Kendine acımayı bırak...

Her birimiz görünende ayrı görünmeyende bir, bütünlüğün denizinde yüzeriz. Her ruh eşsiz bir deneyimi yaşamak üzere dünyaya gelir ve her varlığın yaşam yolculuğu kendine has ve özeldir. Yaşam öylesine olduğu gibi akan ve birbirini her oluşumda etkileyen mükemmel bir düzendir ki her şey sıfır hata ile kendini ifade etmektedir.


Bu yüzdendir ki yaşama direnç göstermek ne geçmiş ne de gelecek illüzyonunda hiçbir şeyi değiştirmez. Hepsinden gerçek olan şimdinin içinde ne olmayı, nasıl bakmayı, neye inanmayı seçiyorsak biz ve gözlemlediğimiz yaşam tüm bunların toplamının kendisidir.


Bütünlük denizinde her zerre engin ve sonsuz bir devinimdedir. Yaşamsal oluşumlar görünende ayrı ayrı her varlığın yaşantısına yansırken görünmeyende her olanın birbiri ile ilişkisi ve bağlantısı vardır. Her şey kendi titreşiminde varoluşun desenini oluşturur. Ve her şey kendi titreşiminde olanlarla karşılaşır. Çünkü her şey birbirine bağlı ve denge halindedir. Bugün attığın bir adım hangi dalgayı tetikliyorsa etkisi şu an hiç tanımadığın veya bilmediğin varlıkların hayat deneyimlerinde ortaya çıkabilir. Zira her birimiz, hatta tüm varlıklar yaratıma aracı olan bilinçleriz.
Aynı titreşimdeki karşılaşmalar, yaşanılanların kişinin bilincinde yarattığı değişim ölçüsünde yeni bir titreşime devinir. Ve bu kez yaşanılanlar yeni titreşimin oluşturduğu gerçeklikleri hayata yansıtır.


Kişi farkındalığını yükselterek, yaşanılan her şeyin, kendi içinde inşa ettiği dünyanın içinde kendine koyduğu bir sınırın yansıması olduğunu keşfetmelidir. Sınırları kaldırdıkça algı genişler ve titreşim değişir. Yaratımın en üstün titreşimi sevgi frekansıdır. Kişi zamana dayalı hayatının içindeki tüm duygusal yüklerden ve her şeyi düşünceleriyle yorumlama alışkanlığından özgürleştiğinde gerçek kaderinin, en hayırlı olan yolculuğunun kendisinde akmaya devam eder.


Ne yaşamış olursan ol kendine acımanın ve olanlardan dolayı yakınmanın hiç bir faydası yoktur. Kimi an kendine, kimi an başkalarına kötü davranmış olabilirsin. Kendini dışlanmış sevgisiz hissetmiş olabilirsin. Seni sevmediklerini düşünerek çevrendeki birçok kişiye kızgın olabilirsin. Onlar seni sevmediği için sen de onlardan nefret etmeyi seçmiş olabilirsin. Birinin mağduriyeti yüzünden tüm yaşamını onun hayat hikâyesinin mutlak ve acınası olduğuna kendini kaptırabilir bu yüzden aldanmış olabilirsin. Şunu bil ki hayat akıyor, ne geriye dönüp olanı değiştirebilirsin, ne de olması gerekenlerin yaşattığı öğretiyi söküp üzerinden çıkarabilirsin. Bunlar tümüyle eksiksiz bir şekilde yaşanması gerekenlerdi. Kabul et ve geç…
Gerçeklik algın ne ise onun yansıması doğrultusunda yaşadığın her şey eşsiz bir hikâyedir. Bu yüzden kendine acımayı, hayat hikâyeni anlatırken dillendirdiğin mağduriyetine sığınmayı bırak.


Farkındalığın bir ucunda, tümüyle hayatın kendisiyle bütünleşme ve algıyı görünen gerçekliklerden görünmeyene doğru genişletme dönüşümü varken, diğer yanında farkında olunan ancak farkında olunmasına rağmen halen geçmişe dair pişmanlık ve kabullenememenin sebep olduğu acı çekme hali vardır.


Yaşanan öfke patlamalarından, hastalıklara, kızgınlığa ve sevgiyi beklentili bir çaresizlikle dışarıda aramanın ardında yatan şey kişinin kendine acıma hissidir.

 

Kendine acımak bir şeyin bir başkasına göre öneminin olmadığı bu yaşamda kendini fazlaca önemsemek ve önemli görmekten başka bir şey değildir. Acının da hazzın da kaynağı, önemli olma çabası, kendini her şeyden önemli görme hissinin sonucudur. Ve her iki his de birbirlerinin zıddı olsalar da kişiyi beklenti denilen kâbusun, kaosun eşiğine sürükler.


Ölümün her an yanı başında olduğu bu yaşamda istediğin bir şeyi yaşamanın önüne ne büyük engeller koyuyorsun.


En büyük engel, geleceği geçmişin tükenmişliği ile odaklanarak oluşturmaya çalışmak...


Oysa gelecek diye bir şey yok... Her şey şimdi bu anda sonsuz olasılıklardan ibaret...


Fark edilmesi gereken şey şudur; İstenilen bir şeye adım atıp yaşamak için tüm şartların oluşmasını beklemek değildir yaratım...
Sözler, yeminler, kararlar, düşüncelerle dolu kabını boşaltarak, kendine acımayı, göreceli önem hissini bırakarak sınırlardan serbest kalmaktır.
Kendin için niyet ettiğin bir şeye adım attığında, enerjiyi sömüren duygu kalıntılarından özgür kaldığın için yaşam enerjini yeniden toplarsın. Yükselen enerjinin gücü ile, dikkatini niyetinle birlikte yaşamın akışına odaklamakla yaratımı gerçekleştirirsin.


Birçok kişi şikâyet eder, zihnini yönetemediği için bahaneler bulur. Edilen yeminleri, verilen sözleri, yapılan anlaşmaları değiştirebilen tek kişi kişinin kendisidir. Şikâyet edenler, sorumluluk alarak kendi bilincini, algısını genişletmek yerine başkalarının yaşamını değiştirmesini bekler.
Hiç kimse zihnin yönünü değiştirmedikçe, enerjiyi, yeniden geçmişin karanlık sayfalarından toplamadıkça yaşamını değiştiremez.
Engellere yüklediğin enerjiyi geri toplamaya beklentiyi bırakarak ve yaşadıklarını kabullenerek başla, böylece her şeyin çok farklı olduğunu görebilirsin.


Yaşam akıntıya ters yönde kürek çekmekle yaşanılacak bir deneyim değildir. Aksine akışın içinde umarsızca ilerlerken kanatları taktığının bile farkında olmadan gökyüzünde uçarak dans edebilmektir.

 

Sevgilerimle,
Gamze Sağıroğlu

Benzer Yazılar

  • Yaşam enerjini topla, önce kendini iyileştir

    Yaşam enerjini topla, önce kendini iyileştir

    İnsan kendi içsel gücünün bilincinde olduğunda kendi varlığının kaynağından ilham alarak, yaratıcılık yeteneğini harekete geçirir.
  • İstediklerimiz neden gerçekleşmiyor?

    İstediklerimiz neden gerçekleşmiyor?

    İnsanlar değişmek, değiştirmek istiyor ve en önemlisi mutlu olmak istiyor. Daha zengin, daha mutlu, huzurlu ..Sevdiği işi yapmak, sevdiği şehirde sevdiği insanlarla yaşamak istiyor.
  • Sorun çözme tekniği

    Sorun çözme tekniği

    Hz. Ali der ki: 'Senin ilacın sende olduğu halde bilmiyorsun. İlletin de yine sende olduğu halde görmüyorsun. Sen kendini küçük bir cisim sanırsın. Halbuki büyük alem sende saklıdır, bilmiyorsun.'Sevgili okurlarım;
  • Antik Mısır'da inisinasyon

    Antik Mısır'da inisinasyon

    Merhaba sevgili okurlar, İnisiyasyonda töreni tamamlayan üstat bir birey olarak hareket edemez. O bir zincir halkasıdır...
  • Geçmişin kapanından nasıl kurtuluruz?

    Geçmişin kapanından nasıl kurtuluruz?

    Merhaba sevgili okuyucularım, Bedeni hayatta tutmak için evrilmiş beynimiz, geçmiş deneyim ve bilgilerini kullanarak gelecek hakkında tahminlerde bulunur. Amacı hayatta kalmak olduğundan dolayı, güvende olmak ön plandadır. Bu durum, zihni…

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

 

Pablo Escobar

Kategorilerden Seçmeler

FACEBOOK

TWITTER

LINKEDIN