İçsel Dönüşüm Terapisti / Gonca Kubat

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Eziklik hissi ve onaylanma ihtiyacı!

Onaylanma ihtiyacı insanın doğasında vardır. İnsanlar yaptıklarıyla, söyledikleriyle, başarılarıyla onaylanmak ister. Ancak bu aşırı derecelere vardığında kişiyi mutsuz edebiliyor.

Onay ve takdir görmek için istemediği halde evet diyen, başkalarına göre yaşayan, statü için evlenmek isteyen, aşırı lüks tüketimde bulunan, sevgilisi ilgilenmiyor diye hayata küsen, sürekli tavizler verip sonra üzülen çok kişi var.

Eşim/sevgilim için “O kadar fedakarlık yaptım ama sonunda hep kaybeden ben oldum”, diyen çok kişi ile çalıştık. İlişkilerde şunları çok duyuyoruz: “Ona kendimi beğendirmek için üstüme başıma alışverişler yaptım, sıkı diyetlere girdim, estetik oldum, sosyal hayatımı kestim, istemediğim şeyleri o istediği için kabul ettim, ama yine de benim onu sevdiğim kadar sevmiyor…” Başkasından onay bekleyen kişiler reddedileceği, kaybedeceği, yetersiz, değersiz hissettirilip, kabul edilmeyeceği gibi korkularlaiçinden gelmediği, istemediği şeyleri yapmaya başlıyor.

Eziklik hissi ve onay bağımlılığı da birçok duygu gibi küçük yaşlarda oluşuyor. Yaptığımız bilinçaltı çalışmalarda: sokakta annesi/babası tarafından azarlanma, dayak yeme, öğretmeni tarafından sınıfta küçük düşürülme,okulda arkadaşları arasında giyimi nedeniyle kendini ezik hissetme, yaşıtları oyun oynarken ailesine katkı sağlamak için kendisi bir şeyler satmak zorunda kalmagibi bir çok faktör eziklik duygusu oluşturabiliyor. “Sen yapamazsın, beceriksiz, kafan almıyor mu, aptal mısın, başkaları neler yapıyor?.. şeklinde sözler kişide ezik olma duygusu oluşturabiliyor. Yetişkin birey olduğunda bile; annem, babam, eşim, sevgilim, arkadaşımyaptığımı, giydiğimi, söylediğimi beğenmedi hissi eziklik duygusunu titreştirebiliyor.

Azımsanmayacak kadar sayıda insan başkalarının yanında rahatça fikirlerini söyleyemediği, karşısındakini kendinden üstün gördüğü, hatta toplum içinde rahat olmadığı, içine kapanık bir hayat yaşadığı için antidepresan kullanmaktadır. Mesleki olarak çok iyi durumlara gelmiş, eğitimli ancak haksızlığa karşı sesini çıkartmadığı için eşleri, amirleri tarafından ezilen, sömürülen, hakkını savunmak için konuşmaya başladığındaysa biriken öfkesine yenik düşerek bağırarak konuştuğunu söyleyen danışanlarım oldu. Bu tarz duyguları ağırlıklı olarak boğazlarında hissettiklerini ve bununla ilgili hastalıklar (alerji, astım, nefes darlığı gibi) yaşadıklarını söylediler. Terapilerde zihinde bu duyguların oluştuğu anlara giderek, bedende de kaydolduğu yerden boşaltmak iyileşmeye giden yolları da açıyor.

Çoğumuz hayatımızın bir döneminde yokluk yaşamızdır. Biz yaşamasak bile yokluk çeken atalarımızın kayıtlarını hissedebiliyoruz.Kişi biraz daha büyüdüğünde “Ben artık o ezik çocuk olmayacağım” diyerek karşısındakini ezen, bütçesini aşan harcamalaryapan, çevresinden takdir görmek için yaşayan, başkalarını küçümseyen biri haline gelebiliyor.Daha ileri boyutta narsistik kişilik haline dönebiliyor.Ancak tüm bu yaptıkları içindeki eziklik duygusunu gidermediği gibi derin bir onaylanma batağına doğru sürüklenebiliyor. Bazen de tam tersi “Ben ezik, hayat yüzüne gülmeyen biriyim” diyerek içine kapanıp derin depresyonlara girebiliyor.

Regresyon çalışmalarımızın bir kısmında farklı bir kişinin duygularını yaşayanlar çıkıyor. Bu duygular bazen morfogenetik alandan çektiğimiz hiç tanımadığımız birinin duyguları olabiliyor. Duygu üzerinden ilerleyen seansımızda “Ne hissediyorsunuz?,Zihninizde nasıl bir sahne canlandı?” diye sorduğumda; “Çok eski bir zamanda yollardayız, göç ediyorlar, insanlar çaresiz”, “Kız olarak doğduğum için annem beni istemiyor”, “Ortaçağdayım, dişiliğimi yaşadığım için yargılanıyorum, rahmimde bir acı hissediyorum” gibi duyguları fark ediyor ve onları boşaltıyoruz. Atalarımızı ve bunları yaşayanları anlıyor, onlardan aldığımız yükleri bırakıyoruz.

Başkalarını yererek, haddi aşan dedikoduların temeli de kendindeki ezikliği kapatma çabasına dayanır. Toplumda bir yer edinme, onaylanma isteğiyle içselleştiremediği gruplarda yer alır bazıları da. “Ben ailemden onay görmek için onların istediği kişiyle evlendim, onlar istedi diye ev borcuna girdim, ailemin istediği okula gittim, onların istediği mesleği seçtim”, diyerek yaptıklarından pişmanlık duyan bir sürü kişi var.

İçerideki bu eziklik, yetersizlik, değersizlik hissi bulup çıkartılmadığı sürece kişi, kendi istediği hayatı değil başkalarının hayatını yaşayan biri olarak yaşamına devam ediyor.

Eziklik duygusundan çıkmak ve onayı başkaları yerine kendinizden almak için bilinçli farkındalıkla yapabilecekleriniz var:

1. Karşınızdaki kişi sizi onaylamıyorsa bu onun bakış açısıdır.
Önce siz kendi yaptıklarınızı onaylıyor musunuz? İstemediğiniz halde sırf onay almak için yaptığınız şeylerle kendi özünüze ihanet etmiyor musunuz?

2. Ezikliğin panzehiri ilaçlarda değil, özünüzdeki güç ve içinizdeki güvendir. İçinizdeki güce güvenin.

3. Herkesin hata yapabileceğini kabul edin, kendinizi yetersiz hissetmek yerine hatalarınızı ders olarak görün. Eksik yön değil gelişmeye açık yönlerim diye düşünebilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz.

4. Kendinizi ezik hissettiğinizde “Bu duygunun bana faydası var mı? Bu duyguyu bırakmak istiyor muyum?” diye sorun ve eziklik hissini salıverin. Bunu somutlaştırmak için duygunuza bir renk ve şekil verebilirsiniz. Bıraktığınız duygunun yerine iyi hissettiren bir duygu da koyun.

5. Yeteneklerinizin farkında olun. Yapamadıklarınıza değil, yapabildiklerinize odaklanın. Kendinizi ve yeteneklerinizi geliştirici kurslara katılın.

6. Kendinizi kimseyle kıyaslamayın. Herkes biricik, benzersiz ve tektir.

7. Fiziksel özelliklerden rahatsız olduğunuz bir yan varsa, bunun atalardan gelen bir miras, yaradılıştan bir özellik olduğunu kabul edip, kendinizi o halinizle sevin.

8. İçinizdeki yaralı çocuğa sarılın, onu anladığınızı ve bundan sonra onun yanında olacağınızı hissettirin.

9. Hayat başkalarının istek ve beklentilerine göre yaşamak için çok kısa. Kendinizin ne istediğinin farkında olun. Gerektiği yerde “hayır” demeyi bilin.

10. Yaptığı, söylediği kişinin sorunudur, ancak ne hissettiğiniz sizin sorumluluğunuzdadır. Kimsenin sizi daha aşağı görmesine izin vermeyecek olan sizsiniz.

Kısacası duygularınız size ait. Başkaları sizi severse iyi olacağınıza inanıyorsanız, duygularınızın ve hayatınızın kontrolünü onlara veriyorsunuz demektir. Bu durum arada mutluluk da yaşatsa uzun vadede mutsuzluğunuza fatura kesecek birini bularak rahatlayabilirsiniz belki ama kendinizi iyi hissetmek için kimsenin onayını almaya ihtiyacınızın olmadığının bilincinde olun.

Tek başına altından kalkamayacak kadar yoğun duygular içindeyseniz, bu konuda destek almaktan çekinmeyin: Hayat geçiyor ve bu geçişte en iyi duygularla yol almak bir seçim.


Benzer Yazılar

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

  DEYADER 

 

 

 

Pablo Escobar

Kategorilerden Seçmeler