Selahattin Taşel

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Birine yardım mı etmek istiyorsun? Sus ve dinle!...

Sirolli Enstütüsü kurucusu Ernesto Sirolli1970’lerin başlarında gönüllü olarak Afrika’daki yardım çalışmalarına katılarak, sürdürebilir gelişme konusunda çalışmaya başlamıştır.

BİZ sözcüğünün BEN sözcüğünden daha güçlü ve daha önemli olduğunu çok zor yollardan öğrenmiş biri olarak 2012 yılındaki TED’x konuşmasında sürdürülebilir gelişme konusunda pek çok uzmanın bildiğinin yanlış çıktığını anlatır.

Bir problemden haberdar olan, yardım kuruluşları ve çalışanları, tüm iyi niyetleri ile gidip sorunu halledebileceklerini düşünürler. Sirolli’de henüz 21 yaşındayken İtalyan bir Sivil Toplum Örgütü adına gönüllü olarak Afrika’daki birçok projede çalışır ve tüm projeler başarısızlıkla sonuçlanır.

Sirolli’nin katıldığı ilk proje Güney Zambiya’daki köylülere domates yetiştirmeyi öğretmekti.

Afrika’da her şey muhteşem büyüyordu, öyle muhteşem domatesler yetiştiriyorlardı ki, Zambiyalılara “bakın, bu iş ne kadar da kolay” diyorlardı. Domatesler tam kızarmıştı ve hasat zamanı gelmişti ki, bir gece nehirden gelen yaklaşık 200 kadar su aygırı tüm ürünü yedi. Sirolli ve arkadaşları Zambiyalılara, “Aman Tanrım, gece su aygırları geldi ve tüm ürünlerimizi yedi.” dediklerinde ise Zambiyalılar “İşte bu yüzden burada tarım yapamıyoruz biz” demişlerdir.

Sirolli ve arkadaşları neden kendilerine bu konuyu söylemediklerini sorduklarında ise Zambiyalılar “Hiç sormadınız ki” demişler. Sirolli konuşmasında sürdürebilir tarım deneyiminden öğrendiklerini dinleyicilere şu şekilde özetler.

Eğer birine yardım etmek istiyorsanız, çenenizi kapatın ve sadece dinleyin. Bir topluma fikirlerle gitmeyin, bunu yapmak yerine, o toplumda yaşayan kişilerin tutkusunu, enerjisini ve hayal gücünü yakalamaya çalışın.

Bu yaşanmış hikâyeden hareketle bizim de bir takım çıkarımlar yapmamız doğru olur dostlarım. Eğer birilerine yardım etmekse derdimiz, her şey daha iyi olsun istiyorsak, birilerine dokunmak, destek vermek bizi mutlu edecekse eğer, doğru şeyler yapmamız ve hayal kırıklıklarına kesinlikle fırsat vermememiz gerekmektedir. O zaman yol haritamızı belirleyelim isterseniz.

  • Önce destek vereceğimiz kişiyi ve topluluğu çok iyi tanımalıyız.
  • Yaşadığı yeri, çevresini, ailesini, fiziksel ortamı çok iyi araştırmalıyız.
  • Destek vereceğimiz kişi veya kişilerin, geçmişlerini, hikâyelerini çok iyi öğrenmeliyiz.
  • Bize güven duymalarını sağlamalıyız.
  • Bunun için şeffaf, dürüst, samimi davranmalıyız.
  • Karşımızdakileri derin ve etkin bir şekilde dinlemeliyiz. (DİNLE, DİNLE, DİNLE!!!)
  • Güçlü ve açık uçlu sorularla, konuyu derinleştirmeli ve kılcal nedenlerine ulaşmalıyız.
  • Karşımızdakinin deneyimlerine ve kendi yaşam değerlerine saygı duymalı ve değer vermeliyiz.
  • Kişi veya kişileri konu hakkında motive etmeliyiz.
  • Kişi ve kişilerin tutkularını, enerjilerini ve hayal güçlerini yakalamaya çalışmalıyız.
  • Konuyu veya problemi sahada o konuyu birebir yaşayanlardan öğrenmeliyiz.
  • Önyargısız ve öngörüsüz, tamamen bilgisizmiş gibi hareket etmeliyiz.
  • Çözümü, sorunu yaşayanlara buldurmamız için ilham vermeliyiz.
  • Karşımızdakinin fikirlerine, yaşam şekline, yaptıklarına saygı duymalı ve desteklediğimizi hissettirmeliyiz.
  • Yöresel, kültürel ve sosyal farklılıkları bilmeli ve ona göre davranmalıyız.
  • Orada iş çözmek için değil, işi çözecek takıma yardımcı olarak bulunduğumuzu ve o takımın bir parçası olduğumuzu anlatmalıyız.
  • Eğer katkı sağlamaksa derdimiz, topluluğun beyin fırtınası yapmasını sağlamalıyız.
  • Bu süreçlerin %80’inde dinleme yapıyor olmalıyız?
  • Dinleme yaparken gerçek anlamda anlatılmak isteneni bulmaya çalışmalıyız.
  • Amerika’yı yeniden keşfetmek yerine, keşfedenin deneyimlerinden
  • Önyargısız herkesten fikir almalıyız.

Eğer birilerine katkı sağlamak, onların sorunlarına çözüm üretmek, ihtiyaçlarını belirlemek ve ihtiyaçlarını giderecek sonuçlara gitmek istiyorsak; bunu BEN olarak değil, BİZ olarak başaracağımızı çok iyi bilmeliyiz. Kendimize ve ekibimize güvenip, büyük bir inanmışlık ve tutkuyla, çok çalışmalı, odağımıza insanı alarak, sevgi, saygı, hoşgörü, birlik ve beraberlik etiğinden sapmadan hedefimize yürümeliyiz.

Birilerinin ihtiyaçlarını gidermelerine katkı sağlamak için konunun tüm bağlantılarını belirlemeli ve tamamını işin içine katarak sorunu veya ihtiyacı gidermekle işe başlamalıyız. Yaptığımız işte başarılı olmak, kalıcı, sürdürebilir ve daha verimli bir iş sonucu elde etmek istiyorsak eğer, bütünün tüm bileşenlerini hesap etmeli ve tüm ihtimalleri, hatta alternatiflerini de tasarlamalıyız.

Bazı insanlar merkezde kalmayı tercih ederler, eğer siz de onlardansanız, hedeflerinize ulaşmak için etrafınızı can kulağıyla dinlemelisiniz…

Tek başına bir anlamı yokmuş gibi görünen bir takım tınılar, aynı formdaki başka tınılarla bir araya geldiğinde, belki de tarihin pırıltılı sayfalarında özgün bir senfonik eser olarak yerini alacaktır…

Sevgiyle ve esen kalın…

Selahattin  TAŞEL

Eğitmen, Danışman, Koç


Yorumlar  

#1 Guest 27-02-2019 22:41
Tebrik ederim.çok doğru ve özellikle insanlara öğretilmesi gereken bir yol.

Kategorilerden Seçmeler

FACEBOOK

TWITTER

LINKEDIN