Duygularınızı gözardı etmeyin!

Öğeyi Oyla
(0 oy)

 

Fiziksel ağrı çekerken mutlu ve neşeli olmak imkansızken, duygusal acılarımızı bastırıp mutlu ya da güçlü gibi görünmeyi başarabiliriz. Bunu şöyle bir örnekle açabiliriz: Kalçanız kırıksa iyileşip ayağa kalkana kadar işe gidemez, arkadaşlarınızla çıkamazsınız ama kırık bir kalple ya da içinizde bir öfke balonuyla başkalarıyla ilişkiye girmek çatışmaların ana nedenidir.

Günlük hayatta yetiştirmeye çalıştığımız işler bizi çoğu kez kendimizden uzaklaştırıyor. Duygularımıza odaklanamıyoruz bile çoğu kez. Herkes kendi yaşadıklarına göre – ister ağır travmalarla yüklü olsun, ister görünürde imrenilecek bir yaşam – içinde negatif duygular ve korkular biriktirir. Bunlar farkında olsak da olmasak da ilişkilerimizi, işimizi, ekonomik durumumuzu, kısaca tüm hayatımızı etkiler.

Tıpkı fiziksel bedenimiz gibi duygusal bedenimizin de beslenme, temizlenme, hareket etme, uyuma ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığında depresyon, anksiyete, uyku sorunları, karamsarlık, tükenmişlik, motivasyon eksikliği gibi semptomlar kaçınılmaz olur. Bunlar da hastalık tohumlarıdır.

İnsanın duygu durumu zihinsel aktivite ve verimliliğini de direkt olarak etkiler. Kendimizi duygusal olarak çok iyi hissettiğimizde (örneğin aşık olunca, terfi edince, güzel bir haber alınca) mutluluk hormonları salgılanır. Bu da stres ve anksiyete eşiğini yükseltir, motivasyonu arttırır ve mevcut yetenek ve bilgi birikimimizi kolayca kullanmamıza yol açar.

Ne yazık ki hem fiziksel sağlığımızı, hem zihinsel aktivitelerimizi bu kadar ciddi şekilde etkileyen duygularımızın farkında dahi değiliz. Uzun yıllardır bunu danışanlarımda, çevremde gözlemlemekteyim. İtiraf ediyorum ben de kendiminkilerini keşfedince ve çok şaşırmıştım. Manasına ermeye çalıştığım “farkındalık” mertebesinin ilk çetin basamakları duygusal farkındalıktır.

Genelde üzüntü, keder, öfke, kızgınlık, kırgınlık, mutsuzluk gibi tepkilerimizi duygu olarak algılıyoruz. Oysa herkesin kendi yaşadıklarına göre mutsuz olma nedenleri vardır; kimi yalnızlık çeker, kimi haksızlıktan şikayet eder. Duygusal farkındalık hayatın dönüm noktasıdır, girdapların içinde kaybolmadan olanlarla baş etmenin ya da teslim olmanın en temel gereksinimidir.

Yaşadığınız şey her ne olursa olsun kendinize şu soruyu sorun: Bu durumda ben ne hissediyorum, bana verdiği duygu ne? Öfkenize sebep olan haksızlığa uğramak mı? İçinizdeki derin boşluğun nedeni güven eksikliği mi? Bu yaşta yüreğinizi hoplatan şey başaramama korkusu mu? Bunların sadece farkına varmanız bile öncelikle kendinizi tanımanıza, sonra da diğerleriyle duygusal empati kurmanıza yardımcı olacaktır. Duygusal empatiye dayanmayan hoşgörü sadece susmaktır.

Bu yüzden ne kendinizin ne de başkalarının duygularını göz ardı etmeyin. Öncelikle onların varlığını kabul edin.


Kendini daha iyi hissetmenin altın anahtarlarından biri de şükretmektir. Sahip olduklarınız için içten bir şekilde şükredin ve olumlu duygularınızı kutlayıp tadını çıkartın. Bu hem kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar, hem de sahip olmak istediklerinizi hayatınıza daha kolay çekmenizi.

Sizi mutluluğa taşıyacak duygularla dolmanız dileklerimle.


Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Kategorilerden Seçmeler