Bu sayfayı yazdır
Kürşat Tuncel

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Dinlemek sekse benzer! Ortada niyet varsa zamanla beceri de gelişebilir

Cumartesi, 24 Şubat 2018  |  YAŞAM  |  Hit: 1065 Yazan   |  

Kadınların daha duygusal olduğu hemen hepimizin inandığı bir klişedir. Beyin üzerinde çalışan bilim adamları cinsiyetler arasında duyguyu işleme şeklinin gerçekten de farklı olduğunu keşfetmişlerdir.

Zira erkekler ve kadınlar duygusal olayları hatırlamak ve işlemek için beyinlerini farklı şekilde kullanmaktadır. Beyin, farklı cinsiyet hormonlarının etkisiyle duygusal olaylara farklı tepkiler vermektedir.


Erkekler duygularını saklamakta kadınlardan daha başarılıdır. Erkek beyninde duygular beyinlerinin sağ yarımküresinde iki özel bölgeyle sınırlıdır. Dil merkezi ise sol yarımkürededir ve beynin iki yarımküresini birbirine bağlayan daha az nöron vardır. Bu nedenle erkekler duyguları kategorilere ayırma kabiliyetine sahiptir. Buna karşın kadınlar ise duyguları ifade etme yeteneği ile donanmışlardır. Birde her iki cinsiyetin hormonal yapılarının farklılığı buna eklendiğinde, ilişki kurma ve güvenmekle ilgili davranışlarının tamamen farklı şekilde oluştuğunu söyleyebiliriz.

 

Erkekler ilişki kurarken öncelikli olarak kurumlara ve organizasyonlara güvenme eğilimindedir. Yeni tanıştıkları insanlara güvenebilmeleri için ortak bir kurum geçmişine sahip olmaları gerekir; aynı okuldan mezun olmak, aynı kulübe gitmek veya aynı spor takımını tutmak gibi ortak noktalar erkeklerin ilişkilerinde güven oluşması sürecini desteklemektedir. Araştırmalara göre insanlar kendi grubundan olanlara daha kolay güvenme eğilimindedir ancak her iki cinsiyet de kendi grubundan olmayı farklı şekilde tanımlamaktadır. Erkekler, objektif bir grup üyeliğini paylaşan insanlara güvenme eğilimindedir. Aynı üniversiteden mezun olmak ciddi bir güven unsuru olabilir. Bu nedenle erkek egemen iş dünyasında üst düzey yöneticilerin ekiplerini kendi okullarından mezun kişilerden oluşturmaları çok sık rastlanan bir durumdur. Bu ayrışma “Biz” ve “Onlar” tipi ayrımların erkek dünyasında çok yaygın olmasına yola açar. Reklamcılar erkeklere hitap eden ürünlerin pazarlamasında bu saflaşma unsurundan sıklıkla yararlanırlar. Örneğin,Pepsi ve Coca Cola arasındaki keskin ayırımın taraftarları daha ziyade erkeklerdir. Hedeflediğiniz bir erkeğe yaklaşmanın yolu, onunla aynı topluluklardan geldiğinizi ifade etmektir.

 

Kadınlar ise ortak kişisel bağlantıda oldukları kişilere güvenirler. Bir arkadaşın arkadaşı veya bir akrabanın tanıdığı gibi betimlemeler kadınların yeni tanıştıkları birisine güvenebilmeleri için bir referans teşkil eder. Dolayısıyla bir kadın tarafından kabul edilmenin yolu mutlaka onun bir ortak arkadaşı yada tanıdığı referansı ile yakınlık oluşturmaktır.


Kadınların çocuk doğuruyor olmaları nedeniyle içsel stresleriyle baş etmekte erkeklerden çok daha başarılı oldukları düşünülmektedir. Erkeklerin böylesi bir deneyimi yoktur. Erkekler bir hareket planı üzerinde tartışmaktan ve hatta daha iyisi o planı uygulama imkânından haz duyarken, kadınlar problem üzerinde sizinle veya ekibiyle konuşmak ihtiyacı hissedecektir. Bu nedenle kadınlara bir hareket planı önermeden önce onları dinleyerek duygularına hitap etmek ve ona arkadaşlarıyla uyum vaat eden çözümü önermek başarılı olacaktır. Kadınlara yaklaşmak için onları etkili şekilde dinlemek ve onlarla duygusal bağ kurabilmek çok önemlidir. Kadınlar, ne yapmaları gerektiği konusunda arkadaşlarının ne dediğine fazlasıyla önem verir. Biz erkekler kadınların bir sorunu olduğunda onlara bir çözüm önermemizin kadınları memnun edeceğini düşünürüz. Nevarki kadınlar bizden çözümlerimizi istemez, onları dinlememizi ve yanlarında olmamızı ister. Bu basit gerçeği anlamak birçoğumuzun evlilik hayatı için bir kurtarıcı olabilir. Erkeklerin çoğunda dinlemekle ilgili bir yetersizlik olduğu aşikârdır ama üzülmeyin, dinlemek sekse benzer ortada bir niyet varsa zamanla beceri de gelişecektir.

 

Kadınlar duygusal şeyler düşünüyorken erkeklere göre tam sekiz kat daha fazla beyin aktivitesi gösterirler. Bu da neden duygusal olayları erkeklerden çok daha rahat ifade edebildiklerini açıklıyor aslında. Bazen bu ifade ağlamak şeklinde de olabilir. Erkeklerin en çok yanlış anladığı konu budur. Erkekler ağlamayı zayıflık olarak görür, hele iş dünyasında hiç hoş karşılanmaz bu davranış. Kadınlar da çok kez bu kurala uymaya çalışır ancak genellikle bu pek de kendilerini engelleyebildikleri bir durum değildir. Her kadın hayatında en az bir kez erkek arkadaşının, iş arkadaşının veya müşterisinin yanında gözyaşı dökmüştür. Kadınlar ağladıklarında kendilerini suçlu gibi hissetseler de bu durduramadıkları bir reaksiyondur.

 

Öte yandan erkekler nadiren ağlar. Bu da genellikle sevdikleri birini kaybetmek gibi çok uç durumlardadır. Erkekler duygularını genellikle öfke yada mücadele şeklinde gösterirler. Bu fark nedeniyle erkekler kadınlar ağladığında onların kendilerine birşeyler yaptırmaya çalıştığını düşünür ve bunu en hafifinden bir zayıflık olarak görürler. Hâlbuki ağlamak kadınların stresle baş etmek için kullandıkları doğal bir yöntemdir. Erkekler stres karşısında genellikle yardım istemeyi reddeder. Erkek yalnızlığa ve bağımsızlığa önem verir. Bir erkek için yardım istemek zayıflık işaretidir ve “Yardım” erkek için hiç de iyi bir kelime değildir. Örneğin, bir danışmansanız ve erkek bir müşterinize “Size yardım etmek istiyorum” derseniz, bu kendi kendinizi sabote etmek anlamına gelir, zira karşı tarafın yardıma ihtiyacı olduğunu düşünmeniz neredeyse bir hakaret gibi algılanacak ve güven kaybetmenize neden olacaktır. Eminim sizin de etrafınızda kaybolduğu halde yolu sormak için yardım istemeye yanaşmayan birçok erkek tanıdığınız vardır.

Etiketler:

Benzer Yazılar