DOLAR 13,4726
EURO 15,2894
ALTIN 792,247
BIST 2011,16
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 3°C
Kar Yağışlı

Göçebe Hayatına Veda – Bir Dönüşümün Anatomisi

İlayda Pasiner
İlayda Pasiner 2020 yılından itibaren kendi yolunu profesyonel koç, mentor, iş İngilizcesi-kendini ifade eğitmeni ve astrolog olarak çizmiş, danışan ve müşterilerine zengin bir yelpazede hizmet vermektedir. Kariyerinin en önemli aşamalarını önce Siemens Türkiye’de sırasıyla: * Üst Yönetim Danışmanlığı (2001 – 2006), * Endüstri Sektörü Stratejik Planlama ve Pazarlama Yöneticiliği (2006 – 2010), Endüstri Sektörü İş Mükemmelliği Yöneticliği (2010 – 2011 Ağustos) fonksiyonlarında gerçekleştirdi. İki yöneticiliğinde de takımı sıfırdan kurarak mevcut faaliyetleri büyüttü, farklılaştırdı ve şirketin kurumsal mutfağında çok zengin proje ve görevlerin gerçekleştirilmesine imza attı. Kariyerinde bir sonraki aşamayı 2011 yılının Ağustos’unda Siemens Avusturya’da Orta Doğu Avrupa Bölgesi İş Geliştirme Yöneticiliğini üstlenerek gerçekleştirdi. Viyana’ya tayin oldu. 2 sene boyunca 9 ülkenin Motor ve Sürücü Teknolojileri iş alanında müşteri ilişkileri yönetimi sürecini, anahtar müşteri planlama ve hedef müşteri programlarını yöneterek, tüm sorumlu olduğu ülkelerde CRM (müşteri ilişkileri yönetimi) sisteminin devreye alınmasını sağladı. Önceki görevlerinde şirketin ilk web tabanlı stratejik planlama sisteminin hayata geçmesi, 10 Avrupa ülkesinde kullanıma açılması ve Tübitak Ar-Ge desteği alınması kapsamındaki çalışmalarının yanı sıra, şirket içi eğitmenlik, pazar araştırmaları, yaratıcı ve yenilikçi fikir üretim süreçlerinin yönetimi dahil çok çeşitli görevler üstlendi, şirket kurul ve konseyleri için projeler gerçekleştirdi. 2006 yılında başladığı ilk yöneticilik döneminde CRM sistemlerinin iyileştirilmesi, tasarımı ve devreye alınması, pazarlama iletişimi aktiviteleri, e-pazaryeri sisteminin genişletilerek satış süreçleri otomasyonu projesine dönüştürülmesi, sektörün stratejik planlama ve stratejik pazar projelerinin gerçekleştirilmesi gibi pek çok kurumsal faaliyete öncülük etti. 2010 yılında satış süreçlerine hakimiyeti ve kalite odaklı çalışma yetisi nedeniyle iş mükemmelliği görevini üstlendi. Kaliteyi üretimden satışa taşıyacak ekip yapısını kurdu, süreç yönetimine kalite anlayışını getirerek sürekli iyileştirme projelerini devreye aldı. 2014 yılında Siemens’ten ayrıldı ve farklı bir iş alanına geçme arzusu doğrultusunda 2015 yılında Sony Avrupa’ya bağlı Global Business Services (Global İş Hizmetleri) bünyesinde çalışmaya başladı. Öncelikle: * Asya Orta Doğu Afrika Bölgesi’nde Sony’nin en kapsamlı HR (IK) süreç optimizasyonu ve sistem dönüşüm (Global HaRmony) projesinde değişim ve yeni faaliyet alanına geçiş konusunda proje yöneticiliği yaptı. 13 Sony şirketinde yeni sistemin ve yeni süreçlerin devreye alınmasını sağladı. İkinci olarak: * Bölümün İş Mükemmelliği kıdemli danışmanı olarak iş hayatına devam eden İlayda, mevcut şirketinde entegre kalite yönetim sistemini kurdu, iş sürekliliği planlaması, bilgi güvenliği yönetim sistemi ve sürekli iyileştirme sürecini ve projelerini devreye aldı. Robotik süreç otomasyonu (RPA) programını da kurup, çalışanların robot gibi iş yapmak durumunda olduğu görevlerin otomasyona geçirilmesine aracı oldu. İlk projelerin devreye alınmasını sağlayarak bulunduğu ekibi bir sonraki iş yapma standardına taşıdı. İlayda: * EFQM (Avrupa Kalite Yönetimi Kurumu) öz değerlendirme metotları * Yalın Altı Sigma Yeşil Kuşak araçları * ISO (Uluslararası Standartlar Teşkilatı) Yönetim Standartları * Stratejik planlama ve müşteri ilişkileri yönetimi süreç ve sistemleri konusunda eğitimler almış ve uzmanlaşmıştır. * Siemens’in Avrupa çapındaki Liderlik Akademisi’nin ilk mezunlarındandır. * Prince Proje Yönetimi sertifikasyonuna sahiptir. * MIT Üniversitesi Sloan Enstitüsü’nün Dijital İş Stratejisi sertifikasyonuna sahiptir. Kurumsal hayatta birçok atölye çalışması ve eğitime imza atmıştır. İş hayatına önce aile şirketi olan Pasiner Endüstriyel Tesisler A.Ş.’de finans ve muhasebe asistanlığı görevini üstlenerek başlamış sonrasında kısa bir süre Global Menkul Değerler’de Teknoloji Entegrasyonu Bölümü’ne iş analisti olarak çalışmıştır. Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde pazarlama ağırlıklı lisans derecesini aldıktan sonra (1995) aynı üniversitede MBA Finans Programı’nı tamamlamıştır (1997-99). İki sürecin arasında Hamburg’da 5 ay staj yaparak ilk yurt dışı çalışma deneyimini edinmiştir. Genç yaşlardan beri tenis oynamış, kayak yapmış, dansı bir ikinci kariyer olarak benimsemiş, sahne almış, renkler ve resim sanatı kendisine ilham kaynağı olmuştur. Pozitif, insan odaklı, iletişimi kuvvetli, kültürel etkileşimle motive olan yapısı ona tüm hayatı boyunca zengin bir meslek ve arkadaş çevresi kazandırmıştır. Doğma, büyüme Ankaralı iş hayatı dolayısıyla İstanbullu olanlardandır. Bugün kendi seçimi olan özgün mesleklerini mutlulukla icra etmekte dönüşüm yolculuğuna hayatın her gününü bir hediye paketini açarcasına değerlendirerek devam etmektedir.

Şampiyonumuz iş hayatının yurt dışı etabında kıyasıya mücadele veriyor, bir yandan da oturma izninin çıkmasını dört gözle bekliyordu. Ne de olsa seyahat beyannamesi usulü git-gellerle yeni bir iş sürdürmek son derece zahmetliydi. Sanki bilmiş gibi en uzun ve son kalacağı oteli şehrin en prestijli iş ve konferans otellerinden biri olan Intercontinental olarak seçmiş ve otele yerleşmişti.

Şampiyonumuz kendisini bir yere ait hissedemiyordu. Yurduna döndüğünde evini ne kadar özlediğini ve yaşadığı zorlukları sindirmeye çalışmanın üzerindeki baskısını hissediyor, tekrar Viyana’ya geldiğinde henüz yerleşemediği için göçebe hayatına başlıyordu. Arkadaş çevresi yeni oluşmaya başlamıştı, otelde çalışanlar ister istemez en yakın dert ortakları gibiydi, ne de olsa en sık onları görüyordu. Nasıl bir yaşam şekliydi bu…Zorlu, belirsiz ve bir o kadar da kendini kendine gösteren, zorluklar karşısında mücadele etme gücü veren…

Intercontinental girişindeki devasa tablo Şampiyonumuzu tüm heybetiyle karşılamış, barın üzerindeki yekpare avize ise sanki dünyayı aydınlatıyordu. Şampiyonumuz otelde oldukça uzun kalacağı için ona güzel mi güzel bir oda tahsis edilmişti. Oda yine şehir parkına (Stadtpark) bakıyor, geniş ve ferah bir konaklama deneyimi sunuyordu.

Çalışanlar son derece samimi ve ilgiliydiler. Artık yavaş yavaş oturma izninin de çıkacağının sinyalleri gelmeye başlamıştı. Ne de olsa seyahat beyannamesi usulü git-gellerle yeni bir iş sürdürmek son derece zahmetliydi.

Şampiyonumuz kendisini bir yere ait hissedemiyordu. Yurduna döndüğünde evini ne kadar özlediğini ve yaşadığı zorlukları sindirmeye çalışmanın üzerindeki baskısını hissediyor, tekrar Viyana’ya geldiğinde göçebe hayatına başlıyordu.

Otelde çalışanlar ister istemez en yakın dert ortakları gibiydiler çünkü en sık onları görüyordu. Otele birini çağırmak, ağırlamak ve ev gibi hissetmek mümkün değildi. Şampiyonumuz dış odaklı yaşamayı Allah’tan seviyordu. Intercontinental kahvaltı büfesini idare eden Murat Usta sağ olsun Şampiyonumuza her sabah yuva hasretini giderecek Türk usulü kahvaltılar hazırlıyordu. Yurtdışında Şampiyonumuz gibi üst düzey yönetici olarak çalışan, modern ve ileri görüşlü Türklerin çalışıyor olması burada yaşayan Murat Usta gibi gurbetçilere gurur veriyordu. Kafe bölümünde de Janos adlı Macar asıllı çok tatlı bir garson vardı. O da her daim Şampiyonunun hatırını sorar ve onu sevdiği Anna Torte’den ayırır (çikolata ve nuganın ayrılmaz birlikteliği ile damak şölenine dönen bir pasta çeşidi) hafta sonları keyfini katlamasına yardımcı oluyordu. Bu iki kişi dışında resepsiyonistler, misafirlere bilgi veren görevli, spor salonu ve restoran hizmetlileri artık tanıdıkları haline gelmişti. Üç hafta burada konaklamış dördüncü haftasına girmekteyken nihayet oturma izninin çıktığı bilgisi gelmiş, delegasyon merkezine haber vererek hemen ev arayışına girişmişti.

Şampiyonumuz ilk ev tutma denemesinde çok zor durumda kalmıştı. Avusturya’da ev tutarken önce bir “kira sözleşmesine yönelik niyet mektubu” imza ediliyordu. Bu mektupta kiracı adayının kiralayacağı mülkün hangi tarihe kadar kendisine ayrılacağı yazıyor ve bu tarihe kadar tutulmazsa mülk tekrar piyasaya çıkartılıyordu. İlk gittiği Ağustos ayında ev bakma turlarına çıkan Şampiyonumuz aslında dışı tertemiz restore edilmiş, içi sıfırlanmış, 1 + 1 son derece ferah, modern ve merkezi bir daire bulmuştu. Ağustos ayında izinlerinin tam olarak çıkacağına emin olduğu için de niyet mektubunu dairenin Ağustos sonuna kadar kendisine ayrılması düşüncesiyle imzaladı. Ancak kendisine yurt dışında yaşama ve çalışma ile ilgili destek veren şirketin delegasyon merkezi bu niyet mektubunun son derece bağlayıcı olduğunu yeterince vurgulamamıştı ya da Şampiyonumuz bu mektubun altındaki mini mini detayı irdeleyecek durumda değildi. İlerleyen aylarda seyahat usulü git-gelli bir çalışma temposu içinde olacağını da ne yazık ki öngörememişti. Avusturya’da yabancılar için oturma ve çalışma izni ile ilgiliyönetmeliklerin bu derece değişeceği, aslında kendisine avantaj olarak görünen çerçevenin bürokratik bir bekleme sürecine dönüşeceğini de nereden bilebilirdi? Yurt dışındaki şirket yetkilileri bile bu uzun değerlendirme süreci karşısında şaşkındı. Tek kendisi değil aynı dönem delegasyonla gelen tüm yabancı çalışanlar aynı durumdaydı. Nisan’da şirket olarak yabancı çalışanları için yaptıkları başvuru aylarca değerlendirmede kaldı. Daha izinleri çıkmadığı için neredeyse askerlik hizmetine çağrılma durumunda kalan bir genç meslektaşı bile beklemedeydi. Şampiyonumuz Ağustos sonunda rahat rahat izinlerin çıkacağını düşünerek ev tutma niyet mektubunu imzalamış ancak izinleri çıkmayınca evi tutamayacağı da kesinlik kazanmıştı. Emlakçıyı arayarak durumu bildirmek istedi. Emlakçı hiç beklenmedik o tatsız haberi verdi: “Bayan Şampiyon, niyet mektubunda görmüş olduğunuzu tahmin ettiğim üzere, alttaki yazıda açıkça ifade ediliyor ki; niyet mektubunun süresi dolmadan önce daireyi tutmaktan vazgeçtiğinizde emlakçı komisyonu ve dairenin boş kalma süresi boyunca masrafları tarafınızdan ödenmek durumunda oluyor” Şampiyonumuzun başından aşağı kaynar sular dökülüyordu. Daha tutmadığı dairenin veya tutamayacak olduğu dairenin masraflarını karşılayacaktı. Üstelik dairenin ne kadar zamanla boş kalacağı ve dolayısıyla Şampiyonumuza yansıyacak masrafların boyutu da henüz belli değildi. Daha henüz gel-git yaparak çalıştığı için bu masrafı nasıl ödeyeceğini de bilemiyordu. Avusturya’daki hakları henüz devreye alınamamıştı. Mevcut maaşı ile bu masrafları karşılaması gerçekten zordu. Yerel şirketi ile görüşerek bu masrafı onların üzerinden karşılayabileceğini öğrenmek de için stres altında bir sürü görüşme yapmak durumunda kalmıştı. Allah’tan yerel şirketindeki delegasyon merkezi yardımcı olmuş ve izinleri çıkana kadar bu masrafı karşılayabileceğini teyit etmişti. Rahat nefes almış olan Şampiyonumuz bu sefer de yurtdışındaki delegasyon merkezinden kendisine yeni bir ev bulmasını rica etti. Bir yandan da Intercontinental’deki son haftasına giriyor ancak kalışını birkaç gün daha uzatmak istiyordu. Maalesef ne şirketteki asistanları “melek Kathy”, ne de kendisi birkaç gün daha kalışını uzatabilecek imkanı bulabildi. Ne yapsın? Sabah 5:30’da kalkıp tüm bavullarını toplayarak başka bir otelde yer ayırttı. 7:00’da kahvaltıya indi. Murat Usta içinde buruk bir sevinçle Şampiyonamıza son gün kahvaltısını hazırladı. “Neye ihtiyacınız olursa bir telefonunuz yeter” diyerek dostluğunu ve desteğini en güzel şekliyle ifade etti. Şampiyonumuzun gözleri doldu, burası bir nevî evi gibi olmuştu. En uzun bu otelde konaklamıştı. Lüks ancak yine de bu seferi hali bir yaşam biçimi haline gelmişti. Seyahat ederken büyük bavulunu kaldığı otelde bırakıyor, mini çek çeki ile seyahatlere çıkıyor, döndüğünde aynı otelde iyi bir şirket konaklama opsiyonu bulursa tekrar giriş yapıyor, bulamazsa büyük bavulunu bıraktığı otelden alarak uygun konaklama fiyatı bulduğu bir başka otele giriş yapıyordu. Tam son konaklayacağı otele geçmek üzere hazırlanmış ve resepsiyonda çıkış işlemlerini gerçekleştiriyordu ki yanına tiril tiril takım elbiseli, beyaz gömleğine iliştirilmiş parlayan madeni isimliğine eşlik eden gülümsemesi ile bir kadın yaklaştı ve dedi ki “Bayan Şampiyon bizimle neredeyse bir aydır berabersiniz, kalışınızdan memnun olduğunuzu umuyorum, benimle otelimiz ve buradaki geçirdiğiniz süre ile ilgili kısa bir görüşme yapmak ister misiniz? Ben otelin haklı ilişkiler sorumlusuyum ve fikrinizi almayı çok isterim” Şampiyonumuz başladı ayaküstü konuşmaya: “Otel personeliniz son derece ilgili, samimi ve ellerinden gelenin en iyisini yapma motivasyona sahip. Resepsiyondaki Martha, kafedeki Janos, restorandaki Felipe, misafir ilişkilerindeki Anthony, oda hizmetindekiler, spor salonundaki Martin ve kahvaltı servisindeki sevgili Murat Usta bana kendimi evimde hissettirdiler. En uzun ve en rahat bu otelde kaldım. Buna mukabil üç gün süre uzatımı isteğimi kabul etmeyerek beni yeni bir otele çıkmaya mecbur bırakmanız tüm bu intibalarıma biraz gölge düşürdü” Birkaç dakika izin isteyen halkla ilişkiler sorumlusu kadın koşarak içeri gitti. Geri geldiğinde beklediğim için teşekkür etti ve ekledi “Siz özel konuğumuzsunuz, büyük bir Fransız grup gelmişti, otelimizi tamamen kapatmışlardı. Bu sabah öğrendim ki birkaç iptal gerçekleşmiş. Size mevcut odanızı aynı koşullarda süre uzatımı yaparak verebiliyorum. Dilerseniz bavullarınızı da biz yerleştirelim” Şampiyonumuzun yüzü aydınlandı: “Çok teşekkür ederim ilgi ve alakanıza, bu teklifinizi geri çevirmeyeceğim. Bununla beraber bu sabah tüm bavullarımı tekrar toplamak durumunda kaldığım için bana bunu telafi edecek bir sürpriz yaparsınız diye düşünüyorum” Dedi ve birbirlerini samimiyetle selamladıktan sonra Şampiyonumuz bavullarını bırakarak şirkete gitmek üzere yola çıktı. Akşam tekrardan otele geldiğinde oda kartı kendisine teslim edildi. Mevcut odasına girdiğinde bir de ne görsün? Arkasından delegasyon merkezinden bir telefon aldı, çıkabileceği son derece uygun koşullarda bir dairenin kendisine tahsis edilebileceğinin müjdesini aldı. Başka ne mi olmuştu? Otelde neyle mi karşılaşmıştı? Yeni ev sahipleri kimlerdi? Merak uyandırdıysam bir sonraki yazıma misafir olun.


YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.