Yıldız Karacasoy

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Hayatımızı şekillendiren gizli güç: Bilinçaltı! Seri 1

Günlerdir kendime enerji çalışmaları, bilinçaltı teknikleri, regresyon çalışmaları… yapıyorum. Çünkü yaşadığım bir sorunun altına, görünmez nedenlerine, köküne gitmem gerekiyor; çözüm için, değişim, dönüşüm için.

Hayat bana her seferinde tüm yaşattıklarıyla, hissettirdikleriyle, kaybettirdikleriyle, ben çözene kadar tekrarlattıklarıyla konuşuyor benimle aslında. Ve benim de karşıma hep aynı çözüm yolu çıkıyor. Bilinçaltını keşfet, hayatın değişsin!

Maalesef ki sorunlarımızın, tıkanan işimizin, ilişkimizin, finansal durumumuzun, duygularımızın ve sanıldığı gibi zihnimizin değil de duygularımızın oluşturduğu bakış açımızın, düşünce kalıplarımızın altından yine bilinçaltı olumsuz algılarımız, inanç kalıplarımız ve kararlarımız çıkıyor.

Amacı aslında sadece bizi güvende tutmak olan bilinçaltımız bizim anne karnına düştüğümüz andan itibaren tüm yaşadıklarımızı, hissettiklerimizi, hatta annemizin tüm duygularını, yaşadıklarını, korkularını kaydedip; bunlardan bir anlam çıkarıp, hayatımızı şekillendirmeye başlar.

Dolayısıyla hamile annenin bence beslenmesinden daha önemli olan şey hamilelikte yaşadıklarıdır. Onun eşiyle nasıl bir iletişimde ve duyguda olduğu, aralarında nasıl bir cinsel ilişki olduğu, hamileliğin mutlu, sağlıklı ve huzurlu mu yoksa tam ters şekilde mi geçtiği, hatta istenen bir bebek olup olmadığı bebek için muazzam bir önem taşır. Buna annenin hayatla, kendisiyle, kendi ebeveynleriyle, parayla, karşı ve hem cinsleriyle, işle, başarıyla, kendi korkularıyla… aklınıza gelebilecek her türlü kavramla olan ilişkisinden, duygusundan, algısından ve bunların sonucu oluşturduğu kararlardan bebek de etkilenir; hem de daha anne karnındayken. Ne kadar ilginç değil mi?

Bu ne demek? Bebek daha dünyaya gelmeden, kendi deneyimlerini yaşamadan ve kendi algılarını oluşturmadan annesininkilerle hayata başlar demek. Anne stresliyse ve olumsuz duygu ve düşünce kalıpları varsa kortizol hormonu salgılar. Bu da stres ve tehlike anında salgılanan bir hormondur. Dolayısıyla bebek de kendini huzursuz hisseder ve daha dünyaya, hayata gelmeden olumsuz duygu ve düşünce kalıpları oluşturur. Örneğin, “Dünya tehlikeli bir yer.” Ya da “Hayat zor ve stresli”. Annenin duygu ve yaşadıklarına göre de bu kalıplar çoğalır ve değişkenlik gösterir. Eşiyle geçinemeyen, mutsuz bir kadının bebeği “Erkekler mutsuz eder.”, ”Erkekler güvenilmezdir”, para yüzünden kavga eden bir çiftin bebeği “ Para mutsuzluk, kavga getirir.”, aldatılan annenin bebeği “Erkekler aldatır.” gibi duygu ve düşünce kalıplarını anneden miras alarak kendi duygusu, yaşam deneyi, inandığı doğru olgu zannederek kendi hayatına yansıtacaktır. Ve hayatında da bu kalıplara uygun olaylar, kişiler, durumlar yaşayacaktır. Hatta belki de anneyle ortak bir kader yaşayacaktır. Yani kendi hayatına, hayatındakilere annesinin gözüyle, duygularıyla, annesinin enerjisiyle bakacaktır. Çünkü bilinçaltına o koşullar ve duygular kodlanmıştır. Bilinçaltının gücü bilincin gücünden daha büyük ve güçlüdür. Bilinç ve bilinçaltı yarıştığında, karşılaştırıldığında kazanan daima bilinçaltıdır.

İşte ben de bu yüzden kendime ve danışanlarıma çalışırken olumsuz bilinçaltı kalıpları, algıları bulmaya çalışırım. Bunları bulunca ne yapmalı bilmek ister misiniz? Yazımın ikinci serisini bekleyin lütfen. ?


Benzer Yazılar

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Kategorilerden Seçmeler

FACEBOOK

TWITTER

LINKEDIN