bilinmeyeni ortaya çıkarmak ve bunu insanlık yararına yapıp insanlığın takdirini kazanmak. Yaşam amacım budur. O takdiri kazanıp kazanmadığıma ise başkaları karar verecek. Ben o takdirin yolundayım alıp almamak benim elimde değil. Çok fazla dert de etmiyorum. Önemli olan yaşam amacınızın yolunda olmak.

6. Bundan sonra yapmayı öğrenmek istediğiniz ne var hayatınızda?

Bazıları belli bir yaştan sonra başka yeni şeyler öğrenmeyi dener ve bundan hoşlanır. Kimi bir müzik aleti çalmayı, kimi resim yapmayı, kimi briç oynamayı öğreniyor. Bu tarz yeni bir şeyler öğrenme fikri hiç aklıma gelmedi. Buna ihtiyaç da duymadım. Kendi saf merakımın peşinden gidiyorum. Akademik yaşam ve bilimsel çalışmalar bana her gün yeni bir şeyler öğretiyor zaten. Bununla beraber, yeni bir şey öğrenmek yerine, vaktim ve param olsa bir dünya turu yapıp bugüne kadar gitmediğim Çin, Avustralya ve Küba gibi ülkeleri görmek isterdim.

7. Son zamanlarda en çok takıldığınız şey nedir? İmkânınız olsa neyi değiştirmek isterdiniz?

Topluma rol model olması gereken kişilerin ahlaksızlığı ve akademik unvanların ayağa düşmesi beni çok rahatsız ediyor. İmkânım olsa kirli politikacıları sistemden temizleyip üniversitelerin üniversite gibi çalışacakları bir sistem kurardım.

8. En çok hangi özelliğinizi seviyorsunuz?

Kolay kolay pes etmem. Çocukluğumdan beri azimliyimdir. İşler kötü gitse de inatla devam etmemi seviyorum. İyi ki böyleyim. Yoksa çoktan emekli bir adam olup pijama ve terliklerimle TV karşısında pinekleyen, dışarı çıktığında emekli arkadaşları ile buluşup kahve muhabbeti yapan birine dönüşürdüm herhalde.

9. Hobileriniz nelerdir? Özel hayatınızda en çok neler yapmayı seversiniz?

Boş vaktim olursa alanımı ilgilendiren popüler bilimsel dergileri ve kitapları okurum. En çok ünlü bilimcilerin biyografileri ilgimi çekiyor. Madam Curie, Einstein, Viktor Emil Frankl, Eric Kandel keyifle okuduklarım arasında. Ayrıca psikolojik gerilim filmleri izlemekten, Cumhuriyet Gazetesi’nin Pazar ekindekine benzer zor çapraz bulmacaları çözmekten ve You Tube’da siyah beyaz eski Yeşilçam filmleri izlemekten de hoşlanırım.

10. Gezdiğiniz yerler arasında sizi en çok etkileyen yer neresi oldu? Anlatır mısınız?

Daha 21 yaşında bir öğrenci iken ilk uçakla seyahat deneyimini yaşadığım İsveç’in Stockholm kenti beni çok etkiledi. Stockholm’ün Sigtuna isimli küçük bir banliyösünde öğrenci kongresine katılıp bildiri sunmuştum. Müthiş bir deneyimdi. Stockholm’deki Nobel Müzesi, Nobel Ödülü’nün verildiği salon çok heyecan vericiydi. Ayrıca sosyal aktiviteler ve doğa da dört dörtlüktü.

11. Bize bir film tavsiye edecek olsanız hangi filmi izlememizi tavsiye edersiniz? Neden?

Sadece tek bir film tavsiye etmeyeceğim. Bazı filmler vardır. Sizin hayatınıza da dokunur ve onları kaç kez izlerseniz izleyin aynı ilgi ve heyecanla bir kere daha izlemek istersiniz. Bana dokunan böyle filmler var: Sadri Alışık’ın başrolünde oynadığı siyah beyaz eski bir film olan “Acı ile Karışık”, Sylvester Stallone’yi şöhret yapan “Rocky” serisinin ilk ve ikinci filmi, Russel Crowe’un oynadığı “Gladyatör” ve “Sinderalla Man”, “Ekim Düşü (October Sky)”, Clint Eastwood’un oynadığı “Pale Rider”, Charlton Heston’un oynadığı ilk çekilen 1959 yapımı “Ben-Hur” ve Mel Gibson’un oynadığı “Brave Heart” ilk aklıma gelenler.

12. Bize bir kitap tavsiye edecek olsanız hangi kitabı okumamızı tavsiye edersiniz? Neden?

Kitap okuma amacınıza göre değişir. Hayata dair bir şeyler öğrenmek istiyorsanız hayatta başarmış önemli insanların biyografilerini okuyun. Eğer bir roman okumak istiyorsanız aklıma ilk gelen Nobel ödüllü Alman yazar Thomas Mann’ın “Büyülü Dağ” isimli romanı. İnsanların hastalık karşısında çaresizliklerini ve buna rağmen umut etmeyi nasıl sürdürdüklerini anlatan dramatik ama sizi düşündüren ve empatiye zorlayan bir roman. Ayrıca başucu kitabımı da önerebilirim Viktor Emil Frankl’ın yazdığı “İnsanın Anlam Arayışı”. Bu kitabı herkes okumalı diyeyim. Neden sorunuzun yanıtını, okuyan herkes son sayfaya geldiğinde alacaktır.

13. Bir şarkınız var mı çok sevdiğiniz, benim şarkım dediğiniz? Neden?

Benim klasikten arabeske keyifle dinlediğim çok şarkım var. Ama “benim” diyebileceğim tek bir şarkı yok. Ahmet Kaya’dan “Kum Gibi”, Erol Büyükburç’tan “Dudaklarımda Şarkısın”, Orhan Gencebay’dan “Hatasız Kul Olmaz”, Zerrin Özer’den “O Yaz”, Nilüfer’den “Kim Arar” ve “Dünya Dönüyor” ilk aklıma gelenler. Ayrıca Zeki Müren ve Müzeyyen Senar’ı şarkı seçmeksizin dinlerim. Sabahattin Ali’nin “Aldırma Gönül”, “Melankoli” gibi şarkıya dönüşmüş tüm şiirlerini çok severim. Yabancılardan ABBA özellikle de “Chiquitita” şarkısı favorim. Bu şarkı tüm diğerlerinin içinde en fazla benim diyebileceğim şarkı. Bir şey yazıp çizerken sık sık bıkmadan dinlerim.

14. Bize enteresan bir anınızı anlatır mısınız?

Laboratuvarda çalışırken pek yolumun düşmediği, son iki-üç yıldır hiç gitmediğim İzmir şehrindeki bir casusluk ve kadın ticareti yapan şebeke ile ilişkilendirilip gözaltına alınmam, ardından şaka bu ya derken kendimi İzmir’de mahkeme karşısında bulup, tutuklanıp cezaevine konmam, galiba rüya görüyorum derken 9 ay hapis yatmam. Bu arada laboratuvarımın kapatılması, yürütmekte olduğum TÜBİTAK projesinin yarım kalması. İlk aklıma gelen anı bu oldu.

15. Nöropsikofarmakoloji Rasyonel İlaç Kullanımı, Psikofarmakolojinin Temelleri, Nöropsikofarmakoloji Akılcı Nöropsikiyatrik İlaç Kullanımı gibi kaynak kitaplar dışında Madde Bağımlılığı, Hazdan Bağımlılığa, Görünmeyen Beyin, Cehalet Bilimi gibi kitaplarınız var. Kitaplarınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Yakında çıkacak olan kitabınızdan da bahseder misiniz?

Kitaplarım ikiye ayrılır. Görünmeyen Beyin, Hazdan Bağımlılığa ve Cehalet Bilimi popüler bilim kitapları. Beyni, bağımlılığı ve cehalet üzerinden toplumun nasıl manipüle edildiğini geniş kitlelere anlatmaya çalıştım. Diğerleri referans bilim kitapları. Yakında İnsanlar ve Yanılgılar çıkacak. Diğer üç kitabın aksine bunu yazarken biraz zorlandım. Nedeni beynin işleyiş mekanizmalarının yanı sıra evrimsel psikoloji, antropoloji, sosyoloji gibi asıl uzmanlık alanımın dışında kalan bilim disiplinlerinden de bilgiye fazlasıyla ihtiyacım oldu. Onları okuyup anlayıp doğru biçimde yorumlamak kolay olmadı. Kitabın sonundayım. Umarım iyi bir iş çıkarmışımdır. Ben kitaplarımın çok fazla satmasındansa doğru yorum ve bilgilerle “ilgili” okuyucuya ulaşmasını daha çok önemsiyorum. İnsanlar ve Yanılgılar’ın nasıl karşılandığını çıkınca göreceğiz.

16. İnsanlara iletmek istediğiniz mesajınız nedir?

İnsan olmak çok zor değil. Empati, etik değerlere saygı ve güçsüzü koruma herkesin yapabileceği şeyler ve yaşam koşulları giderek zorlaşan dünyada, duyarlı insanlara olan ihtiyacımız artıyor. Doğayı ve doğada yaşayan kendi dışındaki sakinleri de önemseyen insanlara ihtiyaç var. Farkındalık ne düzeyde bilmem ama yaşadığımız dünya giderek cehenneme dönüşüyor. Güzelim Marmara Denizi bile ölmek üzere. Öte yandan, artan nüfus ve giderek sertleşen rekabetçi ortamda günümüz insanının rutin hayatı hiç kolay değil. Birçok olumlu – olumsuz sürprize açık olmak lazım. Umut çok önemlidir. İnsanlar her türlü olumsuz şartta umutlarını koruyabilirlerse ve azimle hedeflerinin peşinde yürürlerse her şeyin güzel olma ihtimali artar.

Prof. Dr. Tayfun Uzbay’a çok teşekkür ederiz. Röportajımızın altında izlenmesini tavsiye ettiğim video içeriklerini ve sosyal medya sayfalarını bulacaksınız. Sevgi ve saygılarımla,

Seyhan KARAMAN
seyhan.karaman@biakademi.com.tr

www.tayfunuzbay.com
Prof. Dr. Tayfun Uzbay Öz Geçmiş: https://tayfunuzbay.com/hakkimda
TEDX Konuşması: https://tayfunuzbay.com/medya
TEDX Konuşması:https://www.youtube.com/watch?v=K-tO6pe6haw
Habertürk TV – Teke Tek Bilim – Fatih Altaylı ile https://www.youtube.com/watch?v=b8mhKHfO9o0
22. Ulusal Sosyal Psikiyatri Kongresi https://www.youtube.com/watch?v=am1w3e9ncxQ

https://www.biakademi.com.tr/
Seyhan Karaman Öz Geçmiş https://www.biakademi.com.tr/seyhan-karaman/

Instagram: @tayfunuzbay @seyhankaraman23
Facebook, twitter, instagram, linkedin, youtube: @biakademicomtr

 


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.