Kurumsal Eğitmen / Didem Tınarlıoğlu

Kurumsal Eğitmen / Didem Tınarlıoğlu

Eposta: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Eskiden her şey çok normalmiş gibi herkeste bir normale dönme özlemi. Her şey normal falan değildi eskiden. Bir sürü anormallikleri olan koca bir dünyada yaşıyorduk.
Bu süreç bitip, evlerimizden çıkmaya başladığımızda, yani kapılarımızı dışarı çıkmak için tekrar açtığımızda hepimiz farklı olacağız, farklı bir dünyaya adım atacağız.
Şu son yaşadığımız olayları düşündüğümüzde aslında tek iyi şey bize neler öğrettiği olacaktır her halde. 2020‘ye girdiğimiz ilk günlerden itibaren depremler, çığ felaketi, kayıp verdiğimiz şehitlerimiz, havalimanındaki facia ve İstanbul depreminin 20 yıl sonra tekrar kendini hatırlatması-hoş hiç unutmamalıydık.
Toplumumuz, maalesef saygı göstermeyi fikir belirtmemekle karıştırdığımız bir noktaya geldi. Bu durum, yalnızca bizim toplumumuzla da sınırlı değil aslında; günümüzde, hâlâ, eleştirinin –geri bildirim de denebilir- saygısızlık, hatta hadsizlik olarak görüldüğü birçok toplum var.
Öylesine hızlı bir dönemden geçiyoruz ki bu dönemin adını bile koymakta zorlanıyoruz. Kimi içinde bulunduğumuz çağa uzay çağı diyor, kimi post-endüstriyel çağ, kimi bilgi çağı, kimi bilgisayar çağı, kimi de bilişim çağı.
Şunu göz ardı edemeyiz; biz duygusal, sözel tarafı analitik tarafından daha kuvvetli bir toplumuz. Soyut kavramlara olan inanç somut verilere olan inancın önünde gider bizim kültürümüzde.
Hayat bir çoğumuza göre oldukça zordur; acı, hayal kırıklığı, bitmeyen sorumluluklar ve altından kalkılması zor anlar barındırır. Bu zorlukları hafifletebilmek için, insan her yaşadığından ders çıkararak yaşam sevincini söndürmeden devam edebilmeyi arzular. İnsanın yaratılış donanımları böyle bir özellik barındırmasaydı kim bilir ne halde olurduk?
1894 yılında Passau şehrinde 4 yaşındaki bir çocuk evinin yakınındaki nehrin kenarında arkadaşlarıyla oyun oynuyordu.
Günümüzün en geçer akçelerinden biri insan ilişkilerinde başarılı olmak diğer adıyla iletişim becerisi. 
Geçenlerde çok sevdiğim bir dostum okuduğu bir kitapta kirpi mesafesi denilen bir yaklaşımdan bahsetti. Onu dinlerken insan ilişkilerindeki birçok sorunun aslında bu kirpi mesafesi denilen yaklaşımın uygulanmamasından kaynaklandığını ve hayvanlar bunu keşfetmişken birçok kişinin sırf bu mesafeyi koruyamadığı için ilişkilerinde gereksizce üzüldüğünü ve hayal kırıklığına uğradığını düşündüm.
Sayfa 1 / 2

Kategorilerden Seçmeler