Uzm.Dr. Seda Ülgen

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İlişkideki 7 ölümcül günah!

Farkında mısınız hiçbir masalda veya filmde iki sevgili kavuşunca hikaye devam etmez,” mutlu son” kavuşma anında biter.

 

Mutlu sonlar ilişkilerde olmadığı için mi yoksa oradaki kaos, kıyameti görüp kaçmayalım diye mi Hollywood yapımcıları bunu seçiyor bilmiyoruz, ama ruh sağlığı üzerine çalışan tüm uzmanlar, iki farklı insanın ilişkisinin nasıl yürüyebileceğini deşifre etmek için kendilerini adamış durumdalar. Her geçen gün konu daha derinleşiyor. O yüzden aslına bakarsanız ilişkilerdeki ölümcül günahları saymakla bitmez. Ama biz ilk 7’ sinden başlayalım.


En gözden kaçan nokta aşık olmanın ve birinden hoşlanmanın daha kolay bir süreç olduğudur. Oysa birçok kişiye sorsanız “ben kolay kolay birilerinden hoşlanamıyorum, zor beğeniyorum” diyeceklerdir. En zor diye tanımlarken aslında en kolay kısımdan kendilerini mahrum bıraktıklarını farkında bile değiller. Birine aşık olma, hoşlanma, arzulama aslında tek kişilik süreçlerdir. İçimizdeki duyguları doya doya yaşadığımız, boşlukları ya hayallerimizle ya korkularımızla doldurduğumuz en sürükleyici, en heyecan verici bölümlerdir. Asıl sonra hikaye başlıyor, karşıdaki kişide sizden hoşlanıyor ve size aşıksa işte asıl o zaman yandınız. İşte yeni bir bilim dalını öğrenene kadar anneanne metotlarından, Harvard makalelerine kadar hatmetmediğiniz yöntem kalmaz. Ama bu bir başka canlıyı ilk defa gerçekten görebilme ve anlamanın süreçleridir. Yetişkin olmanın gerçek başlangıcıdır. O yüzden zordur. Doğduğumuz andan itibaren bebek olmanın lüksü ile annemiz ve sonra etraftaki tüm canlılar bizimle ilgilenir, bizi anlamaya çalışır. Ta ki o büyü biz büyüyünce bozulana kadar. Aşık olunca da bir demo verirler, önce kendinizden vazgeçersiniz tümüyle karşı tarafı deşifre etmeye ve var etmeye gider, elinizdeki tüm kaynakları bu tanımlama süreci için harcarsınız. Kaşını şöyle kaldırıyorsa şunu demek istedi, ayakkabısı o gün kahverengiyse rüyasında bunu gördü gibi tam uzmanlaştığınızı düşündüğünüzde perde açılır. Ve bize hiç gösterilmeyen asıl film başlar.


Ying yangcı 10 bin yıllık doğunun bile baştan dediği gibi biri ak biri kara, birbirinden tümüyle iki farklı canlının aynı yöne doğru, dengede sevgi, merhamet, fedakarlık gibi kaynakları yolun sonuna kadar tüketmeden gidebilmesinin filmidir bu. Çoğu çift oyunun başında sevgi gibi bonusları harcar, bazıları fazla elinde tutar, hiç kullanmadığı için yarı yolda elenir. Sonuçta her seferinde daha ileriye gitmeyi öğreniriz. Çünkü öykü aslında kendimizi yok etmeden başka bir canlıya yer açma ve birlikte olabilmenin öyküsüdür. Ve aslında varoluşun en zor ve en kutsal kısımlarından biridir ki bizi bir sonraki sürece hazırlar. O da kendimizden önce birini düşündüğümüz anne ve baba olma deneyimine. Ancak çoğumuz ikisini bir arada dengeden tutma kısmı zor geldiği için direkt ebeveynlik kısmına atlar. Oyunu tek kişilik oynamak daha kolaydır çünkü

Bence asıl zevkli kısımdan yine mahrum kalıyorlardır. Çünkü ilişkideki iki kişinin uyumu başarması yaşamı huzurlu hale getirir, birbirinde mutluluğu yeşertebilmeleri yaşamda mutluluğu getirir, birbirlerinin varoluşuna izin vermeleri üretkenliği ve zenginliği getirir. Oyun zordur, ama ödülleri büyüktür.


Hep söylerim dışarıdaki hayat zor, ve biz zorlandıkça suda boğulurken bizi kurtarmaya gelen kişiye can havliyle yapışıp boğduğumuz gibi kendi içimizdeki veya ilişkiye dair olumsuzluklardan karşı tarafı boğmaya geçebiliriz. Ve aslında içinden çıkmak için debelendiğimiz ve debelendikçe battığımız bir kısır döngü oluşur. Asla o sorunlar bitmeyecek, birbirimizi yeniden göremeyecek ve yeniden sevemeyecekmişiz gibi gelir. Her gün yeni bir güne başlayıp eski günü yaşayarak bitiririz. Ne kadardır berabersek her yeni günde o ana kadar dönüştüremediğimiz her şey sabahın ilk saatinden itibaren önümüze dökülerek çözülmeyi bekler. Ve ertesi güne bir öncekileri de ekleyerek devam eder.


Bazen gerçekten yapılacak çok bir şey yoktur. Çünkü aslında kendimizi henüz tanımadığımız için kendimize hiç uyumlu olmayan birliktelikler kurmuşuzdur. Ya da o yaş için uygun olan biz gelişip dönüştüğümüzde başka yaşamlarda kalan birliktelikler… Ama iki kişinin uyumu varsa ve birbirlerine sevgileri varsa işte o zaman ölümcül günahların aramıza girip elbiselerimizi kemiren güveler gibi ilişkimizi kemirmelerine izin vermemeliyiz.


Hepinizin bildiği gibi beyin en çok enerji yiyen organlardan biridir. O yüzden en az enerji ile olanı seçme eğilimi vardır. Ve her zaman yaptığı stratejileri yapmak, kendini korumak, olumsuzluktan kurtulmak gibi bir çok basit çözümü hızla seçer. Ama ilişkide olmak, bizim için kendimizin yeni yönlerini keşfetmek, dönüşmek, olgunlaşmak için önümüze gelen fırsatlardır. Biz ilişki içinde olumsuzluk olduğunda gelişmeyi seçmeyip eski usullerle çözmeye kalktığımızda tıkanırız.
Hayallerimizi birlikte inşa etmek, geleceği maddi manevi zenginleşerek (bir kadın ve erkeğin birbirinden olan farklılığı bir aradayken doğru kullanıldığında hayata karşı büyük bir anahtardır) hayat içinde daha yüksek doyuma geçmek üzere kurduğumuz birlikteliğimiz ta ki sınavını vermek için karşılaştığı ölümcül günahlardan kurtulabilecek midir?


İlişkideki 7 ölümcül günahın inceleneceği yazı dizimiz devam edecektir….
Sevgilerimle
Dr. Seda Ülgen

Benzer Yazılar

  • Birçok ruhsal hastalık çocuklukta başlıyor

    Birçok ruhsal hastalık çocuklukta başlıyor

    Depresyonun sadece yetişkinlerde değil, çocukluk ve ergenlik döneminde de görülebildiğini belirten uzmanlar, erken müdahalenin önemine dikkat çekiyor.
  • Şükür ve takdir için 7 neden

    Şükür ve takdir için 7 neden

    Google’ın yöneticilerinden Chade-Mang Tan’ın “Kendini İçinde Ara” kitabında Stresle Başa Çıkabilmek İçin Genel Prensipler bölümünde stres yaratan duygularla ilgili dört ana prensip yazmış. En başında da “Ne Zaman Acı Çekmediğini…
  • Gülümseyen depresyon

    Gülümseyen depresyon

    Sizce bu çağın en kronik hastalığı nedir? Bana sorarsanız “mutsuzluk” derim. Oysa sosyal medya hesaplarıma baktığımda pek çok insanın çok ama çok mutlu olduğunu görüyorum.
  • Sağlıklı iftar nasıl olmalı?

    Sağlıklı iftar nasıl olmalı?

    Yaz dönemine gelen Ramazan’da oruç tutabilmek kış aylarına göre biraz daha zordur. Çünkü en önemli sorun vücudun sıvı ihtiyacını karşılayabilmektir. Peki sağlıklı iftar  nasıl olmalı? İşte uzmanlardan sağlıklı iftarla ilgili…
  • Düşünüyorum… Ama var mıyım?

    Düşünüyorum… Ama var mıyım?

    Son zamanlarda düşünce hakkında daha çok düşünür oldum… Hisleriniz, düşüncelerinizden önce harekete geçiyor, biliyor muydunuz? Yani hisleriniz, düşüncelerinizden önce ne düşüneceğinizin farkında olabiliyor. İlginç değil mi? İnsanın aklına şu soru geliyor bu durumda:…

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

 

Pablo Escobar

Kategorilerden Seçmeler