DOLAR 9,2620
EURO 10,7921
ALTIN 526,44
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 19°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
19°C
Sağanak Yağışlı
Paz 17°C
Pts 17°C
Sal 18°C
Çar 18°C

İş Hayatında Değişim…

Sadun Okyaltırık
Profesyonel Eğitmen, İş Hayatı ve Liderlik Koçu

Bana içinde değişim ve yenilik olmayan bir şey söyleyebilir misiniz? Bu pek de mümkün değil. Zira, hayatın bizatihi kendisi değişim ve yenilikten ibarettir. Hangimiz 20’li yaşlarımızdaki gibi düşünüyoruz? Hangimiz 30’lu yaşlarımızdaki gibi görünüyoruz? O halde demek ki hepimiz doğduğumuz andan itibaren önemli değişim süreçleri yaşıyoruz… Buradaki ilginç ikilem, değişimin yaşam boyu süreklilik arz etmesine rağmen insan doğamız gereği bu değişimlere ayak diriyor olmamızdır.

Oysa i̇nsan mecburiyet karşısında en zor değişimlere dahi uyum sağlayabilecek yapıdadır.

Zaman içinde edindiğimiz alışkanlıklar bizlere belirli konfor alanları yaratır. Bizler de bu konfor alanlarını kolayca terk etmek istemeyiz. Değişime karşı gösterdiğimiz direncin en önemli nedenlerinden biri budur. Sonuç olarak rahata olan düşkünlüğümüzün bizde belirli bir atalet yaratması muhtemeldir.

Değişim ve yenilik karşısında gösterilen direncin bir diğer sebebi ise korkularımızdır. Çoğumuz itiraf etmesek bile değişimden korkarız, çünkü içinde ne olduğunu, bizi neye maruz bırakacağını bilmeyiz. O yüzden eski köye yeni adet olarak tanımladığımız şeylerin aslında kafamızda yarattığımız kalıpların sözcüklere bürünmüş hali olduğunu da çoğunlukla fark etmeyiz bile…

İş ve özel hayattaki değişimler ya planlı bir şekilde tatbik edilir ya da hiç hesapta olmayan gelişmelere bağlı olabilir. Planlı değişimler, genelde kişisel ya da organizasyonel iç değişiklikler olarak ortaya çıkar. Plansız değişimler ise daha ziyade bizi ya da organizasyonumuzu etkileyen dış faktörlere bağlıdır ve ansızın karşımıza çıktıklarında ne yapacağımızı bilmek bize güç ve zaman kazandırır. Bu kazancın iş hayatındaki karşılığı ise paradır…

Yaşadığımız olaylar aslında gelişip ilerlemek için altın tepside sunulmuş fırsatlardır. Düşünsenize, adına Corona denilen küçücük bir mikrop tüm insanlık nezdinde eve kapanma zorunluluğu yarattı. Bu belki de kırk yıl düşünsek aklımıza gelmeyecek bir durumdu ama çoğumuzun, tüm işlerin sadece bir cep telefonu ve dizüstü bilgisayarla nasıl halledilebileceğini yaygın biçimde deneyimlemesini sağladı. Bu süreçte ofise gitmek yerine evlerimizde çalıştık, toplantı ve eğitimlere internet üzerinden katıldık. İşlerimizi kendi evimizin rahatlığında yürütmenin keyfini çıkarttık. İnsanların tecrübe ettikleri bu çalışma sistemine pandemiden sonra da devam edeceklerini söylersek pek de yanılmış olmayacağız diye düşünüyorum… Zira bu sistemi daha önce deneyimlememiş olanlar kendilerine son derece hızlı, etkin, rahat, keyifli ve yepyeni bir konfor alanı yaratmış oldular!

Bazı modern şirketlerin rutin iş akışlarını etkileyebilecek zorunlu gelişmeler karşısında nasıl hareket edileceğini belirleyen proaktif planları mevcuttur. Bu planlar sadece tecrübeye dayanmaz; aynı zamanda yeterli esnek düşünce yapısının ürünüdürler. O halde birtakım aksiliklerin bizi ve yöneticisi olduğumuz organizasyonu topyekûn etkisi altına almasını istemiyorsak yeterli esnek düşünme kabiliyetini sağlamak zorundayız. Bunun yolu ise deneyime ve cesarete şans vermekten geçmektedir. Pandemi gibi bir durum kolay kolay akla gelebilecek bir ihtimal olmayabilir tabii ki. Ancak gerek iş hayatında, gerekse özel hayatta değişimlerin ortaya çıkmasını beklemeksizin öngörülebilir biçimlerinin tatbikatını yapabiliriz. Örneğin senaryoyu sel baskını, deprem, büyük bir yangın ya da benzer şekillerde oluşturabilir ve yaptığımız işin sürekliliğini bu tür olumsuz koşullarda nasıl sağlayabileceğimiz konusunda alternatif planlar yaratabiliriz.

Şüphesiz, dünya artık farklı bir noktaya doğru gidiyor. Küresel rekabet içinde birer oyuncu olarak kalabilmek için bize hız ve zaman kazandıracak değişiklikleri hayatımıza alıp uyguluyoruz. Konuyla ilgili olarak sizlere kendi hayatımdan bir örnek vereyim izninizle… Verdiğim eğitimlerden bazılarını yüz yüze, bazılarını da internet tabanlı sistemler kullanarak yapıyoruz. Çalışan ya da okuyan öğrencilerim derslere gelebilmek için evlerinden ve işlerinden büyük fedakârlıklarda bulunurken online uygulamalarda önemli derece hız ve zaman kazanıyoruz. Herkes istediğini elde ediyor ve mutlu oluyor.

Değişimlerin neresinde durduğumuz aslında bir anlamda kaderimizi belirliyor. Bu bakımdan, belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şu: Değiştiren mi olacağız yoksa değişen mi olacağız?

Bugünkü buluşmamızda zorunlu değişim etkilerinin i̇şimiz ve özel hayatımız üzerindeki olası zararlarını nasıl minimize edebileceğimiz hakkında bir giriş yapmış olduk. İlerleyen günlerde sohbetimizi daha da koyultmayı diliyorum.

Sağlıkla kalın…

Saygılarımla,

Sadun Okyaltırık
Profesyonel Eğitmen, İş Hayatı ve Liderlik Koçu

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.