Ayşegül Savaş

Ayşegül Savaş

Eposta: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Sevgili okuyucularım uzun bir aradan sonra tekrar merhaba,
İzafi dünya dediğimiz,yaşam koşullarımızı gerçekleştiren,bize sosyal statü ve kimlikler getiren maddi dünyanın işleri ile dolu olan sorumluluklarımızla o kadar meşgulüz ki,Ruhani olanı ve maneviyatı iyice derinlere gömdük bir çoğumuz.
Orta Asya ritüellerinin inanışlarına göre, çiçeklerin suları ile yıkananlar,genç ve sağlıklı olurlarmış. Nerolla Prensesi 18.yüzyılda adını verdiği Portakal çiçeklerinin kokusu ile tarihe imzasını atmış bir kadın. Toplantılarına gitmeden önce ellerine,bileklerine sürdüğüp Portakal çiçeği özü ile giydiği beyaz eldivenlerinden yükselen bu şifalı kokular,herkesi etkiler,herkesin Prensesi çok sevmesine neden olmuş.
Çocuklarımız evrenin saf enerjisi, neşesi, canlılığı, saflığı, pırıl pırıl zihni ve ruhu ile parlayan yaşam enerjilerimiz. Bir Çiçek kadar naif, saf, rengarenk, mis kokulu çocuklarımız. Henüz anne karnında iken kurulan yüksek temas 2.Çakra alanında hayat bulur. Yaratıcılığımızı simgeleyen bu eterik alan, ebeynliğimizle doruğuna ulaşır.
Korku ile baş etmek için ortaya konan davranışlar,mantıksal olmaktan çok refleksif tepkiler dediğimiz tepkilerdir. Hiçbir mantığa sığmayan,saf kendini koruma enerjisi ile donatılmış bir korunma refleksi diyebiliriz. Bazen güçlü tehlikeler karşısında korunmak gibi ya da deprem olduğunda insanların camlardan aşağılara atlamaları gibi refleksif.
Naif, narin, hassas gibi kelimelerde karşılığını bulan Çiçekler. Titreşim güçleri ile ruhumuza destek veren, o hiç beklenmedik titreşim gücü, şifası çiçekler. Bizi her defasında hayran bırakan çiçekler. Yaşam enerjisi, yüksek akışlı, saf titreşimler.
Hiç durmadan saldırıyoruz, birbirimize, etrafımızda ki her şeye. Her şeyi üzerimize almak gibi bir ruh halimiz var sanki. İzafi dünyanın değerlerine öyle sıkı sıkıya yapışmışız ki bizi yok eden metropollerin içinden bile çıkıp özgür bir yaşam biçimi kuramıyoruz.
Yer kabuğunun oturması zaman alır, bu genç tohum, toprak ana içinde biçimlenirken, filizler mevsimsiz  patlayabilir, düşler gerçekle buluştuğunda,uyumsuz olanın kaosu ile tanışılır.
Her çiçek farklı titreşim ve frekanslarla enerjilerini yayar. Her Çiçek Terapisinde farklı titreşim ve türlerde ki çiçek özleri kullanılır. Bazen güçlü bir Sedir ağacının çiçekleri şifa olur yaralarımıza, bazen de bir küçük Kasıkotu (agrımony) bazen de Zeytin ağacının çiçekleri.

Kategorilerden Seçmeler