DOLAR 8,8188
EURO 10,3272
ALTIN 496,22
BIST 1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Sağanak Yağışlı
İstanbul
23°C
Sağanak Yağışlı
Çar 21°C
Per 22°C
Cum 21°C
Cts 22°C

Haftanın sekizinci günü: Gerçekertesi

Cuma, Cumartesi, Pazar ve sonra sendromlarıyla birlikte Pazartesi sanıyorsunuz değil mi?

Değil…

Bundan böyle telefonunuzu, televizyonunuzu her açtığınızda, hatta bir arkadaşınızla konuştuğunuzda bile günlerden Gerçekertesi. Haftanın bu en eğlenceli ve asla sona ermeyen gününde gördüğümüz, duyduğumuz, okuduğumuz her şey ama her şey Harikalar Diyarındaki Alis’in yaşadıkları ile paralel. Gerçekertesi günü kimin ürettiği belli olmayan elektronik sinyallerin para yerine geçebileceğine inanacak, sosyal medyanın hukuk sisteminin üzerinde bir güç olduğu kanısıyla çok karmaşık hukuki sorunların çözümüne yardımcı olacaksınız. Jeoloji profesörlerine fay hatlarını, tıp hocalarına hangi aşının daha iyi olduğunu, duvar ustalarına harç karıştırmayı, annenize daha lezzetli yemek yapmayı öğretebileceksiniz; çünkü elinizin altında koskoca bir Google var ve oradaki her şey “kesin bilgi”.

Yazının icadından beri hiçbir dönemde bir olgunun yazılı olarak görülmesi halinde kesinlikle doğru kabul edilmesi Gerçekertesi günündekinden daha yoğun ve yaygın olmadı.

“Yapılan araştırmalara göre” hatta “falan tarihte filanca kuruluşun yaptığı araştırmanın bilmem kaçıncı sayfasında belirtildiği gibi” diye başlayan bir cümle gördüğümüzde hemen Gerçekertesi gününde olduğumuzu düşünmeye başlamamız için haklı nedenlerimiz var. Hele, yazar işini gerçekten ciddiye alarak bahsettiği araştırmanın arkasına bir web sayfası bağlantısı koyup o sayfayı da istediği gibi düzenlemişse artık günümüzü dolu dolu yaşayabiliriz. Gerçek, algı ile yer değiştirmiş ve bitmeyen Gerçekertesi gününde bir bilgi kırıntısı daha sahte olup olmadığı araştırılmadan aklımıza girmiştir.

Bu, işin yazı kısmı ve aslında çok da tehlikeli değil çünkü eninde sonunda kütüphaneler hala duruyor ve doğru eski metinlere ulaşma şansımız var. Ses kayıtları ve videoları ne yapacağız?

Bir süredir Amerikalıların Deep Fake diye tabir ettikleri bizim olsa olsa “Büyük Düzmece” diye çevirebileceğimiz bir teknoloji ortaya çıktı. Muhtemelen görmüşsünüzdür, Aktör Morgan Freeman’ın hiç yapmadığı bir konuşmayı adamın bir fotoğrafını hareketlendirerek ve sesini kopyalayarak video kaydı varmış gibi yapmışlardı. Demek ki Gerçekertesi gününde “Ben gözüme inanırım” sözü de geçerli değil. Eskiler “Gördüklerinin yarısına inan, duyduklarının hiç birine” demişlerdi artık gördüğümüze de inanmamız zorlaştı.

Gerçekertesi gününde yazılı metinlerin, ses ve video kayıtlarının yüzde yüz geçerli kabul edilemeyeceği gerçeği hukuksal, ahlaki, ekonomik, sosyal ve başka tüm dallarda karar vermeyi ve bilgilenmeyi birey açısından sıkıntılı bir hale sokmaktadır. Bilgiye ulaşım bu derece kolay olduğunda ulaşılan bilginin kalitesi düşmekte ve aynı eşik teorisinde anlatıldığı gibi nicelik değiştiren bilgi nitelik değiştirmeye başlamaktadır. Milyonlar hatta milyarlarca kere tekrar edilen doğru olmayan bilgiler yavaş yavaş doğruluk kazanmakta ve aynı bir bilgisayar virüsü gibi aklımıza egemen olmaya başlamaktadır. Nasıl uyuşturucu alışkanlığı olanlar kullandıkları uyuşturucuyu bulamadıkları zaman kendilerini “hastayım” diye tanımlarlar ve aslında ölümcül olan “ilaç” ile iyileşeceklerini düşünürlerse toplumlar da bilgi kirliliği ile zehirlenmekte ve birey hemen bir doz “yalan haber” kullanmazsa kendini hasta hissetmektedir.

Aslında bu işi ilk Romalılar başlattı. Bizim renk kısmını da ilave ettiğimiz “Zevkler tartışılmaz” (De gustibus non disputandum est) dediklerinde bireye bir özgürlük verirmiş gibi yapmalarının altında nasıl bir hinlik var bilmiyorum ama Dosteyevski olayı “Fikirler Tartışılmaz” (De ideabus non disputandum est) diyerek akıl ve mantığı yoğun bakıma aldırdı. Cenaze ise Gerçekertesi günü kaldırılmaya hazır.

Herhangi iyi bir ressam size renklerin tartışmaya açık olduğunu söyleyecektir, aynı şekilde bir çok usta aşçı da yemek zevkinizi tartışmaya açmakla kalmaz olayı fazla uzatırsanız aç kalırsınız. Elbette birey seçimlerinde özgürdür ama zevklerin ve renklerin tartışılması da doğaldır. Doğal, mantıklı ve akla uygun olmayan şey ise fikirlerin tartışmadan ari olması fikridir. Fikir doğru bilgiye dayandığında değerlenir, dayanmaz ve hele bir de yaygınlaşırsa maruz kalanlarda çevreden kopukluk, dogmalara bağlanma, bilinç zafiyeti ve küçük bir azınlıkta da öfkeye neden olabilir. Biz güzel dilimizde bu bilinç zafiyeti ve etrafı ile ilişkiyi azaltmaya efkarlanmak diyoruz ki efkar sözcüğünün fikirler anlamına geldiği doğrudur. Fikirler sonuna kadar tartışılmalı ve dayanağı olan bilgiye ulaşılamıyorsa daha da uzatmadan çöp sepetindeki yerine konulmalıdır. “Sizin her fikrinize saygı duyarım” cümlesini patronunuza ya da kayınvalidenize hitaben sarf etmiyorsanız hiç söylemeyerek küçük bir samimiyetsizlik yapmış olmaktan kendinizi koruyabilirsiniz. Bu devirde kimse kızmaz zaten Dosteyevski sevenler de çok değil.

Gelgelelim, Gerçekertesi gününde fikirlerin dayanağı olacak bilginin sağlanması kolay, teyidi ise neredeyse imkansızdır. Demek ki bugün artık sağlıklı fikir de üretmez hale geldiğimiz gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekir. “Bilgi kesin değil, dolayısıyla fikirler de dayanaksız bizim halimiz ne olacak?” diye sorabiliriz ve sormalıyız. Önümüzde iki yol görebiliyoruz:

Birinci yol her tarafımızı saran safsataya teslim olup bitmeyen Gerçekertesi gününde mesut bir hayat sürmek ve bu yazıyı okurken telefonumuza düşmüş olan en az üç iletiyi okumadan kişiler listemizdeki herkese iletmektir. Yapılan araştırmalar 690 Türkçe kelimenin okuma süresinde ortalama internet kullanıcısına en az üç mesaj geldiğini kanıtlamaktadır. (Uydurma tabi ciddiye almayınız). Ayrıca içinde bulunduğumuz mutluluk denizindeki radyolar, televizyonlar ve sosyal medya hesaplarımız da sadece bizim fikir ve görüşlerinize uygun içerikler yayınladığından her saniye kendi kendini doğru çıkartan kehanetlere, hep hoşumuza giden içeriklere ulaşacağız ki bu Gerçekertesi gününün en harika tarafıdır. Ara sıra yaşayacağımız öfke patlamaları ise bize sağlanmakta olan nimetlerin yanında bir gülün dikeni gibidir. Gerçekertesi gününün sağladığı nimetlerden yararlanırken dosdoğruca bildiğimiz bir gerçekle çelişen bir içeriğe rastladığımızda ise ya içeriği göz ardı ederek ya da önceden bildiğimizin aslında doğru olmadığına karar vererek bu anormalliği bertaraf edebiliriz. Aksi halde asla bitmesini istemediğimiz gün sona erebilir ve rahatımız kaçar.

İkinci yol ise aldığınız adımıza yazılmamış her iletiyi derhal telefonumuzdan silmeniz, yollayanı eğer patronumuz ya da kayınvalidemiz değilse, arayarak ileti mesajları istemediğimizi belirtmemiz ve eğer haftada bir ya da iki gerçekten değerlendirmeye değer bir ileti alırsak doğruluğunu kendi imkanlarımızla teyit ettikten sonra eşimiz dostumuzla paylaşmamızdır. Gerçekertesi gününden çıkıp haftanın diğer günlerini yaşamamız için ilk adım budur. İkinci adım medya ve sosyal medyada izlediklerinizin çeşitliliğini arttırmak ve duyduklarımızla gördüklerimize körü körüne inanmamaktır. Safsatanın safsata olduğunu anlayacak bilgi, akıl ve beceri herkeste vardır, Gerçekertesi gününde durmadan dağıtılan uyuşturucudan kurtulmanın yolu önce kurtulmaya niyet etmekten geçer.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.